|
Bazen bir yazar çıkar ve tüm dünyayı şaşırtır. Ama
buna en çok şaşan da kendisi olur. Örneğin
J.K. Rowling. Daha önce hiçbir
başarısı bulunmayan bu kadının, çocuğunun masraflarını karşılama umuduyla
kaleme aldığı kitaplarla tarihin en çok satan yazarı olacağını kim tahmin
edebilirdi? Bununla da kalmadı, filmleriyle, oyunlarıyla, yan ürünleriyle kısa
zamanda dev bir sektöre dönüştü. Harry Potter'ın ilk cildi üzerinde çalışırken
bir falcı kendisine geleceği söylese, Rowling onu alaycı bir ifadeyle, pek
ciddiye almadan dinlerdi sanırım. Belki de falcının hayal gücünün
kendininkinden bile daha geniş olduğunu düşünürdü!
Bundan 26 yıl önce, bir başka yazar da aynı şekilde dünyayı şaşırtmayı
başarmıştı. O güne kadar ünü olmayan bir radyo programcısı, birdenbire koca
galakside, ölüm ve uğrunda savaşılan inançlar dahil, aklımıza gelebilecek
hemen her şeyle dalga geçen kitaplarla çıkmıştı ortaya. Kibar bir dille de
olsa, birçok önemli bilimkurgu eserini de alaylarına konu etmekten
kaçınmamıştı. Bu kitapların ilk günden en çok satanlar arasına girmesini, daha
önemlisi gün geçtikçe kendine özgü bir kültür yaratmasını kim beklerdi?
Kendisinin beklemediği açık. Nicholas Wroe, Guardian'da, Douglas Adams isimli
bu cin fikirli yazarın kazandığı başarı karşısındaki tepkisini şöyle
aktarıyor:
'Önsevişmesiz orgazm'
Douglas Adams 1979 yılında, Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni yayımlandıktan
hemen sonra, Soho'da bilimkurgu kitapları satan küçük bir dükkânda imza gününe
davet edilir. Oraya doğru arabasıyla yol alırken bir tür gösteriyle önü
kesilir. "Trafik tıkanmıştı ve her yerde insan kalabalığı vardı" diye anımsar.
Adams zorlukla içeri girebildikten sonradır ki kalabalıkların kendisi için
toplandığını fark eder.
Ertesi gün yayımcısı kendisini arayarak Londra Sunday Times'ın en çok satanlar
listesinde birinci sırada olduğunu bildirir ve o andan sonra hayatı tamamen
değişir. "Everest'in tepesine helikopterle bırakılmak gibi bir şeydi bu" der
Adams, "ya da bir ön sevişme olmaksızın orgazm yaşamak gibi!"
1952 doğumlu İngiliz yazarın hayatı, Cambridge'de, hemşire bir anne ve
öğretmen bir baba ile başlar. Babası zaman içinde lisansüstü ilahiyat
öğrencisi, tahliye edilmiş suçluların gözetim memuru, en sonunda da yönetim
danışmanı olacaktır. Adams bunun "çok çok tuhaf bir gelişme" olduğunu anlatır,
"Babamı tanıyan herkes, onun yönetime dair hiçbir şeyden anlamadığını
söyleyebilir!" Çocukluğu ekonomik sıkıntılar içinde geçer, doğumundan çok
geçmeden Doğu varoşlarda yaşamak üzere Cambridge'den ayrılırlar. Beş
yaşındayken ebeveynleri boşanır. Küçük kızkardeşiyle birlikte annesiyle kalır.
Ebeveynlerinin yeniden evlenmesiyle hayatına bir de üvey kardeşler girer. Bu
zorlu çocukluk, belki de ileride şöhrete ve büyük bir servete kavuşunca, har
vurup harman savuran bir yaşam tarzı tutturmasında önemli etkenlerden
olacaktır.
İlk tutkusu yazmak değil, müzik olmuştur Douglas Adams'ın. Gitar çalmayı, eski
bir Paul Simon albümünden karmaşık gitar kalıplarını nota nota kopya ederek
öğrenmiştir. İdolu ise o zamanların ünlü grubu Beatles'tır, hatta bu konuda
öyle fanatiktir ki, Penny Lane piyasaya çıkıp da henüz radyoda çalınmadan önce
onu dinleme fırsatı olmuş bir çocuğu, melodisini mırıldanmayı kabul edene
kadar arkadaşlarıyla birlikte iyice bir hırpalar!
Yazarın üzerinde bir başka önemli etkiyi de modern İngiliz komedisinin önemli
temsilcilerinden Monty Python grubu yapar. Komik olmanın, akıllı insanların
hem kendilerini ifade edip hem de diledikleri kadar saçmalayabilecekleri bir
yol olabileceğini keşfedişini "bir aydınlanma anı" olarak tanımlar ve kafasına
koyar : Onlar gibi oyuncu - yazar olacaktır. Üniversitede oyuncu olarak
kendinden memnun kalmayınca, yazarlığa ağırlık verir, esprili skeçler kaleme
alır. Yazdıkları ileride hayranı olduğu Phyton üyesi Graham Chapman'ın
dikkatini çekecek ve onunla yaklaşık bir yıl çalışma fırsatı olacaktır. Daha
sonra bir süre işleri ters gidecek, kümes temizleyiciliğinden korumalığa
farklı işlerle karnını doyuracak, kurtuluşu ise radyo için hazırladığı
eğlenceli Otostopçu skeçleri ile bulacaktır. Ta ki asıl çıkışını, bu radyo
programından esinlenerek kaleme aldığı Otostopçu'nun Galaksi Rehberi ile
yapana kadar. Bu serinin beş kitabı da en çok satanlar arasına girer, toplamda
15 milyondan fazla okura ulaşır ve Amerikalı yayımcılar kendisine iki milyon
doların üzerinde avans ödemesi yaparlar. BBC tarafından TV dizisine
dönüştürülür, bilgisayar oyunu yapılır, birçok hayran kulübü kurulur. Sinema
versiyonu ise bir sürü ertelemenin ardından, elbette yine ertelenmezse, bu sene
vizyona girecek.
İlham kaynağı: diğer eserler
Otostopçu'nun Galaksi Rehberi hem bir bilimkurgu hem de bir mizah başyapıtı.
En büyük ilham kaynağı ise diğer ünlü bilimkurgu eserleri, ne zaman bir fırsat
çıksa onlarla tatlı tatlı dalga geçiyor. Öykü mülayim bir banliyö sakini olan
Arthur Dent'in evinin kestirme yol inşası nedeniyle belediye tarafından
yıkılmasını engellemeye çalışmasıyla Yerküre'de başlar. Arkadaşı Ford
Prefect'in Betelgeuse yakınlarındaki bir gezegenden geldiğini açıklaması ve
yeni bir hiperuzay ekspres yolu yapımı için Yerkürenin de yıkılmak üzere
olduğu konusunda yaptığı uyarının ardından, Dent kendini uzay boşluğunda
bulur. Bir Vogon uzay gemisine otostop yapan iki arkadaş, hayat, evren ve her
şey hakkında 'genellikle güvenilir' bir başvuru kaynağı olan Otostopçu'nun
Galaksi Rehberi'ni kullanmaya başlarlar.
Ve yolculukları, her durakta biraz daha çığırından çıkarak, son derece ilginç
karakterlerin katılımıyla doludizgin devam eder. Depresyon geçiren robotlar,
işbirliğine yanaşmayan asansörler, 'fazlasıyla' zeki otomatik kapılar ve daha
nicesi. Bu rehberde yıkılmasına engel olunamayan dünyamız hakkında sadece iki
kelime yer almaktadır: "Çoğunlukla Zararsız."
Google'un ismi nereden geliyor?
Douglas Adams, zenginliğe kavuştuktan sonra para harcamayı, özellikle de
teknolojik oyuncaklar satın almayı son derece sevdiğini fark etmekle birlikte,
cinlikler üretmeye de ara vermez. John Lloyd ile birlikte hazırladığı
eğlenceli sözlük Meaning of Liff'in ve özgün buluşu H2G2 sitesinin tüm dünyada
benzerlerinin türemiş, bizim meşhur Ekşi Sözlük'e de ilham kaynağı olmuş
olması, yazarın popüler kültüre etkisine iyi bir örnek. Ama sadece bu kadarla
kalmaz. IBM'in geliştirdiği ilk satranç oyuncusu bilgisayar Deep Thought
(Derin Düşünce) adını Otostopçu'nun Galaksi Rehberi'nde evreni 7.5 milyon yıl
gezip sonunda hayatın anlamının yalnızca kırk iki sayısı olduğunu bulan
bilge(!) bilgisayardan alır. En tanınmış internet arama motoru Google'un ismi
de yine bu kitaplarda geçen eğlenceli Googol sayısından gelir.
Douglas Adams, arkasında birçok keyifli kitap ve olmadık yerlerde karşımıza
çıkan şaşırtıcı izler bırakarak 2001'in Mayıs'ında, genç sayılabilecek bir
yaşta aramızdan ayrıldı. Ama şimdi kendisine yakışan bir şakacılıkla, öte
diyardan bize yeni bir kitap gönderiyor. Tamamlayamadığı romanı, editörleri
tarafından bilgisayarında bulunan notları ve çeşitli yerlerde yayımlanmış
yazıları ile harmanlanarak, ortaya yazarın zekasını ve espri yeteneğini
yeniden kanıtlayan bir derleme haline getirilmiş. Sadece kurgusal bir kitap
değil. Aslında büyük bölümü, yazarın mektupları, gazete yazıları ve ilginç
söyleşilerinden oluşuyor. Her türlü iletişimde romanlarındaki eğlenceli üslubu
koruyor Douglas Adams. Dili kullanışı da gerçekten etkileyici. Bu arada köşe
yazılarından yazarın tüm o esprili üslubu altında hayata ve bilime ne kadar
derin bir bakışı olduğunu da yakalıyoruz. Birçok 'ciddi' yazardan daha
düşünülesi fikirler sunuyor bizlere. Galakside çekilen bu son otostopun adı:
Kuşkucu Somon. Bence sevenleri bu derlemeyi, hayata daha neşeli ve son derece
özgün bir açıdan bakmak isteyenler ise tüm seriyi, okuyacakları kitaplar
arasına not etmeli. |