Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Dune ve Zaman Çarkı

Esin Çoşkun

Robert Jordan'ın Zaman Çarkı serisinin ilk kitabı Dünyanın Gözü, kitabı okuyanların da dikkatini çekmiş olacağı gibi, büyük oranda Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi'ni andırır. Öykü, tıpkı Yüzüklerin Efendisi'nde olduğu gibi küçük bir köyde başlar. Burada, Hobbitler söz konusu olmasa da, dünyanın ve insanlığın geleceği bu küçük köyde yaşayan üç delikanlıya bağlıdır. Gerçekten de bu üç delikanlı, onları bulan ve ne olduklarını fark eden bir Aes Sedai'nin gözetimi ve yönlendirmesi altında 'Karanlık Varlık'ın peşlerine taktığı hizmetkârlarından kaçarak, dünyanın ve insanlığın kaderini etkilemek üzere köylerinden ayrılıp uzun yolculuklarına başlarlar.

Öykünün başlangıcı görüldüğü üzere Yüzüklerin Efendisi'ni anımsatıyor. Zaten Robert Jordan da, kendisiyle yapılan bir röportajda, bilinçli olarak böyle bir başlangıç yaptığını ifade ediyor. Böyle bir başlangıcın okuyucuyu çekeceğini, onları tanıdık bir atmosfere sokacağını düşündüğü için. Ama Yüzüklerin Efendisi ile Zaman Çarkı arasında başlangıçta dikkati çeken bu benzerlik daha fazla ileri gitmiyor, gerçi fantastik kurguların belkemiğini oluşturan birtakım şeyler, iyi ve kötü arasındaki mücadele, kahramanlık mitosu, yolculuklar gibi...

Bu paralelliklere rağmen Zaman Çarkı özgün, çok boyutlu ve renkli dünyalar yaratmayı başarıyor, özellikle de Jordan'ın kitaba getirdiği felsefi boyut sayesinde. Ve bu nokta da Jordan'ın Zaman Çarkı serisi diğer fantastik kurgulardan ayrılarak, bilimkurgunun en çok sevilen ve okunan kitaplarından biri olan Dune serisine yaklaşıyor. Gerçekten de Zaman Çarkı'nı hevesle okumamın ve serinin diğer kitaplarını heyecanla beklememin en büyük nedenlerinden biri bu oldu. Frank Herbert'ın Dune serisi kanımca bilimkurgu türünde yazılmış en mükemmel kitaplardan biri, hatta daha da ileri giderek, tür farkı gözetmeden Frank Herbert'ı klasik yazarlar arasında saymak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Herbert'ın her şeyden öte bir düşünür, bir yazar olarak toplumbilim, din, siyaset özellikle de genetik ile çevresel sorunlar konularında getirdiği yaklaşımları, öne sürdüğü düşünceleri ve bunları mükemmel bir entrika ve kurgu içinde okuyucuya sunması onun bu yeri hak etmesini sağlıyor.

Bir hatırlatma yapmak gerekirse, Dune serisinin özünde din ve Mesih kavramının yanı sıra enerji ve enerji üzerindeki kontrole bağlı olarak güç ve yine gücün yani servetin kimin elinde yoğunlaştığına bağlı olarak siyaset ile iktidar üzerine çok boyutlu bir düşünme vardı. Özellikle de bu iktidar, dünyevi iktidarı ve göksel, yani manevi iktidarı kendinde birleştiriyorsa. Herbert, bu türden bir dinsel iktidarın oluşturulması ve yayılması konusunda geniş boyutta düşünürken, Mesih yani kurtarıcı kavramını oluşturan inanışların köklerine iniyor, bu inanışları doğuran nedenler üzerinde göksel bir açıklama getirmekten öte, doğuşlarında insanların oynamış olabilecekleri rolleri gözler önüne seriyordu. Gerçekten de onun Bene Gesseritleri, genetik üzerine deneyleri ve din ile politika konularındaki yetenekleriyle insanların ve dünyaların yaşamlarını, kaderlerini kontrol eden, kendi içinde kapalı ve gizemli bir kadın örgütü olarak kendini gösteriyordu. Ve Robert Jordan da, belki de büyük oranda Frank Herbert'tan etkilenerek Zaman Çarkı'nda karşımıza Bene Gesseritlerin bir tür yansıması olan Aes Sedai'leri çıkarıyor. Aes Sedai'lerin oluşturduğu örgütün iç ve dış işleyişi büyük oranda Bene Gesserit örgütününkine benziyor.

Herbert ve Jordan farkı

Din ve politika yoluyla ulusları, dolayısıyla insanları etkilemek ve kontrol etmek. Ve elbette tıpkı Bene Gesseritlerin yaptığı gibi insanlığın kurtuluşu için gelecek olan Mesih'e dair kehanetleri yaymak ve geldiğinde onu kontrol etmek. Jordan, Zaman Çarkı serisinde Herbert'ın yaptığı gibi bir Mesih miti oluştururken, Herbert'ın yaptığından farklı olarak reenkarnasyona başvuruyor.

Belki de türler arasındaki, yani bilimkurgu ve fantastik kurgu arasındaki ayrımın ortaya çıktığı en önemli noktalardan biri bu, çünkü Herbert Mesih'in ortaya çıkmasında genetikten yararlanırken, Jordan bunu reenkarnasyona bağlıyor. Ama bunun dışında Mesih mitosu tıpkı dünya tarihinde görüldüğü şekilde işliyor. Hatta Jordan, kendi Mesih'i Yenidendoğan Ejder'i kendi halkının arasına yerleştirirken on üç klandan bahsediyor. Ve bu on üç klanın bir tanesi 'Olmayan Klan' olarak anılıyor.

Yahudi tarihine ve Museviliğe dair bilgimin geniş olduğunu iddia edemem, ama İsrailoğullarının on üç klanından ve bu klanlardan birinin 'Olmayan Klan' ya da 'Kayıp Klan' olarak adlandırıldığından bahsedildiğini sanıyorum. Ve elbette, 'Kıyamet' ve 'Yeniden Doğuş' inanışları hem Hıristiyanlıkta, hem de Musevilikte var. Herbert'ta da, Jordan'da da dikkatimi çeken, her iki kitabın Mesih'inin de sahiplendiği ya da sahiplenildiği halk oldu. Çünkü gerek Herbert'ın Fremenler'i, gerekse Jordan'ın Aiel'leri Yahudilere benzedikleri kadar Araplara da benziyorlar. Her ne kadar Jordan'da Müslümanlığa dair bir atıf yoksa da, Herbert'ta Müslümanlığa ve Araplara yoğun göndermeler vardır. Ve dikkat edildiğinde her iki kitapta da Mesih'e sahip çıkan ya da Mesih tarafından sahip çıkılan halk, Müslümanlara, hatta daha çok Araplara benzer.

Özellikle de Jordan'ın Aiellerindeki çokeşlilik gibi birtakım uygulamalar açısından. Bunun dışında bir diğer benzerlik, sert topraklar ve bu sert toprakların şekillendirdiği sert insanlar üzerinedir. Darwin'in 'doğal ayıklanma' teorisi, coğrafi koşullara ve yaşam şartlarına ayak uyduramayanların eleneceği ve sadece güçlü olanların varlıklarını sürdürebileceği teorisi her iki yazar tarafından da kullanılır. Elbette bu Herbert'ta daha baskındır ve felsefi açıdan Herbert, Jordan'a göre çok daha derin ve geniş boyutlu bir düşünmeye ulaşır. İnsanlığın ve dünyaların geleceğini, yani genel olarak varoluş problemini iyi ve kötü arasındaki bitmez mücadele açısından ele almak gibi basit bir bakış açısına saplanmaz.

Ve tanrılar öne çıkar

Zaten bu da türler arasındaki farklılıklardan biridir. Fantastik kurgunun klişeleri arasında yer alan bu olgu, aslında daha derine inildiğinde, Tolkien her ne kadar öyle olmadığında ısrar etse de, İkinci Dünya Savaşı'na dayandırılır. Hitler karşısında, kötünün karşısında birleşmiş, iyinin yanında yer alan uluslar. Ama daha geniş bir açıdan bakılırsa iyi-kötü mücadelesi kökeninde şeytana karşı verilen mücadeledir ve biraz daha eşelendiğinde, bence, kökeninde Mesih inanışından çok kahramanlık mitosu olduğu görülür. Sonuçta, kahramanlık mitosu, tek tanrılı inanışlardan çok önce de vardır ve özellikle de Yunan mitolojisi bize bunu verir. Yine de, mitolojide de tanrılar ve yarı tanrılar inanışının ön plana çıktığını hatırlamak gerekir.

Henüz Mesih yoktur, ama tanrılar ya da yarı tanrılar birbirleriyle sonsuz bir döngüde, iyilik ya da kötülük adına mücadele ederler. Bu bakımdan belki de türleri böyle bir bağlama göre ayırt etmek doğru olmayacaktır, çünkü böyle düşünülürse çıtayı çok daha gerilere, neredeyse insanlık tarihiyle birlikte başlayan inanışlara kadar geri götürmek gerekir. Ama fantastik kurgu tüm diğer türlerden çok daha fazla kendini bu noktada belli eder. Ve elbette büyücüler, cüceler, elfler, troller gibi değişik ırklar ve büyü ve kılıç mitleriyle...

Jordan'ın Zaman Çarkı serisi bu noktada türün özelliklerini yansıtır, ancak yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi, birçok noktada da türü aşar. Özellikle de felsefi ve toplumsal boyutu açısından. Jordan, değişik toplumlar ve toplumların inançları, gelenek ve görenekleri bakımından çok renkli ve geniş bir yelpaze sunar. Neredeyse dünyadaki toplumların bir yansımasını oluşturur ve bu birçok ulus, politika ve entrika açısından daha az karmaşık değildir. Herbert'ta olduğu gibi güç ve iktidar meselesi Jordan'da ön plandadır. Öte yandan, Zaman Çarkı'nın Zaman Çarkı serisiyle paralellikleri bir yana, kitaplar gerek bağlamsal özellikleri, gerek olay örgüleri, gerekse kurguları açısından oldukça özgün ve okuyucuları tatmin edecek bir yetkinliğe sahip.

Bugüne kadar Robert Jordan'ın Zaman Çarkı serisinden dört kitap Türkçeye çevrildi: Dünyanın Gözü, Büyük Av, Yenidendoğan Ejder ve Gölge Yükseliyor. Serinin beşinci kitabı Göğün Ateşleri ise kısa süre önce kitapçılardaki yerini aldı. On iki kitaptan oluşması düşünülen Zaman Çarkı serisinin, tüm bu özellikleri nedeniyle, fantastik kurgu okurları bir yana, özellikle de Frank Herbert hayranları tarafından sevileceğini düşünüyorum. Ve nüansları kaçırmayanların bu kitaplarda çok şey bulacağını tahmin ediyorum.

Radikal Kitap - Nisan 2005
Esin Çoşkun
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta