|
Geleceği düşünüyorum, uzak, çok uzak geleceği,
mesela günümüzden 11 bin yıl sonrayı: İnsanlık bütün bir
galaksiye yayılmış ve milyonlarca gezegene dağılmış durumda,
tek bir imparatorluk tarafından yönetiliyor. İnsanların bir
zamanlar bir gezegende evet sadece tek bir gezegende
yaşadıkları günler unutulup gülünesi bir mitolojiye
dönüşmüş, teknoloji ne kadar ileri gidebilirse o kadar
ilerlemiş, dünyayı ele geçirmesinden korkulan robot meselesi
çoktan çözülüp tarihin unutulan sayfalarına yazılmış...
Olabilir mi? Aslında çok da ütopik gelmiyor değil mi bu
yazdıklarım. Hatta günümüzden 11 bin yıl sonrası için gayet
makul ve mazbut görünüyor bile diyebilirim kendi adıma. Ne
de olsa teknoloji, nüfus artışı, robotlar, yaşamak için
başka dünya arayışları bugünün meseleleri sayılır, yani 2004
dünya yılının. Ama bundan 60 yıl önce yani dünya yılı
1942'de böyle bir öngörüde bulunsaydım ve bu öngörülerimi
kurgulayıp kağıda dökseydim ne olurdu peki? Yanıt yine çok
kolay değil mi, elbette bilimkurgunun babalarından biri
sayılırdım. Mesela Isaac Asimov gibi. Ve elli dünya yılı
boyunca bilimkurgunun merkez figürü olurdum...
Bana bütün bunları düşündüren, hayal ettiren
Isaac Asimov'un (anısına ve adına adanan Robot Asimo'nun bu
aralar Türkiye'de olması değil elbette) meşhur 'Vakıf'
dizisi. Çok sevilen, çok okunan ama hâlâ tam olarak
Türkçe'ye çevrilmemiş olan bilimkurgu dizisi. Ama sebebi
dolayısıyla, iyi bir haberi de barındırıyor bu serzenişli
cümle. Çünkü tamamı yedi kitaptan oluşan 'Vakıf Dizisi'nin
tamamını basmak üzere kolları sıvayan İthaki Yayınları,
dizinin ilk kitabını, 'Vakıf
Kurulurken'i, yayımladı.
Bilenler bilirler 'Vakıf Kurulurken' dizinin ilk kitabı
değil, dizinin altıncı ve Asimov hayattayken son basılan
kitabı. Biraz kafa karıştırıcı değil mi? Ama konu da bu
zaten, Asimov'un daha doğumundan başlayan, tüm eserlerine ve
hayatına yayılan karışıklık. Sürekli yazma, akıldaki
binlerce fikirle ne yapacağını bilememe hali. Yine de önce
doğumdan başlayayım.
Büyük açıklayıcı
Isaac Asimov'un doğum tarihi tam olarak belli
değildir. Ocak 1920 olarak tahmin edilir. Hayatı boyunca hiç
Rusça öğrenmeyecek ve kendisini hep ateist olarak
tanımlayacak olsa da Rus asıllı bir Yahudidir o. New York'ta
büyümüş, kimya okumuş ve hatta biyokimya profesörü olmuştur.
Eğitiminin yanı sıra basılan ilk bilimkurgu
hikâyesini henüz on sekiz yaşındayken yazar Asimov. Ve yirmi
yaşına geldiğinde, yani ilk hikâyesinin basılmasından sadece
iki yıl sonra, otuz ikinci öyküsü yayımlanır: 'Nightfall'.
Bilimkurgu yazınını bir tür olarak dünyaya kabul ettirecek
metinlerden biridir bu ve o zamana kadar yazılan en iyi
bilimkurgu hikâyesi seçilir. Bu hikâye Asimov'un kariyerinde
bir çığır açacaktır.
1958 yılına kadar bilimkurgu hikâyeleri yazan
Asimov'un edebiyat kariyeri pek çok farklı periyoda
bölünebilir. 1957'de tamamladığı ikinci 'Robot' kitabı 'Naked
Sun'dan sonra daha çok edebiyat dışı kitaplar yazan Asimov
1958 ile 1982 arasında sadece dört bilimkurgu romanına imza
atar. Bu dönemde yazdığı popüler bilim yazıları ona bilimde
'Great Explainer' (Büyük Açıklayıcı) ünvanını kazandırır.
Shakespeare, İncil ve tarih üzerine yaptığı incelemeler bu
döneme aittir. Kariyerinin ikinci yarısı 1982'de başlar ve
bu yıldan sonra edebi yaşamı sadece daha önce yazdığı
bilimkurgu dizilerini bitirmeye çalışmakla geçer. 1992
yılında bay-pass ameliyatı sırasında yanlışlıkla aids'li kan
verilmesi sonucu yaşamını yitiren Asimov'un bilimkurgu
dizileri ölümünden sonra bir araya getirilmiştir.
Onun için sıradışı bir yazar demek aslında onu
biraz hafife almak demek. Asimov demek, bilimkurgu, popüler
bilim, tarih, gizem, şiir, din üzerine yazılmış tam beş yüz
metin, Selectronic III IBM daktilosunun başında, sabah
07.00'den akşam 22.30'a kadar yazarak geçirilen saatler,
günler demek. Ve hayal gücünü yazıya geçirecek cesaret...
Altınçağ
1940-1950 arasında geçen yıllar Asimov'a göre
onun 'Altınçağ'ıdır. İki büyük bilimkurgu dizisine 'Vakıf'
ve 'Robot'a bu tarihler arasında başlar. Daha çok eğlencelik
saf macera gibi görünen bu dizilerde insanlığın teknolojik
ve toplumsal sorunlarına dair çözümler ön plandadır. Bu
dizileri bu denli çekici kılan da budur belki de. Çok
uzaklarda bilinmeyen bir zamanda bilinmeyen gezegenlerde
geçmez Asimov'un öyküleri. O, buralara dair, insanlığa ve
onun geleceğine dair hayaller kurmuş, öngörülerde
bulunmuştur. Ama kulağa çok masumane gelen bu cümlelere
bakmayın siz, öyle bir hayal ki insanoğlu henüz aya gitmeden
başka gezegenlerde koloniler kurmayı, öyle bir öngörü ki
daha tost makinesi yeni icad edilmişken görünüş olarak
insandan ayırt edilemeyen robotlara tüm galaksiyi emanet
etmeyi barındırır içinde.
Ancak bu bilimkurgu yapıtlarında hiç seks ve
uzaylı olmaması bugün bile eleştiri konusudur. İçinde hiç
uzaylı olmayan, sadece insanlardan ibaret bir geleceği
kabullenmek bizim için zor tabii. Bir de kadın karakterler
meselesi var ki bu da Asimov'un edebiyata olan yaklaşımını
açıklar kanımca. Asimov'un kadınları her zaman tek boyutlu
olmakla suçlanır. Ama o zaten her seferinde yüksek edebi
kaygılarla yazmadığının altını büyük bir samimiyetle
çizmiştir ki bir erkeğin kadın karakter yaratması ve onu
derinleştirmesi tam da bu kaygıda yatar.
Asimov ise bir erkektir ve erkek gözüyle
tanıdığı dünyayı erkek gözüyle öyküleştirmiştir sadece.
Asimov'un kurgularının 'paternalist' yani ataerkil temalara
dayanması da yine onun bu bakış açısından kaynaklanır.
Ustanın dehası daha çok geleneksel öyküleme çerçevesinde,
belli bir mantıksal tutarlılıkta, pek fazla duyusal ve
görsel referans vermeyen ilginç fikirler geliştirebilmesinde
yatar. Bu, 'Robot' ve 'Vakıf' dizilerini efsaneye dönüştüren
etkenlerden biridir aynı zamanda.
Dine hiçbir zaman inanmayan Isaac Asimov'a
göre "dini temalar olmaksızın bilimkurgu yazmak
olanaksızdır" ve yazar çıkışı hakim dini inanışlara karşıt
söylemler içeren öykülerde bulmuştur. Ancak Asimov ve
kitapları için tamamen dine karşıdır demek yine de mümkün
değildir. O, yapıtlarında dini toplumsal bir sistem olarak
alıp sorgulamış, dini masaya yatırmış ve onu gelecek zamanda
deney kobayı haline getirmiştir.
İlk robot hikâyesinde bir robot dadıyı anlatan
ve zamanla işi insanlığı yöneten robotlara kadar ilerleten
Asimov'un 'Vakıf' ve 'Robot' dizileri için nihai amacı
aslında onları farklı kurgusal evrenler içinde yazmaktı.
Ancak 80'lere gelince yazdığı kitaplar arasında belli bir
tutarlılık sağlama gerekliliği duymuş, hatta bu
gereklilikten sıkılıp özellikle 'Vakıf' dizisini pek çok kez
bitirmeye çalışmış ve sonuç olarak da iki diziyi birbirine
bağlamıştı.
Asimov, 'Vakıf' dizisini 'Edward Gibbon'ın
'Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi'
(Arkeoloji ve Sanat Yayınları) üzerine yazdığını söyler. Bu
da Vakıf'taki son derece ileri bir teknolojiye sahip
Galaktik İmparatorluğun neden feodal ve merkeziyetçi bir
siteme sahip olduğunu bir anlamda açıklar. Dev bir
imparatorluğun başdöndürücü hikâyesi, zenginlikten ve
gelişmişlikten kaynaklanan etkileyici çöküş süreci.
Kahramanımız Hari Seldon ve onun yedi kitap
boyunca okuru peşinden sürükleyen ünlü 'psikotarih'
kuramıdır. Psikotarih, toplumların geleceğini tarihe ve
kuantum fiziğine dayanarak tahmin edilebileceğine dair bir
kuramdır. Ancak bu tahminleri yapabilmek için toplumların bu
kuramdan bağımsı bir şekilde, doğal olarak hareket etmeleri
gerekir. Hari Seldon psikotarihin gelişimini kontrol etmek
için aslında iki vakıf kuracaktır. Birinci Vakıf halktır.
İkinci Vakıf ise bir sır. Bilinmeyen faktörlerle uğraşan
İkinci Vakfa Hari Seldon dahil değildir. Bu büyük şema
dizinin ilerleyen kitapları içinde ortaya çıkan mutand bir
savaş lordunun ortaya çıkmasıyla yıkılacaktır. Çünkü bu
savaş lordu zihin kontrolü yöntemiyle galaktik tarihe yön
verecek; yani kutsal robot yasalarını yıkacaktır...
'Vakıf
Kurulurken' kaçıncı kitap?
Dizinin en etkileyici kitapları Asimov'un
50'lerde yazdığı ilk üçlemedir. 'Vakıf', 'Vakıf ve İmparatorluk' ve 'İkinci Vakıf'. Daha sonra 1982'de 'Foundations
Edge', 1986'da 'Foundation and Earth', 1988'de 'Prelude to
Foundation' (Vakıf Kurulurken) ve son olarak da 'Forward the
Foundation' gelir ki bu son roman yazarın ölümünün ardından
eşi tarafından yayıma hazırlanıp basılır. Peki biz niye
dizinin birinci kitabı olarak aslında sondan bir önceki
kitap olan 'Vakıf
Kurulurken'i okuyoruz. Asimov hayatının
son yıllarını 'Vakıf' dizisindeki kurgusal uyuşmazlıkları
toparlamaya çalışarak geçirmişti.
Ancak hem bu işten nefret ediyor hem de kendi
deyişiyle işin içinden çıkamıyordu. Bunun üzerine okurlarına
diziyi dahi iyi anlayabilmeleri ve daha keyifle okumaları
için yeni bir okuma sırası önerdi. 'Vakıf Kurulurken' bu
listenin birinci kitabı oldu. İthaki Yayınları da diziyi
Asimov'un önerdiği okuma sırasına göre basıyor. Eğer diziyi
Asimov'un yazdığı sırayla okumayı tercih ederseniz artık
biraz beklemeniz gerekecek.
'Vakıf Kurulurken', adından da anlaşılacağı
gibi, Vakıf'ın ve psikotarihin kuruluşunun, kahramanımız
Hari Seldon'un Galaktik İmparatorluğun sahnesine ilk
çıkışının hikâyesi. Yirmi beş milyon gezegenden oluşan
Galaktik İmparatorluğun baş gezegeni olan Trantor'a bir
matematik kongresi için gelmiştir Heldon'lu Hari Seldon ve
burada kendi oluşturduğu psikotarih kuramına dair etkileyici
bir makale sunmuştur. Bu sunumun hemen ardından da kendini
kırk milyar nüfuslu baş gezegen Trantor'un bekçiliğini yapan
yirmi beş milyon gezegenin imparatoru Cleon I'in karşısında
bulur. Hari Seldon kısa bir süre içinde anlayacaktır ki hem
iktidar hem de iktidar karşıtı tüm etkin güçler artık onun
ve kuramının peşindedir. Yani geleceği kontrol etmenin... Ve
kaçış başlar. Henüz kendisinin bile emin olmadığı kuramını
hiçbir gücün çıkarına kullanmamaya çoktan karar vermiştir.
Ancak garip bir şekilde yollarının kesiştiği Hummin adlı
gazeteci onu önce kuramını geliştirmeye ve sonra da en büyük
güç olan insanlık adına kullanmaya ikna edecektir. Zira
büyük Galaktik İmparatorluk artık çökmek üzeredir.
Hari Seldon kaçışı sırasında insanlığın
çeşitli tarihi evrelerini andıran, farklı yapılardaki
bölgelere gider. Bu bölgelerin hepsi Trantor gezegenindedir
ancak hepsi bambaşka dünyalar gibidir. Bu farklılıklar onun
önünü açacak ve toplumların geleceğine dair karışık
kafasında ışık yakacaktır. Asimov bu bölgeler aracılığıyla
insanlığın bugüne kadar kurduğu toplumsal ve siyasal
sistemlere göndermeler yapar, onları olduğu gibi kabul eder,
çeşitli çözümler sunar. Hari Seldon'ın kaçışı sırasında
öğrendiği çok önemli bir şey daha vardır; robot efsaneleri.
İnsanlık milyonlarca yıl önce kendilerine benzeyen robotlar
üretip sonra da bunların kontrolden çıkmasıyla hepsini ve bu
teknolojiyi yok etmişlerdir. Ancak bazı bölgelerde insanlar
yirmi milyon yıldır yaşayan tek bir robot olduğuna
inanmaktadırlar. Hari, işte bu inanışın peşine düşecek ve
vakfını kuracaktır.
'Vakıf Kurulurken' son derece beklenmedik bir
biçimde, sabırlı okuyucuya sabretmesinin mükafatını vererek
sonuçlanıyor. Asimov, oyununu hiç beklenmedik bir anda, tüm
ümitlerin kırıldığı noktada oynuyor ve kısacası okurunu bir
tanesi yaklaşık yedi yüz sayfa tutan dizisinin içine çekmeyi
başarıyor.
Asimov'un Galaktik İmparatorluğu görkemli ama
gereğinden fazla gerçek, her bilimkurgu eseri gibi, edebi
bir kaçıştan ziyade, insanlığa bir uyarı niteliğinde, en
önemlisi de Asimov'un amacı ve inancıyla birebir örtüşüyor:
Toplumun başarıları ve sorunları insanlardan kaynaklanır
sadece ve insanoğlu hem tüm sorunlarından kendisi sorumludur
hem de bunları çözmeye muktedirdir. |