|
George Lucas, uzayda geçen fantastik bir macera olarak düşündüğü
'Star Wars'u ilk tasarlamaya başladığı sıralarda kuşkusuz filmin başarılı
olmasını umuyor, ama o yıllarda büyük başarı kazanmış filmler olan Coppala'nın 'Godfather'ının
ya da 'Apocalypse Now'ının, Spielberg'in 'Jaws'ının başarısına ulaşacağını ya da
onları geçeceğini belki de aklına getirmiyordu. Gerçekten de 'Star Wars'un Mayıs
1973 yılında tamamlanmış olan ve on üç sayfalık bir tretman şeklindeki ilk
taslağı ne kendi ajansı, ne United Artists ve ne de Universal Pictures
yetkilileri tarafından anlaşılmıştı. Nitekim bu şirketler Lucas'ın filmiyle
ilgilenmediler. Hatta Lucas'ın taslağını okuyup onay veren Fox şirketindekiler
bile filme dair büyük beklentiler içinde değillerdi ve bu yüzden de Lucas'ın
filmden kâr payı almasına, filmin devam haklarına, karakterlerinin ve müziğinin
lisans haklarına sahip olmasına izin vererek, ona isteği bütçenin yarısı kadar
bir bütçe ayırdılar. Ne var ki, ne onlar, hatta ne de Lucas (tüm öngörüsüne
rağmen) gelecekte olacaklardan habersizdi.
'Star Wars' serisinin ilk filmi olan 'Episode IV-Star Wars: A New
Hope', 27 Mayıs 1977 tarihinde gösterime girdiğinde muazzam bir ilgiyle
karşılandı. Dönemin en çok gişe hasılatı getiren filmi, bir Spielberg klasiği
olan Jaws'ın gişe rekorunu geride bırakırken, filmin kârından pay alan George
Lucas'ı da bir gecede milyoner ediyordu. Aslında George Lucas başlangıçta bir
Flash Gordon filmi yapmayı düşünmüştü. Ancak karakterlerin telif haklarını
alamaması üzerine, uzayda geçen epik bir macera tasarlamaya başladı. Ona göre bu
film, dönemin giderek bilime daha fazla yaklaşan ciddi bilimkurgu eserlerinden
farklı olarak uzay hikâyelerine eğlenceyi ve macerayı geri getirecekti. Nitekim
öyle de oldu. 'Star Wars', efektleri ve görsel şöleniyle, kurgusu ve müziğiyle,
karakterleri ve destansı anlatımıyla, ulaştığı temasal bütünlükle dört dörtlük
bir film olarak ortaya çıktı ve yüzyılın en iyi filmleri arasındaki yerini
aldığı gibi, çok geçmeden de bir 'Star Wars' kültü oluştu. Elbette böylesine
başarılı bir filmin taklitlerinin, radyo uyarlamalarının yapılması,
karakterlerinin film ve roman kahramanları olarak yeniden vücut bulması
kaçınılmazdı. Nitekim o dönemde ve daha sonra, 'Star Wars'ta yer alan birçok
karakterin telif hakları çeşitli kimseler tarafından satın alınarak bilgisayar
oyunlarına, filmlere ve kitaplara konu edildi. Bunlar arasında kitaplar özelikle
de devam filmlerinin gösterime girdiği tarihlerde tekrar gündeme geldi.
Amerikalı bilimkurgu yazarı Brian Daley'in yazdığı Han Solo'nun Maceraları
serisi de bunlardan biri. 1977 yılında ilk 'Star Wars' filminin gösterime
girmesinin ardından kaleme alınan bu kitaplar, ilk serinin unutulmaz
karakterlerinden Han Solo'nun ve ortağı ve dostu goril-adam Wookie Chewbacca'nın
maceralarını anlatıyor.
Han Solo'nun
maceraları
Gerçekten de 'Star Wars' serisinin çekilen ilk bölümlerine dönüp
baktığımızda en çok akılda kalan ve en çok sevilen iki karakterin Darth Vader ve
Han Solo olduğunu görüyoruz. Özellikle de, insanın iyi bir karakter olarak
kendini özdeşleştirmekte zorluk çekmediği Han Solo karakterinin. Böyle olunca
da, onun ve ortağı Wookie Chewbacca'nın kendi maceraları olması kaçınılmazdı ve
Brian Daley de bunu gören ilk yazarlardan biri oldu. Daley'in Han Solo'nun
Maceraları adlı serisi, klasik 'Star Wars' serisinin atmosferini ve epik
söylemini başarıyla yakalamış, derin uzayda geçen maceralardan oluşuyor. Serinin
ilk kitabı Han Solo Yıldızın Ucu'nda'da Solo vurdumduymaz tavırları, inatçı ve
cesur kişiliği ve serseri uzay kaçakçısı kimliğiyle orijinal filmlerdeki
karaktere uyum sağlıyor. Aynı şey goriladam Chewbacca için de geçerli. Bu iki
ortak, aşırı düşkün oldukları uzay araçları Millenium Falcon sayesinde
galaksinin her yerinde kaçakçılık yaparak geçimlerini sağlıyor ve bu şekilde bir
anlamda otoriteye kafa tutuyorlar. Öykü, kaçak bir silah teslimatından sonra
Otorite gemileriyle girdikleri çatışmanın ardından Solo ve Chewbacca'nın
gemilerini tamir ettirmek için kaçak teknisyenlerle bağlantı kurmaları ve
teknisyenlerin başı Doc'un ortadan kaybolduğunu öğrenmeleriyle başlıyor. Ve bu
sırada Otorite gemileri teknisyenlerin saklandığı gezegene bir saldırı
düzenleyince, iki ortak bir anda kendilerini Otorite'ye karşı verilen bir
mücadelenin tam ortasında buluyorlar. Bu öykü Daley'e, Lucas'ın oluşturduğu
İmparatorluk-Asiler karşıtlığına benzer şekilde, kitabında Birleşik Sektör
Otoritesi ile Özgürlükçüleri karşı karşıya getirme olanağı veriyor ve Daley bu
şekilde 'Star Wars'un epik söylemini yakaladığı gibi, onun misyonuna da katkıda
bulunuyor. Aslında Daley'in yazdığı bu kitaplar, Lucas'ın sonradan yaptığına
benzer şekilde, ilk başta çekilen 'Star Wars' bölümlerine bir arka plan
oluşturma, hikâyenin öncesini aktarma işlevini görüyor. Bilindiği gibi Lucas,
'Star Wars' serisine hikâyenin ortasından başlamış ve serinin ilk filmlerini
sonradan çekmeye karar vermişti. Sonradan çekilen bu filmler, Luke Skywalker'ın
geçmişine ve İmparatorluk ve Asiler arasında süren savaşa bir açıklık
getiriyordu. Dolayısıyla da, Darth Vader'a. Darth Vader'ın geçmişine yönelik
böyle bir açıklama, ilk çekilen bölümlerle sonradan çekilen başlangıç bölümleri
arasında bir köprü işlevi de görüyordu. Nitekim Daley'in yaptığı da bir bakıma
aynı şey. O da yazdığı kitaplarla ilk çekilen filmlerdeki Han Solo karakterinin
geçmişine ışık tutuyor ve 'Star Wars' evrenini bu şekilde genişletiyor. Onun da,
Han Solo vasıtasıyla, orijinal hikâyede geçen savaşın tohumlarının nasıl
atıldığına dair açıklama getirdiği söylenebilir. Aradaki bağlantıyı vurgulamak
için, kitabın arka kapağında yer alan bir yazıyı burada aktarmak istiyorum: "Çok
çok uzun zaman önce, çok uzak bir galakside... İmparatorluk'tan ve başkaldırıdan
önceki zamanlarda; kendi benzersiz yollarıyla otoriteye kafa tutanlar vardı."
Buradan da anlaşılacağı şekilde, Daley'in kitapları 'Star Wars' efsanesinden
beslendiği gibi, bu efsaneyi besleme işlevi de görüyor. Ve aynı şey 'Star
Wars'ta yer alan çeşitli karakterleri kendi filmlerinde ya da romanlarında
kullanan, hikâyeyi ve anlatım yöntemlerini taklit eden başkalarının çalışmaları
için de söylenebilir. Böyle bir oluşum ise ancak 'Star Wars'un insanların
düşleri ve düşünceleriyle örtüşme, onları etkileme gücüyle anlaşılabilir. Ve
elbette, 'Star Wars' insanları etkilemeye devam ettiği sürece, sadece orijinal
filmlerden değil başka kaynaklardan da beslenen 'Star Wars' kültü gelişip
yaygınlaşacaktır.
|