|
Aslında Tolkien'den sonra demek gerekir.
Çünkü bu İngiliz edebiyatı profesörü artık
çoklarının da bildiği gibi ilk başta kendi çocukları için yazdığı
fantastik öyküleri daha sonra edebi metinler olarak okuyucuya
sunmuş ve onun 'Hobbit', 'Yüzüklerin Efendisi' gibi eserleri
fantastik edebiyatın kilit taşı haline gelmiştir. Başlangıçta
çocuk masalı olarak düşünülmüş bu fantastik öyküler, bugün ciddi
bir edebiyat türü olarak kabul edilmekte ve bu alanda birçok
yazar eser vermeye başladığı gibi, yine ciddi sosyolojik incelemeler
de yapılmaya başlanmıştır.
İyilik çocukların
işidir
Tolkien'in 'Hobbit'i ve diğer öykülerine baktığımızda
bunların daha çok çocuklar için kaleme alınmış, fantastik macera
türünden, çocukken ninelerimizden dinlediğimiz ejderhalar, devler,
sihirbazlar, cüceler gibi hayal gücümüze seslenen fantastik
yaratıkları içerdiğini görürüz. Ancak daha sonra gelen 'Yüzüklerin
Efendisi', 'Silmarillion' gibi eserleri büyüklere yönelik fantastik
maceralardır ve özünde ciddi bir felsefi derinliğe sahiptirler.
İyi ve kötü arasındaki savaş, yaşamın başlangıcı ve sonu, insan
ırkının yaşamdaki rolü ve doğasından kaynaklanan yönleri, özellikle
iktidar hırsı, buna karşılık hala saf olan birtakım değerlerin
korunması gibi olgular söz konusudur. Aslında çoğu araştırmacı
Tolkien'in 2. Dünya Savaşı'ndan esinlenerek Orta Dünya'yı yarattığını
ileri sürmektedir. Yine 2. Dünya Savaşı'ndan izler taşıyan bir
başka fantastik macera ise Rowling'in 'Harry Potter'ıdır. 'Yüzüklerin
Efendisi' ile birlikte bugün bir kült haline gelmiş olan 'Harry
Potter' da özünde iyi ve kötü arasındaki savaşa dayanır ve yine
dünyanın kurtarılması söz konusudur. Her iki kitabın bir başka
dikkat çekici özelliği, dünyayı kurtarma işi 'Yüzüklerin Efendisi'nde
bir çocuk kadar saf ve dürüst olan hobbit denen yaratıklara
düşerken, 'Harry Potter'da Rowling bu görevi doğrudan bir çocuğa
yükler. Tolkien'in hobbiti kendisine yardımcı olan arkadaşlarının
yardımıyla dünyayı kurtarırken, öksüz Harry Potter, Valdemort'un
temsil ettiği kötülüğe karşı iyilik adına savaşacaktır.
İşte bu türden bir başka roman da Peter Freud'un
'Laura'sı.
Laura Leander, on üç yaşına basacağı gün yaklaştıkça
garip olaylar yaşamaya başlar. Kardeşi Lukas ve üvey annesi
Sayelle ile birlikte yaşayan Laura'nın annesi bir kazada ölmüş,
babasıysa bir yıl önce tuhaf bir şekilde ortadan kaybolmuştur.
Laura, rüyalarında beyaz ve kara şövalyelerin birbirleriyle
savaştıklarını görür, Gandalf tipli bir büyücü ona görünüp kaseyi
aramak zorunda olduğunu söyler, daha sonra at gezintisi yaptığı
sırada peşine bir sürü karga ve kara süvariler takılır, at bakıcısı
ona Onüç burcuyla ilgili tuhaf şeyler söyler. Tüm bunlar başlangıçta
oldukça saçma görünmektedir ve Laura yaşadıklarının bir rüya
mı yoksa gerçek mi olduğunu anlayamaz. Ancak yaş gününde ona
görünen babası, Laura'ya Onüç burcunda doğduğunu ve Profesör
Morgenstern'in kendisine her şeyi açıklayacağını söylediğinde
asıl olaylar zinciri başlar. Kardeşiyle birlikte yatılı bir
okulda okuyan Laura, Profesör Morgenstern'den Onüç burcunda
doğan özel yeteneklere sahip bir Bekçi olduğunu öğrenir ve dünyamıza
paralel bir dünya olan Aventerra'da Işığın savaşçıları iLe Kara
şövalyeler arasında ebedi bir savaş vardır. Ancak bu savaş kara
güçlerin lehine dönmüştür, çünkü Işığın Koruyucusu Elysion Kara
Prens Borboron'un kılıcıyla ölümcül bir yara almıştır ve onu
kurtaracak tek şey de İlham Kasesi'nin içindeki Hayat Suyu'dur.
İlham Kasesi ise ne yazık ki daha önceki bir,baskında kara güçler
tarafından ele geçirilmiş ve dünyaya getirilerek saklanmıştır.
Laura kendini bir anda büyük bir görevLe Karşı karşıya bulur.
İlham Kasesi'ni bulup kara güçlerin elinden almak ve onu Işığın
Koruyucusu'na götürmek zorundadır. Aksi halde her iki dünya
da sonsuza dek hiçliğe gömülecektir.
Bilimsel fantezi
'Laura', her ne kadar 'Yüzüklerin Efendisi' ve
'Harry Potter'ın sahip olduğu felsefi ve sosyolojik derinliğe
sahip olmasa da, onlar gibi iyilik ve kötülük çatışması üzerine
kurulmuş bir fantastik macera.'Harry Potter'da olduğu gibi,
ancak bu sefer bir kız çocuğun iyilik adına savaşarak her iki
dünyayı da kurtarması söz konusu. Laura gerek karakteri, gerek
aile ve okul çevresi ve gerekse de yaşadıkları açısından Harry
Potter'la birçok benzerlik taşıyor. Öykünün gelişimi, Laura'nın
kendisiyle ye ailesiyle ilgili gerçeği öğrenmesi ve ilham Kasesi'ni
arayışısırasında başından geçenler, yine öykünün geçtiği mekan,
okuldaki iyinin ve kötünün yanındaki öğretmenler, iyinin yanındaki
öğretmenler tarafından eğitimi devam ederken, kötünün yanında
olanların ona türlü zorluklar çıkarması, Laura'ya yardıma olan
arkadaşları, sınıfındaki diğer çocuklarla olan diyalogları gibi...
Kitap bu yönleriyle büyük oranda "Harry Potter'a öykünüyormuş
gibi görünüyor.Zaten Peter Freund 'Yüzüklerin Efendisi' ve 'Harry
Potter'ı Laura'nın elkitapları olarak gösteriyor. Diğer yandan
'Laura' bazı noktalarda bu iki kitaptan ayrılıyor, özellikle
Stephen Hawking'in kimi teorilerine ve paralel dünyalar, telepati,
telekinetik gibi aslında şimdilik ancak bilimsel olup olmadığı
tartışılan konulara yapılan göndermeler, fantastiğe bilimsel
bir açılım sağlamak ister gibi. Ayrıca kitapta Hıristiyan mitinden
esinlenme de söz konusu. Tapınak Şövalyeleri ve onların ele
geçirip gizledikleri düşünülen şu ünlü 'Kase' gibi... Bu noktada
da Laura diğer iki kitaptan ayrılıyor "Yüzüklerin Efendisi"
ve "Harry Potter" daha çok ikinci Dünya Savaşı'ndan esinlenirken,
'Laura'da Haçlı Seferlerine yapılan göndermeler ağır basıyor.
Elbette bu tür kitaplar Ortaçağ'dan da oldukça
esinleniyorlar. Çünkü Ortaçağ onlara birçok konuda doğaüstü
ve mistik diyebileceğimiz olanaklar sağlıyor. Bu yüzden yine
bu tür kitapların birçoğunda olduğu gibi öykünün geçtiği yer
ortaçağdan kalma ve bir sürü dehşet verici öyküyle sarmalanmış
bir şato. Aslında kitap tüm bu yönleriyle postmodern bir çalışma
olarak çıkıyor karşımıza. Ortaçağ'ın ve Hıristiyanlığın mitleri
günümüzün uzay ve zaman teoremleriyle harmanlanırken, zırhlar,
kılıçlar, atların yanında arabalar, bilgisayarlar, cep telefonları,
Madonna ve Heavy Metal kendini gösteriyor. 'Laura' bu yönüyle
doğrudan teknoloji dünyasıyla çevrelenmiş günümüz çocuklarına
hitap ediyor, diğer yandan ortaçağ ve Hıristiyan mitlerine yapılan
göndermeler de çocukların hayal dünyasını ateşleyerek mistik
bir atmosfer oluşturuyor.
Gerek çocukların, gerekse bu türü seven yetişkinlerin
'Laura'yı da severek okuyacakları söylenebilir. Ve 'Laura' ile
'Harry Potter' arasındaki benzerliklere şaşanları belki de ileride
bir sürpriz bekliyor olabilir. Kim bilir, gelecek öykülerde
Harry Potter ve Laura karşılaşıp, birlikte kötülüğe karşı mücadele
edecek olabilirler.
|