Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Uzun Yol Yürüyücüsü

Rahmi G. Ögdül

Günümüzde başka bir dünyanın, içinde pek çok dünyayı barındıran bambaşka bir dünyanın mümkünlüğü üzerine tartışmalar, mücadeleler, deneyler gelişip serpiliyor. Egemenlerin dayatmak istedikleri tek bir dünya anlayışının karşısında kişiler, gruplar, topluluklar düşledikleri ve yaşamak istedikleri dünyalara dair öykülerini anlatıyorlar bizlere.William Morris de kendi kişisel tercihini, kendi zihinsel yürüyüş öyküsünü anarşist bir ütopya olan 'News From Nowhere' ile tam 112 yıl öncesi dile getirmişti ve bugün bu öyküyü artık Türkçe okuyabiliyoruz. Hem bir değil iki yayınevi farklı Türkçe başlıklar ve çeviriyle yayımladı kitabı. Önce 'Gelecekten Anılar' başlığıyla Ayrıntı Yayınlarından çıktı Morris'in yapıtı. Ardından Kaos Yayınları kitabı çok daha doğru bir başlık çevirisiyle yayınladı: 'Hiçbiryer'den Haberler'.

Morris'in on parmağında on marifet. 1834 ile 1896 yılları arasına sıkıştırdığı 62 yıllık ömründe neredeyse el atmadığı uğraş kalmamış; Doktoruna göre ölüm nedeni on kişinin yapacağı işi tek başına yapmasıydı. Mobilya, kumaş, vitray, duvar kağıdı tasarımlarıyla Sanatlar ve Zanaatkarlar akımının başlamasına yol açmış bir endüstri tasarımcısı, el sanatçısı, şair ve ilk sosyalistlerden. Sosyalistti ama dönemin devletçi sosyalistleriyle yollarım ayırmıştı; kuruluşuna katıldığı ve etkin rol oynadığı Sosyalist Birlik içinde ortaya çıkan görüş ayrılıkları devletçi sosyalistler ile tabandan sosyalistler arasında gerçekleşiyordu. Morris ve çevresi tabandan yukarı doğru örgütlenen sosyalizme, bir halk devriminin getireceği kökten değişime inanıyorlardı: Morris 'Aşağıdan Yukarı Sosyalizm' başlıklı bir dizi makale de yazmıştı. Günümüzde küreselleşen direniş hareketlerinin tabandan karakterinin önem kazandığı bir anda Morris'in yapıtı çok anlamlı duruyor.

Herkes kendisinin efendisi

Kitabın 1892 baskısı'Hiçbiryer'den Haberler', Sosyalist Birlik içinde süren bir tartışmayla açılıyor. William Guest birkaç yoldaşıyla birlikte devrimin ertesi gününde nelerin olacağı üzerinde tartışarak akşamı geçirir; huzur ve sükûnet günlerinin düşünü kurarak Londra, Hammersmith'teki evine döner ve yatağına uzanıp uykuya dalar. Uyandığında ya da düşünde, bunu tam olarak kestiremiyoruz, kendisini geleceğin Londra'sında bulur; yaklaşık iki yüzyıl geçmiştir ve Thames nehri, güzel evleri ve çiçekli bahçeleriyle Morris'in yaşadığı günlerde olduğundan çok farklıdır. Londra, birbirinden koruluklar, düzlükler ve bahçelerle ayrılmış köy topluluklarına dönüşmüştür; yüzleri dumandan kapkara olmuş çirkin evler gitmiş, yerlerine güzel köy evleri ve yapılar gelmiştir.

William Morris'ten önce her şeyi bilen, her yere sızan devletin çalıştırdığı karmaşık bürokratik makineleriyle Cabet'in ve Bellamy'nin sıkıcı, bunaltıcı ütopyalarının ağırlığı kaplamıştı ortalığı. Böyle bir ortamda Morris'in ütopyasını sonsuza kadar olmasa da en azından uzun bir zaman kalmayı isteyeceğimiz bir tür 'vaha' olarak tanımlayabiliriz. Başımızda ustabaşı olmadan çalışabileceğimiz, çalar saati kurmadan uykuya dalacağımız, istediğimizi yiyebileceğimiz, zorba yasalar ya da bu yasalardan aşağı kalmayan zorba kamu oyunu hesaba katmaksızın (hesapsız) sevebileceğimiz, istediğimizi giyebileceğimiz, istediğimizi okuyabileceğimiz, üstelik istediğimiz gibi düşünebileceğimiz bir ütopyadır Monis'inkisi. Burada sözün gerçek anlamıyla yaşayabiliriz, fişlenmeksizin, katologlanmaksızın, yönlendirilmeksizin... Uygun gördüğümüz, istediğimiz biçimde yaşamlarımızı düzenleyebileceğimiz bir yokülke.

'Hiçbiryerden Haberler' ilk kez, 1890 yılı boyunca Sosyalist Birlik'in yayın organı olan Commonweal'de tefrika halinde yayımlanmıştı. Bu gazeteyi Morris kurmuştu ve aynı zamanda editörlüğünü de yapıyordu. 'Hiçbiryer'den Haberler'i yazmasının en büyük nedeni, birkaç yıl önce İngiltere'de yayınlanan Bellamy'nin Looking Backward'ını okumasıydı; hiç hoşuna gitmemişti okudukları. Kendi yapıtı da tıpkı Bellamy'ninki gibi geleceğe dair bir öyküydü; ancak Bellamy ütopyasında merkezi bir yönetime dayalı ideal toplumu anlatıyordu. Morris ise zorbalık makinesinden başka birşey olmayan merkezi yönetimin gereksiz hale geldiği bir toplumu anlatır ütopyasında. Bellamy'nin ütopyasındaki merkezi endüstriyel örgütlenmenin, askeri çalışma disiplininin karşısına Moris, otonom olarak işleyen tarımsanayi topluluklarından oluşan federasyonu, bireylerin istedikleri gibi ve istedikleri zaman çalışma hakkını çıkarır. Pekçok ütopya yazan teknik ilerlemenin insanlığa mutluluk getireceğini, çünkü artan ihtiyaçların doyurulacağım söylemektedir. Oysa Morris'e göre mutluluğun üretim artışıyla hiçbir ilgisi yoktur; aksine yeni toplum ortaya çıktığında üretim alanında yapılan ilerlemelerin çoğu ıskartaya atılacaktır, özgür, adil ve mutlu bir dünya sadece insanlar, kendi güçlerinin farkına varıp eski sistemi alaşağı ettiklerinde gerçekleşebilir. 'Hiçbiryer'den Haberler'de herkes kendisinin efendisidir; kişiler kendi erklerini, yasaları yapan ve bunlara uyulmadığı takdirde ceza uygulayan bir üst kurula devretmez. Kimse kimsenin üzerinde otoriteye, hiyerarşiye sahip değildir, herkes eşittir bu anlamda.

Ütopya ne işe yarar?

Morris insandaki yaratıcı itkiyi gerçekleştirecek bir araç olarak çalışmayı öne çıkarır; ideal toplumda çalışma bir tür sanatsal faaliyettir. Çalışmanın hazza, bir tür sanatsal etkinliğe dönüşmesiyle birlikte yeni toplumda sadece kurumlar değil, insanlığın tüm bakışı da değişecektir. Morris'e göre 'insan doğası' büyük ölçüde toplumun yapısına doğasına bağlıdır: "Yoksulların, kölelerin, köle sahiplerinin ve varlıklı özgür insanların insan doğası vardır", bu yüzden Morris, özgür toplumunu artık köle zihniyeti taşımayan insanlarla doldurur ve yeni topluma ait mekanizmaların tam bir resmini sunmak yerine bu insanların davranışlarının nasıl olacağını göstermeye çalışır bizlere. Kendilerini, bebek bakıcılığından, kent planlamaya, ev işlerinden endüstriyel üretime dek her şeyi bilen kahinler olarak gösteren ütopya yazarlarıyla yollarını ayırır Morris. Ancak mimarlık, resim, oyma ya da çömlekçilik gibi sadece yakından bildiği, tutkuyla bağlandığı konulan ayrıntılarıyla tartışır kitabında.

Eduardo Galeno ütopyayı kısaca şöyle anlatıyordu: "Ufukta duruyor, iki adım atıyorum, o da iki adım uzaklaşıyor. On adım yürüyorum, ufuk on adım öteye kaçıyor. Ne kadar yürürsem yürüyeyim, ona asla yetişemeyeceğim. Ütopya ne işe yarıyor? Şuna: Yürümeye yarıyor." Durmadan kaçan ufuk çizgisinin peşinden biz de gidiyoruz. Bu yürüyüş daha ötelere gitmemizi, farklı birşeylerin düşünü kurmamızı sağlıyor. Bedenlerimiz kadar zihinlerimizin de uzun yürüyüşlere ihtiyaçları var; işte karşımızda bir uzun yol yürüyücüsü, William Morris...

Radikal Kitap - Ocak 2003
Rahmi G. Ögdül
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta