Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Ursula K. LeGuin

Arda Moltay

Fantezi ve bilimkurgu edebiyatının tatlı cadısı, feminist, anarşist, iyi bir aile annesi, dört Hugo ve üç Nebula ödülü verilen tek kişi olmayı başaran, ütopyalar yazan ve ütopyalarında hep korkuyu barındıran, taocu zıtlıkları kullanmaya bayılan, bıkıp usanmadan bireylerin nasıl büyüdüklerini anlatmaya çalışan bir yazar hakkında bildiğim birkaç parça bilgiyi sizlere de aktarmak istiyorum; eğer izin verirseniz.

Ursula Kroeber Le Guin (ismin uzun okunuşu, özellikle de "Kroeber" sözcüğünün müzikalitesi çok hoşuma gitmesine rağmen bütün bir yazı boyunca hanımefendinin isminin mümkün olan en kısa halini okumak zorunda kalacaksınız; katlanacağınız bu zorluk için en baştan teşekkür etmeliyim siz sayın okurlara)

1929 Berkeley Kaliforniya doğumlu. Babası, Kaliforniya Kızılderilileri üzerine uzmanlaşmış ünlü bir antropolog olan Alfred Kroeber, annesi ise yazdığı yok edilmis bir Kızılderili kabilesinden geriye kalan son bireyin biografisi "Ishi in Two Worlds" ile ün kazanmış bir yazar psikolog Teodora Kroeber'dir. Evde yoğun bir psikoloji, sosyoloji, antropoloji ortamı içinde yaşayan okuyacak kütüphaneler dolusu kitap bulan UKG, ilk fantazi hikayesini dokuz yaşında, ilk bilimkurgu hikayesini ise on yaşında yazıyor. Hikayesini yayınlatmayı deneyip te başarılı olamayınca ondokuz yaşına kadar bir daha yazdıklarını basılı olarak görme uğraşısı içine girmiyor. Gençlik yıllarını bulduğu herşeyi okuyarak geçiriyor. Bilimkurgunun fazlasıyla militarist olduğunu düşünmeye başlayınca onbeş yıl boyunca bilimkurgu okumuyor.

Radcliffe Kolejinde Fransızca eğitimi gördükten sonra Columbia Üniversitesinde Fransızca ve italyanca üzerine yüksek lisans çalışması yapıyor. Fullbright Bursu ile Fransa'ya doktora yapmak için giderken gemide tanıştığı tarihçi Charles ile evlenerek LeGuin soyadını alıyor ve doktorasından vazgeçerek yazmaya başlıyor.

On yıl boyunca durmadan yazmasına rağmen ikisi Orsinia isimli bir ülkede geçen beş romanından ve şiirlerinden hiçbirisi basılmıyor. Bu arada Le Guin çifti hayatlarının geri kalan yıllarını geçirecekleri Portland'a yerleşiyorlar.

UKG, sonunda yazdıklarının basılabilmesi için alışılmış bir form kullanması gerektiğini düşünerek bilimkurgu yazmaya başlıyor. Yayınlanan ilk hikayesi "Paris'te Nisan", "uzay elbiseleri içinde geçen bir peri masalı" kendi deyimiyle. Bu hikayesi "Fantastic" dergisinde 1962 yılında yayınlıyor. İlk bilimkurgu romanı "Rokannon'un Dünyası" (Metis, 1995) 1966'da basılıyor (sonunda).

Başarı, Yerdeniz üçlemesinin dört (1) kitabından birincisi olan "Yerdeniz Büyücüsü" (Metis, 1994) ile geliyor. LeGuin, bu fantastik romanıyla Globe-Hornbook Ödülünü kazanıyor. 1969 "Karanlığın Sol Eli" (Ayrıntı, 1993) yayınlanıyor ve bk okuyucularının verdikleri Hugo ile bk yazarlarının verdikleri Nebula ödüllerini kazandırıyor yazarına. UKG, aynı başarıyı 1974 de "Mülksüzler" (Metis, 1990) ile gösteriyor.

UKG'nin yaşam öyküsü kısaca böyle; bibliyografyasını bu yazının sonunda bulabilirsiniz. Artık hayatını kronolojik sırada incelemeyi bırakıp, biraz daha farklı şeyler anlatmanın zamanı geldi yazarımız hakkında.

Biraz da bazı önemli kitapları ve onların içinde bulabileceğiniz, onları çekici kılan öğelerden bahsedelim. Öncelikle UKG'in bir bilimkurgu yazarı olduğu kadar, belki daha da baskın olarak bir fantezi yazarı olduğu söylenmeli. Yazdığı bk romanlarının hiçbirinin kurgulanmış yoğun bir teknoloji temeli üzerine inşa edildikleri iddia edilemez. Ancak bir romanın bk olarak nitelenmesini sağlayan şart da bu değildir. BK'un insanı gelecekten yararlanarak sorgulayan tarafı UKG'in romanlarında en üst düzeyde ifadesini bulur. Dünya dışı gezegenlerde yaşayan, insan ırkından gelenleri anlatır genellikle. Onların aralarındaki ilişkilerdir baskın olan konu. İç dünyaları açığa çıkartabilmek amacıyla dış dünyaları kullanır.

Cinsiyet kavramının mıncıklandığı "Karanlığın Sol Eli" Kış gezegeninde geçer. Gezegenin insanları androjen ve mevsimleri sadece kıştır. Kitap; Kış'ın Ekumen Gezegenler Topluluğuna katılmasını sağlamak için gönderilen elçi Ai ile önce başbakan,sonra sürgün olan Estraven arasındaki dostluğun, dayanışmanın gelişmesini anlatır. İki erkek arasında oluşacak cinsten bir dayanışmadır anlatılan; okuyucu Estraven'i çoğu zaman bir erkek olarak düşünür, -aksi hatırlatılmadıkça- Oysa Estraven ne erkektir, ne de kadın. "Kemmer" ismi verilen cinsel aktivite dönemlerinde önceden bilinmeksizin kadın ya da erkek olabilir Kış halkı, karşısındakinin hangi rolü üzerine aldığına bağlıdır hangi cinsiyete sahip olacakları.

Kış gezegeninde savaş da yoktur. Bazı saldırganlıklar ve şiddet eylemleri gözlenir ama savaş yoktur. Savaş, "kitlesel bir tecavüz, (displaced) erkek egemen bir davranış" olarak tanımlanır kitapta.

Çok eleştiri gelir romana: Stanislaw Lem romanda sadece erkeklerin olduğunu, UKG'in her ne yaratmaya çalıştıysa başarılı olamadığını yazar. "Dahası", der, "hangi cinsiyete sahip olacağını bilmemek Kış gezegeni halkını büyük bir baskı altında tutacaktır. Bir kemmer döngüsünde erkek olan, bir kadına aşık olursa ve diğer kemmerde her ikisi de kadın ya da erkek olursa ne olur?" Korkunç bir durumdur bu ona göre.

Feministler de Lem'i desteklerler. Fazlasıyla erkek hakimiyeti vardır romanda ve aile yapısı, çocuk yetiştirme prosedürü tümüyle karanlıktadır. Ancak, herkes romanın örgüsünün güzelliği ve hayalgücünün zenginliği konusunda hemfikirdir.

UKG şu şekilde savunur kendisini bu eleştirilere karşı: "Romanda sadece bir erkeğin yapabileceği hiç bir şey anlatılmamıştır. Sorun, okuyanların bazı şeyleri sadece erkeklerin yapabileceklerini düşünmeleridir. Bazı noktaların eksik kaldığını kabul eder "Is Gender Necessary?" adlı makalesinde. Ancak 1987'de yazdığı revizyonda şunu da söyler: "Eğer erkek zamirin yerine hem erkek hem dişi olan bir zamir kullansaydım, anlatmak istediğimi çok daha rahat verirdim. "Nitekim, 1985'te romanın tiyatro için senaryosunu yazarken bazı uydurma zamirler kullanır ve bu seyircinin büyük beğenisini kazanır.

Her ne kadar, "Karanlığın Sol Eli"nin yayınlanmasından itibaren feminist BK Yazarı olarak nitelendirilse de, UKG romanlarında feminizmi tam anlamıyla "Balıkçıl Gözü - Eye of The Heron"da yakalar. Romanın erkek başkahramanı kitabın ortasında oluverir. Bundan sonrasını şöyle anlatır UKG: "Yazmayı durdurdum. Kitapta bir kadın vardı ama kadınlar hakkında nasıl yazacağımı bilmiyordum. Bir süre oyalandıktan sonra feminizm teorisi bana yol gösterdi. Feminist edebiyat eleştirisinin okumaktan zevk aldığım bir şey olduğunu görünce heyecanlandım ve "The Norton Book of Literature by Women"i kapaktan kapağa okudum. Benim için bir İncil'di. Artık bir erkek gibi değil bir kadın gibi yazabileceğimi, bu konuda özgür olduğumu öğretti bana.

UKG'nin çok uğraştığı başka bir konu da büyümedir. "Yerdeniz Üçlemesi'nin 4 kitabı da büyüme üzerinedir. Yerdenizde geçen birbirine bağlı fantastik öyküler dizisi olan üçlemeyi (dörtleme) çocuklara yönelik olarak yazar UKG, ama oyuncaklarını bulan büyükler okurlar kitapları. İlk 3 kitap 1972 de tamamlanır. Dördüncü kitap "Tehanu" ise üçlemeyi gerçekten tamamlayabilmek amacıyla 1990 da yazılır. Türkiye'de yayınlanması ise Metis tarafından geçtiğimiz Ocak ayı içerisinde gerçekleştirilebilmiştir.

Ejderhalarla, büyülerle dolu fantastik yerdeniz dünyasında geçer tüm hikayeler. Kitaplarını yayınlatmaya çalışırken, yayıncıların kendisinden gerçek şeyler yazmasını istediklerini söyler UKG. "Oysa, benim yarattığım dünyadan daha gerçek ne olabilir benim için?" sorusuyla da cevap verir bu isteğe, kendisiyle yapılan bir röportajda. Fantastik romanlarında, (aslında diğer romanlarında da) okuyucuyu romana en çok bağlayan öğelerden birisi de yarattığı isimlerdir UKG'in. Her zaman bana çok çekici gelen sesler kullanır: Tenar, Kargad, Aşağı Uçyöreler, Atuan, Ai, şiftgretor...

"Mülksüzler" romanında kimin yönettiğini, kimin yönetildiğini araştırır. Anarşist ütopik bir toplum yapısı yaratır. UKG, bu sefer aile ilişkileri, çocukların nasıl büyütüldükleri gibi detayları da açıkça tanımlamıştır "Karanlığın Sol Eli"ne yöneltilen eleştirilerden aldığı dersle.

Yarattığı toplum mükemmel değildir, hataları vardır. İnsan hırsı hala geçerlidir, ama çok fazla güce sahip olamaz bu hırs (en azından bugünkü güç miktarı ile karşılaştırılırsa). Toplumun sınırlarını karşıtlıklardan yararlanarak ortaya koyar. İki dünyayı karşılaştırır. İkisi de görünüşte birbirlerinden oldukça farklı görünmektedirler. Tao'cu zıtlıklar kullanır istediğini anlatabilmek için UKG. Başlangıçlar birer bitiş, sonlar birer başlangıçtır. Shevek; romanın baş kahramanı, başladığı yere döndüğünde her şey daha yeni başlamaktadır.

1985'te yazdığı "Always Coming Home"da kendine bir toplum yaratır UKG: "Kesh" halkını anlatır bu kitabında; geleceğin Kaliforniya'sında yaşayan bir halkı. Her zamanki gibi toplumları birbirleriyle karşılaştırır söylemek istediğini anlatabilmek için. Kitabın en ilginç yönlerinden birisi kitabın arkasındaki 100 sayfalık ek: UKG burada, yarattığı halkın dilini, müziğini, akrabalık ilişkilerini, geleneklerini vb... etnografik bir form içerisinde anlatıyor. Ancak bununla da yetinilmemiş ve Kesh müziği Todd Barton tarafından bestelenerek, kaset olarak kitapla birlikte satılmış. Kitap Türkiye'de yayınlanmadı.(2) Orijinalini okumak isteyenler İstanbul Amerikan Kütüphanesinde bu kitabı bulabilirler.

İnsanı anlatmaya çalışan bir yazarı ben de bir parça sizlere anlatmaya çalıştım. Umarım hanımefendi hoşunuza gitmiştir ve eserlerini okuma isteği doğmuştur içinizde. Belki zaten bir UKG okurusunuzdur. Bazı şeyleri biraz daha iyi anlamanızı sağlayabildiysem sevinirim.

 Notlar

(1) Serinin beşinci kitabı "Öteki Rüzgar" 2004'de yayınlandı.

(2) Kitap Şubat 2002'de "Hep Yuvaya Dönmek" adıyla Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlanmıştır.
 

Atılgan Bilimkurgu Dergisi
Arda Moltay
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta