Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Poe, Ölüm ve Kısa Öykünün Doğuşu

Gökçen Ezber

1999'da, 150. ölüm yıldönümünde dünyanın her yanında çeşidi etkinliklerle anılan Edgar Allan Poe, sınırsız düş gücünün kaynaklarından çıkmış özgün öyküleriyle, yüz elli yılı aşkın bir zamandan beri yalnızca okurların kurmaca dünyalarını renklendirmekle kalmamış, yapıtlarının çoğuna biçim veren kısa öykü türünün yerleşip gelişmesine de büyük katkı sağlamıştır. Poe'nun öykücülüğünü tanımlama girişimleri çoğu zaman, düş gücümüzün doğaötesine uzanan sınırlarını zorlamayı gerektirir. Poe'nun düş gücünü, imgelem zenginliğini, yaratıcılığını sunan ve hareketli kurmaca dünyalar kuran öykülerinin bir başka önemi de, kısa öykü türünü, bir daha hiç silinmemecesine yazın dünyasına yerleştirmesidir. Kadın, suç, ölüm ve sanat gibi, neredeyse saplantı derecesine varan konulan irdelediği öyküleri, Poe'nun birçok eleştirmen tarafından kısa öykünün öncüleri arasında anılmasına neden olmuştur. Başka bir deyişle, öykülerinde usanmadan ölüm temasını irdeleyen Edgar Allan Poe, yazını ve kurmaca dünyaları ölümle yüzleştirerek, 'kısa öykü' adında yeni bir yazınsal tür doğurmuştur.

Peki Poe'nun öyküleri, yazınsal dünyanın neresine yerleştirilebilir? Amerikalı eleştirmen Arthur Ransome, Poe'nun yazınsal konumunu, yaratı dünyasını ve öykülerinin esin kaynağım, son derece renkli bir imgelemle betimliyor.'... Balzac'ın geniş ve çok renkli açık arazisi değil, fakat çevresi uzun ağaçlarla kapanmış ve sürekli karanlığın egemen olduğu küçük bir koruluktur. Burada dolaşan hayaletlerin yüzleri, acı ya da korku ile doludur. Poe bu küçük koruluktan, kendisini ölümsüzleştiren tuhaf öyküler getirmiştir ve ruhu, sıradan dünyada dolaşmadığı zamanlarda, burada dinlenmektedir.' Poe'nun ölüm konusunda haklı gerekçeleri vardı tabii ki. Ünlü yazarın yaşam çizgisi, bir anlamda, ölümle çizilmişti. Küçük yaşta anne ve babasını, on sekiz yaşındayken üvey babasını ve sevgili genç eşini kaybetmişti.

Ölümü farklı ele aldı

'Bay Valdemar Yakasındaki Gerçekler' adını taşıyan öyküsünde, tam ölmek üzereyken hipnoz altına alınan bir adamın yaşadıkları anlatılır. Bu öyküde Poe, askıya alınmış bir ölüm sürecim betimlemiştir. 'Askıya alınmış bir ölüm süreci' deyişi bile, Poe'nun bu öyküyü yazarken, düş gücünün sınırlarını ne denli zorladığını gözler önüne sermektedir. Ölüm, yaşamın vazgeçilmez bir boyutudur ve canlıların tutunmak için uğraştığı "yaşam' adı verilen süreci vurgulayan, ön plana çıkartan ve ona vazgeçilmezlik katan da, ölümden başka bir şey değildir. Bu nedenle, bu doğal tema birçok yazar tarafından işlenmiştir ve işlenecektir. Peki Poe'nun ölümü ele alışı, öteki yazarlardan hangi açılardan farklıydı? Öteki yazarlara oranla, Poe'nun adının ölümle daha çok anılmasının nedeni, Poe'nun ölümü ele alış biçimindeki farklılık mıydı?

Yukarıdaki soruların yanıtı, büyük ölçüde, Poe'nun en çok kullandığı türün özelliklerinde, yani kısa öykünün tanımında yatmaktadır. Kısa öykü, kesin ve genel bir tanım kabul etmeyen bir tür. Belki tıpkı şiir gibi zor tanımlanması, onun yazınsal bir tür olarak sağlamlığını, kurmaca dünyaları ve duygulan yansıtma aracı olarak vazgeçilmezliğini kanıtlamaktadır. Bu türe ilişkin ortaya konulan farklı tanımlar ne olursa olsun, kısa öykü, çok sesliliği, kapsayıcılığı, az sözle çok şey söyleyebilmesi,görünürdeki yalınlığı altında barındırdığı engin kurmaca dünyaları ve dinamizmi ile, usta yazarların elinde gerçek birer yazınsal ziyafete dönüşebilmekteler. Poe da, ele aldığı az sayıda temayı işleyerek, onlarca farklı öykü yazmış ve her birinde, işlediği tema aynı olsa bile, farklı kurmaca dünyalar kurmayı başarmıştır.

'Bay Valdemar Yakasındaki Gerçekler' adlı öyküsünde Poe, ölüm teması çevresinde, insanın kanını donduran bir kurgu sunuyor. Bu öykünün geniş kitleler tarafından severek okunması ise, yalnızca ölüm temasının karşıtlamsal çekiciliğine bağlanamaz. Poe'nun yaşadığı dönemde, yazınsal dünya bir romantizme doğru sürükleniyordu. On dokuzuncu yüzyılın ortalan, hızlı bir gelişimin yaşandığı renkli bir dönemdi. İnsanların sabırsız bir gelişme güdüsü beslediği bu dönemde, Amerikan ulusu düşlerini gerçekleştirme umudu içindeydi. Yaşanan birçok gelişme sonucu, Amerika ayağa kalkmış ve kendi ayaklan üzerinde durabildiğini herkese göstermişti. Britanya'nın üzerlerine saldığı Püritenlik'in katı ve her türlü yeniliklere kapalı dünyası, yerini gelişmeye, olasılıkların sınırsızlığına ve düş gücünün renkli bahçelerine bırakmıştı. Poe, işte böyle bir dönemde, toplumun içinden çıkan başarılı bir yazardı. Yazdıklarının ölümsüzleşmesinin sırrı, yazann bakışını toplumun üzerinden hiç ayırmamasında gizlidir. Ünlü İngiliz eleştirmen H. E. Bates, Poe'nun başarısının ardında yatan toplumsal nedenleri açıklarken şunları söyler:

'... 19. yüzyıl Poe için uygun bir zamandı. Bilimsel buluşlar, spiritüalizme duyulan inanılmaz ilgi, eğitimin dokunuşuyla yıkılan eski batıl inançlar, melodramaya ve doğaüstü olaylara susamış bir toplum, kitap okuyanların sayısında hızlı bir artış ve bu insanların, loş ışık altında hayalet öyküleri okuma sevgisi, bilinmeyenin çekiciliğini içine alan toplumsal tutku... Sözünü ettiğimiz çağ, Poe virüsünün yayılması için çok uygundu.'

Toplumun nabzını tutabildi

1900'lü yılların ortalan, Amerika'nın kendi gerçeğini aradığı bir dönemdi ve bu gerçek yalnızca doğada değil, doğaüstünde de aranıyordu. Geniş halk kitleleri, bilinmeye, doğanın ötesi olarak tanımlanarak, insan düşüncesi tarafından işlenmeye kapatılmış doğaüstü olaylara karşı büyük bir ilgi ve merak beslemeye başlamıştı. Tüm bu yargılara günümüzde varmak çok kolaydır, fakat o dönemde, tüm bu sürecin içinde yaşayan, çevresinde olup bitenlere tanıklık eden birinin, yaşadığı dönemi böylesi bir yalınlıkla betimleyebilmesi, kendisinin, içinde yaşadığı toplumun, kendi toplumunun dünya üzerindeki konumunun ve işlevinin ayırdında olması, sık rastlanılan bir durum değildir. Poe, işte tam da bu nitelikleriyle, yani yaşadığı toplumun nabzını tutmayı başarmış olması sayesinde adını ölümsüzleştirebilmiştir. 'Bay Valdemar Yakasındaki Gerçekler' adlı öyküde işlenen ölüm teması, okurlara yalnızca ölümün soğuk yüzünü ortaya koymak adına gündeme getirilmemiştir. Poe, ölümü herkesin çok iyi tanıdığını bilmektedir. Poe'nun öyküsünü ve ölüm temasım ele alışını farklı kılan, Poe'nun tüm bu sıra dışı, doğaüstü ya da gotik unsurları, geniş kitlelerin dikkatini çekebilen popüler bir çerçeve içine yerleştirebilmesidir. Öykülerindeki insanların çoğu, genelde yazıldıkları dönemde yaşayan orta sınıfın insanlarıdır. 'Bay Valdemar Yakasındaki Gerçekler' adlı öyküde, ölüm anında hipnoz edilen yaşlı ve hasta adam ile onu hipnoz eden doktor, okurların gözlerinde canlandırmakta zorluk çekmeyecekleri tiplemelerdir. İşte bu gerçek yaşamın içindelik ve dışındalık, yani gerçek ve kurmaca okurlara aynı anda sunulduğunda, ortaya kısa öykü türünün tanımına da çok uyan bir dinamizm çıkmaktadır. Bu dinamizm, Poe'nun başka öykülerinde de görülmektedir.

Yazınsal yeniliklerin habercisi

'Usher Evi'nin Çöküşü' adlı ünlü öyküsünde, Poe yine ölüm temasını işler. Ölüm temasını en başarısı biçimde bu öyküde işlediği bile söylenilebilir. 'Usher Evi'nin Çöküşü'nde Poe, okurlara ölümün farklı yüzlerini gösterir. Valdemar öyküsünün tersine, bu öyküye dinamizm katan, yine ölümün kendisidir. Kısa öykünün taşıması gerektiği düşünülen yazınsal dinamizm açısından, 'Usher Evi'nin Çöküşü' çok daha başarılı bir öyküdür. Öykünün karakterleri, gerçek yaşamdan görece daha uzaktır. Öykünün geçtiği yer de, 'gotik' nitelemesinin göndermelerine çok uygun olan, ıssız, görkemli ve ürkütücü bir malikanedir. Öyküdeki üç karakterin hepsi, Roderick Usher, Lady Madeline ve adını bilmediğimiz anlatıcı, farkı biçimlerde ölümle yüzleşirler. Öyküde göndermelerde bulunulan resimler, kitaplar ve başka yazınsal yapıtlar incelendiğinde, bunların da bir biçimde ölümle ya da doğaüstü unsurlarla ilgili olduğu görülür. Sanatın farklı dallarından alınmış bu anlatı düzenekleri, Poe'nun öyküsünde yaratmak istediği izlenimi güçlendirme işlevi görürler. Poe, bu yollarla, ulaşmak istediği dramatik etkiye ulaşır ve bunun da ötesinde, kendisinden yüz elli yıl sonrasının yazınsal yeniliklerinin habercisi ve öncüsü olur. Usher öyküsüne katıştırdığı farklı anlatı düzenekleri, farklı sanat dallarının imgelem dünyaları ve farklı yazın türlerinin kurmaca dünyaları, postmodernist yazının metinlerarası etkileşim boyutuna girmektedir.

Poe'nun öykülerinde ölüm temasının önemli bir yeri vardır. Yazarın düşsel, gotik dünyalarda geçen öykülerinde, bazen bir hayalet, bazen de bir dedektif öyküsünün tadını duyumsarız. Öte yandan Poe'nun öykülerinde hiç eksik olmayan başka bir unsur daha vardır: Kurmaca ve gerçekliğin başarılı iç içeliği. Poe bunu, gerçeklik izlenimi veren ince ayrıntılarla sağlamaktadır. Poe'nun Öykülerindeki bu özellik, yine toplumsal kökenlerde aranabilir. Yaşadığı dönemdeki gerçeğe ve düşünselliğe duyulan eş zamanlı istek ve tutkunun mantıksallaştırılma çabası, yazarın öykülerini de popüler kılmıştır. İnsan yaşamı, tutku ve sağduyu arasında süren sonu gelmez bir savaşsa eğer, Poe, yazdığı kısa öykülerde bu savaşı hem bir konu hem de bir yapı malzemesi olarak kullanmakla, yalnızca kendi adını değil, yazınsal bir tür olarak kısa öykünün da yazınsal dizge içinde yerleşiklik kazanmasını sağlamıştır.

Radikal Kitap - Mayıs 2001
Gökçen Ezber
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta