|
Bilim-kurgu yazınının kökenini araştıranlar İ. S. II. yüzyılın ortalarında
yaşayan Lukianos'a kadar gidiyorlar. Lukianos'un yapıtları Ataç tarafından
dilimize çevrilip üç cilt olarak Millî Eğitim Bakanlığı klasikleri arasında
yayımlanmıştır. Yazar Olmuş Bir Öykü adındaki öyküsünde aya ve başka
gezegenlere yapılan düşsel bir geziyi dile getirmektedir. Lukianos aslında
Olmuş Bir Öykü'yü Herodotos ve Homeros'la alay olsun diye kaleme almış,
palavracı birtakım eski yazarlara ince ince takılmıştır. Olmuş Bir Öykü'de
olayın kahramanı bir gemiyle Cebelitarık boğazından okyanusa açılır.
Orada yakalandıkları bir fırtına bunları aya fırlatır. Ayda, aylılar ve
güneşlilerin savaşlarına tanıklık eder. Başka gezegenlerde yaşayanların
öykülerini dinler, çeşitli serüvenler geçirdikten sonra yeryüzüne iner.
Lukianos bu yapıtıyla, ilk kez bir uzay yolculuğu düşleyen yazar olmuştur.
Üzerinde durulacak bir başka nokta da Lukianos'un Samsatlı oluşudur. Eski
adiyle Samosata kenti, adını bir ölçüde koruyarak bugüne kadar gelmiştir.
Samsat bugün Adıyaman ili içersinde Fırat kıyısında bir kasabadır.
Lukianos'un ana dilinin Süryanca olduğunu ama eski Yunan diliyle yazdığını,
bir ara Roma'da yaşadığını biliyoruz.
Lukianos'tan sonra aradan yüzyıllar geçer, bu kez ünlü astronom Kepler,
1634 yılında yazdığı Somnium adlı betiğinde cinler ve şeytanların ittiği
bir araçla ayda yapılan bir geziyi anlatır. Hemen aynı yıllarda (1638) İngiliz
papazı Badwin Ayda İnsan (Man in The Moon, or a discourse of a voyage thither
by Domingo Gonzales) adlı betiğinde bir ay gezisini konu alır. Olayın
kahramanı bu kez yaban kuğularının çektiği bir salla aya gider. 1650 yılında
ise Cyrano de Bergerac, Ayda Gezi (VOYAGE DANS LA LUNE et histoire comique des
etats et empires du soleil) adlı betiğinde, kahramanını, bugünküleri yansıtır
biçimde, fişeklere bağlı bir arabayla aya ulaştırır. Cyrano aynı yapıtında
gramofon, paraşüt gibi buluşları önceden haber verir. Daha sonraki yıllarda
ünlü Fransız filozofu Voltaire Micromegas adlı anlatışında başka bir yıldızdan
gelen bir yaratığın insanlarla yaptığı konuşmaları ele alır. Böylece
başka amaçla yazılmış olsa da, bu yapıtıyla Voltaire, başka yıldızlardan
gelen yaratıklardan ilk kez söz açan yazar olur. Swift'in Guliver'in Gezileri
adlı betiği, özellikle cüceler ve devler ülkesinden sonra gelen üçüncü
bölümü bilim-kurgu tanımına girebilir. Swift'in bu bölümde anlattığı
Laputa ülkesi, atom enerjisiyle dünya çevresinde dolaşan bir yapay uyduya
benzer.
Bilim-kurgunun tarihçesine eğilirken Thomas More'un
Ütopya'sına Bacon'un
Yeni Atlantis'ine de değinebiliriz. Ancak bu yazarlar betiklerinde daha çok
kendi görüşlerini açıklamak için yeni bir dünya yaratmak yolunu tutmuşlardır.
1830'larda ünlü İngiliz ozanı Shelley'in eşi Mary
Shelley'in yazdığı
Frankenstein'da bilim-kurgu türünün iyi bir örneğini buluyoruz. Romanda, üstün
bir insan yaratmak isteyen çılgın bir bilim adamı sonunda bir canavar ortaya
çıkarır. Frankenstein, çılgın
bilim adamları ve yaratıcılarına baş
kaldıran yaratıklar konusunda, çağdaş birçok bilim-kurgu yazarına esin
kaynağı olmuştur.
XIX. yüzyılda ise gerçek bilim-kurgu türünün yaratıcılarından Jules
Verne'i görüyoruz. Deniz Altında Yirmi Bin
Fersah, Aya Yolculuk, Doktor Oks
adlı romanları bilim-kurgunun çağdaş anlamda en önemli yapıtları arasında
sayılabilir. Ardından H.G. Wells gelir. Wells, Zaman Makinesi adlı betiğiyle
ilk kez bir zaman gezisini dile getirir. Dünyalar Savaşı, Görünmeyen Adam,
Gelecek Günlerin Öyküsü adlı betikleri çağının en iyi örnekleridir.
XX. yüzyılın ilk yıllarından başlayarak özellikle Amerika'da
bilim-kurgu dalının büyük bir gelişmeye ulaştığını, giderek 1950 yıllarında
altın çağını yaşadığını belirtelim. Bilim-kurgunun ilk Amerikan örneği
1911 yılında Modern Electrics adlı bir dergide yayımlanan Ralph
124C 41+ 2660 Yılının Romanı adlı yapıttır. Kitabın yazarı Hugo Gernsback daha
sonra Amerikan bilim-kurgusunun babası sayılmış, adına Hugo armağanı
diye bir armağan kurulmuştur. Bu armağan her yıl en iyi bilim-kurgu yapıtına
verilir. Science-fiction sözcüğünü ilk ortaya atan yazar da Gernsback olmuştur.
Gernsback 1927 yılında Amazing Stories (Şaşırtıcı Öyküler) dergisini çıkarmış
ve burada tüm olarak bilim-kurgu öyküleri yayımlamıştır. Ama ondan önce
de, Murray Leinster adlı bilim-kurgu yazarı 1917'de yayımlanmaya başlayan
Argosy-all-story dergisine yazıyordu. 1923'de yayına geçen Weird Tales
(Acayip Masallar) dergisinin yazarları arasında H.P. Lovercraft da vardı.
Sonradan en ünlü bilim-kurgu yazarlarından biri olan Ray Bradbury de ilk öyküsünü
bu dergide yayımlamıştı. Kendi de bir bilim adamı olan John Compell 1937'de
Astounding sciene-fiction dergisini, daha sonra önemli bir bilim-kurgu dergisi
olan Analog'u yayımlamaya başlamıştır. İkinci Dünya Savaşından sonra
bilim-kurgu dergilerinin sayısı iyice artmıştır. 1950 yılından sonraki dönemde
McCarthy'ciliğin baskısından kaçan birtakım yazarlar bilim-kurguya sığınarak
bu türün daha da gelişmesini sağlamışlardır.
Bilim-kurgu türü öteki ülkelerde de gelişme göstermiştir aynı dönem
içinde. Aldous Huxley'in Yeni Dünya'sını,
George Orwell'in 1984'ünü,
Karel Capek'in R. U. R.'unu, Pierre Boulle'un Maymunlar Gezegeni'ni bir yana bırakamayız.
Polonya'dan Stanislas Lem, Sovyetler Birliğinden Yefremov gibi bilim-kurgu
yazarları, yakın çağda yetişmişlerdir.
|