Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Bir 'düş'ün adamı: Lovecraft

Ural Akın

Edebiyat yaşamın aynasıdır. Aşkı, nefreti, savaşı, öfkeyi, karşılıksız sevgiyi, bir inanç uğruna mücadeleyi, doğanın ve insanın güzelliklerini ve kötülüklerim, kısacası insan olma durumunun her türlü ayrıntısını, yazarlarla kurduğumuz koalisyonlarla her kitapta yeniden tecrübe etme olanağını buluruz. Değişik coğrafyalardaki veya ruh durumu bizim alıştığımızdan farklı boyutlardaki yaşamların tam kalbine dalar, öğrendiklerimizi de bir şekilde yaşamımızın bir kesitinde kullanır veya kullanmayız.

Ama edebiyat kimi ruhlar için de gerçek dünyadan kaçış aracıdır. Maddi dünyanın -kişiye göre değişiklikler gösterse de genelde gizeme, düşlere ve hayal aleminin sonsuzluğuna kapalı fiziksel yapısı onlar için tam anlamıyla can sıkıcıdır. Onlara göre insanlar "mevcut olan şeylere zincirlerle bağlanmışlar, sonra hiçbir gizeme yer kalmayıncaya kadar bu şeylerin işleyişini açıklamışlardır". Bizleri onlardan ayıran nokta "bütün insan arzularının ne kadar sığ, kararsız ve anlamsız olduğunun, hakiki güdülerimizin ağzımızdan çıkan . gösterişli ideallerle büyük ölçüde çeliştiğinin" farkında olmaları ya da en azından bunu söyleyebilecek kadar cesur olmalarıdır.

Materyalist insanı aşağılıyor

Yüzyılımızın en büyük bilimkurgu -fantezi edebiyatçılarından Howard Phillips Lovecraft'a (1890 - 1937) ait olan bu düşünceler, yazarın 'Gümüş Anahtar' adlı öyküsünün kahramanı (bundan başka birçok öykünün de kahramanıdır) Randolph Garter'ın ağzından bizlere aktarılıyor. Lovecraft lafı fazla uzatmadan hayal gücümüzün sığlığını yüzümüze vurmayı tercih ediyor. Böyle davranma cesaretini kendinde gören bir yazara da biz okurlar olarak, hayal gücünün büyüklüğünü bize ispatlamasını istemeye hakkımız olduğunu düşünüyorum. Dost Kitapevi Yayınları'ndan çıkan Lovecraft'ın toplu eserlerinin ilk kitabı (2. ve 3. kitaplar da yakında çıkacak) şüphelerimize cevap aramak için bir başvuru kitabı niteliği taşıyor, 'Deliliğin Dağlarında', 'Charles Dexter Ward Vakası', 'Cadı Evindeki Düşler', 'Randolph Carter'ın İfadesi', Bilinmeyen Kadath'a Düş Yolculuğu',  'Gümüş Anahtar' ve 'Gümüş Anahtarın Açtığı Kapıların Ötesi' adlı yedi öykünün yer aldığı bu ilk kitaptaki öyküler herhangi bir kronoloji ya da konu birliği gözetilmeden derlenmiş. Lovecraft gibi bir yazarın toplu eserleri için belki bu yönde bir kaygı güdülseydi daha iyi olurdu gibi geliyor ancak seçilen öyküler 2. ve 3. kitapları takip edemeyecek olanlar açısından yazar hakkında genel bir fikir edinmek için yeterli gibi görünüyor. Peki onun düşgücü günümüzün materyalist insanını aşağılamaya yetecek kadar güçlü mü? Kesinlikle evet!

Dünyanın korkutucu gizemi

1937 yılında kanserden ölümüne kadar toplam 51 öykü yazan Lovecraft gotik edebiyatın Edgar Allan Poe'dan sonraki en büyük ustası olarak kabul ediliyor. Fakat bu payeyi ancak ölümünden 10 yıl sonra alabilmiştir. Aslında Lovecraft'ın da yazdığı öyküleri küçük gören çağının insanlarından pek memnun olduğunu iddia edemeyiz, iki yaşında okumaya, üç yaşında şiir ezberlemeye ve altı yaşında da yazmaya başlayan bu yalnız ve bunalımlı adamın annesinin hastalık derecesine varan ve sevgiyle nefret arasında gidip gelen ilgisinin, yazarımızın dengesiz ve esrarlı kişiliğinin ve dolayısıyla da öyküleriyle kendine yarattığı dünyanın başlıca nedeni olduğunu söylememiz mümkün. Önce -muhtemelen kendisinin de inandığı Arap Abdul Alhazret'in 730 da yazdığını iddia ettiği 'Necronomicon' (Ölüler Kitabı) ekseninde bir mit yaratmış, bunu 'Rleyh Kitabı', 'Hasan'ın Yedi Şifreli Kitabı', 'Dhol Sarkılan', 'Bilinmeyen Kadath Kenti' gibi yasak metinler ve lanetli mekânlarla destekleyerek ve bütün öykülerinde bunlardan bir veya birkaçını kullanarak metinlerarası göndermelerle apayrı bir dünya yaratmıştır.

Lovecraft'ın konularından bazıları artık insanları 'korkutmaktan' uzak ve türün sıradan öykülerinde de karşımıza çıkabilecek cinsten. Ölülerin dirildiği mezarlıklar ve lanetli evler, küf kokulu ve bilinmeyenlerle dolu mahzenler, tuhaf davranan zaman ve boyut ötesi varlıklar öykülerde sık sık kullanılsa da Lovecraft'ın tarzının farklılığı, felsefi derinliği ve Lovecraft dünyasının atmosferi bunları türün meraklıları için kaçırılmayacak metinler haline dönüştürüyor. Özellikle diğer öykülerinden içerik ve tarz olarak da ayrılan ve kitabın da ilk öyküsü olan 'Deliliğin Dağlarında', yazarın kendisinin de belirttiği üzere Lovecraft yazınının doruk noktası olarak kabul ediliyor. 'Deliliğin Dağlarında' gene Lovecraft'ın hayal ürünü ünlü Miscatonic Üniversitesinden bir grup bilim adamının Güney Kutbu'na yaptığı keşif gezisini anlatıyor. Bu üniversitenin en büyük özelliği içlerinde lanetli Necronomicon'un da bulunduğu bazı gizemli metinleri barındırması ve bunlar hakkında araştırmalar yapması. Başta sıradan bir keşif gezisi şeklinde ilerleyen öyküde karşılaşılan çok yüksek bir dağ silsilesinin asılmasıyla birlikte ortaya çıkan tarihöncesi yüksek uygarlık izleri ve daha sonrada o İzlerin sahipleri bizleri giderek artan bir gerilimin tutsağı yapmak için fırsat kolluyorlar. Ancak metindeki bilimsel ifadelerin anlamını öğrenmek için sık sık dipnotlara bakmak zorunda kalınması metnin akıcılığı bir parça kısıtlıyor.

Bugün bilimkurgu ve fantastik edebiyat alanında kült haline gelmiş, birçok müzik grubuna esin kaynağı olmuş -kî bunların arasında Metalica (The Call Of Ktulu), Marillion (Grendel), Iron Maiden (Live After Death) ve Joe Satriani (Dweller On The Treshold) de var ve kendinden sonra gelen birçok yazan da etkilemiş olan bu öyküler ve onların yaratıcısı Lovecraft hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler Giovanni Scognamillo'nun 'Dehşetin Kapılan' adlı kitabına ve www.hpLovecraft.com Internet adresine bir göz atabilirler ya da en iyisi toplu eserlerinin ilkini alıp gerçeküstü bir dünyanın korkutucu gizemine doğru keyifli bir yolculuğa çıkabilirler.

Radikal Kitap - 7 Aralık 2001
Ural Akın
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta