|
Beş kez Hugo, bir kez de Nebula ödülü
alan Larry Niven ilk kez Türkiyeli okurun karşısında. Farklı bir soluk, değişik
ve yeni bir yazar olarak uzayın derinliklerinden hayal dünyamıza yansıyan
renkli bir efekt olmakta dilimize çevrilen ilk kitabı Halka Dünya.
90'lara kadar Asimov'un çok satan
klasiklerini okuyarak büyüyen Türkiyeli bilimkurgu okuru her ne kadar çok az
sayıda farklı yazarların kitaplarını, çok kötü çevirilerinden okumuş
olsa da bu türün özellikleri konusunda yeterince bilgilenmiş değildi. Hele
bir de patlak gözlü, yeşil tenli, antenli, kimi zaman korkunç, kimi zaman da
sevimli olan uzaylıların serüvenini çizgi romanlarda okuyanlar bu türü
ciddiye bile almaz olmuşlardı.
Sadece yabancı dil bilenler olanakları ölçüsünde getirebildikleri yabancı
dergilerde bilimkurgunun gelişim seyrini izleyebilmişti. Orijinalden büyük
ustaların yapıtlarını okuyanlar da Zühtü
Bayar, Sezar E. Ergin gibileri de
çok dergi ve gazetelerde görüldüklerinden bilimkurgu okuru kendi kabuğunda
kalmış, kimi ukala, çok bilmiş yazarcıkları saymazsak bu türün meraklıları
yeterince izleyememişti bu türü. Ancak neden sonra kendi kendini yetiştirmek
durumunda kalan okur Ursula LeGuin, Frank Herbert,
Clarke gibi yazarları daha
yakından tanıyınca ciddi bir edebiyat türüyle karşı karşıya kaldığını
gördüğünde küçük bir şaşkınlık yaşamıştır. Kitaplığında baş köşeyi
ayırdığı bu türe daha saygılı yaklaşır olmuştu.LeGuin'de teknolojinin
baş döndürücü sarhoşluğundan öte insanı edebiyat içinde felsefi
boyutuyla işlemesini, Frank Herbert'ın ekolojik kaygılarla uçuk kurgulanımını,
Lem'in dış dünyaya müdahaleci olmayan tavrını, Clarke'ta evrimin son aşamasını
betimlediği ışık ve enerjiye dönüşümünü okudukça hayal dünyasının
sınırsızlığıyla tanışmıştı.
Bilimkurgu Okurunu
90'lardan sonra ülkemizde bilimkurgu
kendi okurunu yaratmış, kitaplar tartışılır olmuştu. Kitapçılar bu türün
kitapları için ayrı raflar hazırlamışlar, sadece bilimkurgu kitaplarıyla
kendini sınırlayan yayınevleri piyasaya çıkmıştı. İlk kez Ocak 1973'de
Türk Dili, Aralık 1985'te Sanat Olayı dergilerinden on yıl sonra yazın
dergileri bu türle ilgili özel sayılar çıkarmaya başlamıştı. Türkiye'de
bilimkurgu okuru yeni yeni yazarlarla tanışırken bilimle kurgu arasındaki sınır
da giderek netliğini yitirmişti. Ballard gibi psikoloji ağırlıklı içi dünyaya,
Niven gibi çok uzak dünyalara yönelik eser veren yeni yazarlar, bilimkurgu
okurunun kafasında bir şablon olarak yerleşen kimi klasik tanımların da
zorlanmasına neden olmuşlardı.
Olanaksızlıkla olasılık arasındaki ince çizgi giderek gözden
yitmeye başlamıştı.
Einstein'ın kuramı uçuk tezlerle aşındırılmış, son yıllardaki bilimsel
gelişmeler gerek uzayda, gerek bilgisayar dünyasında bilimkurgu yazarlarının
önüne işlenilecek bir yığın konu bırakmıştı. Artık hayalin sınırı
hayal bile edilemez olmuştu.
İlk kez Türkiyeli okurla yüz yüze gelen Larry Niven'ın
Halka Dünya adlı
romanı klasik bilimkurgu okurunu şaşırtan ve bilimsel kuramların asgari
bilimsel olmasına şartlananlara ters gelse bile anlattığı olay örgüsü çok
ilginç karşılanmaktadır. Uzaylıların fizik yapısını net olarak çizmeden
tereddüt eden yazarlara karşın Niven bazı tipleri çizerek bu ilginçliği
zenginleştirmektedir. Örneğin Heinlein'ın
Uzayda Kaybolanlar adlı romanında
çok hoş bir tip olarak anlatılan iki kafalı mutanlaşmış dünyalı, Halka
Dünya'da uzayın bir başka köşesinde ama sorunlarla yaşayan iki kafalı
Puppeteer olmuş. Roman biraz da Puppeteerler'in uçuk hayallerinin gerçekleştirilmesi
için olanaksız amaçları üzerine kurgulanmıştır.
Oynak, ince, uzun boyunlarının üstünde duran iki kafalı Puppeteerler'in
derisi beyaz ve yumuşaktır. Üç ayaklı, ensesinden kalçalarına kadar uzun
bir yeleye sahip olan bu yaratıkların enselerinin bulunduğu yerde, yelenin sıkı
bir koruyucu küme oluşturduğu kamburun içinde beyni gizlidir. Bir insan
kadar zeki olan bu türün eli aynı zamanda beslenmesine yarayan ağız görevi
de görmektedir. Çok güçlü olan bu yaratıklar gücüyle ters orantılı
olarak cesaretten yoksun, ürkek bir kişiliğe sahiptirler.
Kitapta sözü geçin bir başka canlı türü de Kzintiler. İki buçuk metre
boylarıyla iri ve şişman bir kediye benzeyen bu yaratığın gözlerinin çevresinde
siyah çizgiler var, bütün bedeni parlak ve gür, turuncu kürkle kaplıdır. Lucas'ın Yıldız Savaşları adlı filminde Han Solo'nun yardımcısını andırmaktadır.
Bu yaratıkların metabolizmaları, helyum II ile oluştuğundan ısı ve yerçekiminden
dolayı kolayca incinebilecek narin bir yapıdadır. Asla savaşçı olamayacak
bir türdür bu.
Ve... Beyaz saçları, kafa derisi krom sarısı, gözlerinin iris tabakası altın
renginde olan, ışınlanma yoluyla bir kentten bir başka kente gitmeyi seven,
eğlence düşkünü lümpen bir dünyalı Louis Wu, romanın önemli unsurlarından
biri olarak boy gösterir. Bizden biri, ama bir o kadar da bizden uzak. Gen mühendisliği
insan ömrünü uzatmasına rağmen genç görünümünün altında yorgunluğunu
gizlemeye çalışan bir devinim içindedir dünyalı Wu.
Farklı türden canlıların bir araya gelip galaksinin çekirdeğine kadar
uzanan zorlu bir yolculuğa çıkmalarının nedeni sadece bu yaratıkların içgüdülerinde
gizli kalan serüven tutkusu değil elbet. Herkesin bir çıkarı olduğu
muhakkak, ama tüm bu canlıları bir araya getiren olgunun sadece Puppeteerler'in türsel gelişimiyle sınırlı olduğu da kuşkulu.
Uzaydaki insan aklının bile alamayacağı uzaklığı aşma yöntemi söz
konusu olduğunda Larry Niven da diğer bilimkurgu yazarları gibi varolan
bilimsel doğrulara, kesinlik kazanmış kuramlara pek rağbet etmez. Artık
okur da birçoklarına saçma gelebilecek yöntemlerin üstünde pek durmamaktadır.
Örneğin ışınlanma yönteminin bilimsel altyapısı pek bulunmamasına rağmen
çok rahatlıkla romanlarda, filmlerde sıkça karşımıza çıkmaktadır.
Uzay Yolculukları
Puppeteerler'in yaptığı uzay
yolculukları ise hayal gücümüzü çok aşmaktadır. Bir ışık yılını
bir dakikaya yakın bir sürede alan konvansiyonel hiper sürüşlü araçlarla
yapılmaktadır bu yolculuklar. İkinci quantum hiper sürüşe sahip olanlar
ise kısa sürede yüz ışık yılını bir dakika on beş saniyede almaktadırlar.
Bu olağanüstü hızlara erişebilen uzay gemilerine sahip olanların bütün
uzayda egemenlik kurmaları ve bütün canlı türlerini tutsak alabilecek güce
erişmeleri tehlikesi de gözardı edilmiyordu. Gemilerin ışık hızından
daha hızlı yol almalarını yazar hiper uzay matematiğinde bazı kütlelerin
varlığına dayandırıyor. Einstein evrenindeki kütlelerin çevresi dışındaki
gemiler için söz konusuydu bu. Ancak nedense okurun hayal gücünü çok aşan
bu yöntemin bilimsel hiçbir dayanağını yazar okura sunma zahmetinde
bulunmuyor.
Hayal Dünyamızın
Yansımaları
Eğer böyle bir açıklamanın sizin için
hiç önemi yoksa, anlatılan ilginç kurmaca sizin beklentilerinize uygun düşmüyorsa,
elbette üzerinde durmaya değmez. Ama ille de benim gibi bilimkurgu romanlarında
en azından bilimsel altyapısını arıyor olsanız bile, değişik yazarların
farklı dünya ve yaratıkların hayal dünyamızdaki yansımalarından keyif
alabilirsiniz.
Galaktik sarmalının eksenindeki galaksi çekirdeği beş bin ışık yılı
genişliğinde parlak bir küreye benzemektedir. Yıldızın çevresindeki halka
katı maddelerden yapılmış ve yapay olarak inşa edilmiştir. Halka saniyede
770 mil hızla dönmektedir. Dünyadan 200 ışık yılı uzakta olan bu dünyayı
yapanlar ışık hızını aşamadıkları bir dönemde olağanüstü mühendislik
bilgileriyle gerçekleştirmişlerdi. Arthur C.Clarke'ın
Rama romanlarında
hep gizemli olarak kalan uzaylıların uzayın derinliklerinde bulunan ana üslerine
benzetilebilecek gibi görünse de farklı bir işlevi ve nedeni vardı. Beş
kez Hugo, bir kez de Nebula ödülü alan Larry Niven ilk kez Türkiyeli okurun
karşısında. Farklı bir soluk, değişik bir efekt olmaktadır Halka Dünya.
|