Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Halka Dünya

Mustafa Yelkenli

Beş kez Hugo, bir kez de Nebula ödülü alan Larry Niven ilk kez Türkiyeli okurun karşısında. Farklı bir soluk, değişik ve yeni bir yazar olarak uzayın derinliklerinden hayal dünyamıza yansıyan renkli bir efekt olmakta dilimize çevrilen ilk kitabı Halka Dünya. 90'lara kadar Asimov'un çok satan klasiklerini okuyarak büyüyen Türkiyeli bilimkurgu okuru her ne kadar çok az sayıda farklı yazarların kitaplarını, çok kötü çevirilerinden okumuş olsa da bu türün özellikleri konusunda yeterince bilgilenmiş değildi. Hele bir de patlak gözlü, yeşil tenli, antenli, kimi zaman korkunç, kimi zaman da sevimli olan uzaylıların serüvenini çizgi romanlarda okuyanlar bu türü ciddiye bile almaz olmuşlardı.

Sadece yabancı dil bilenler olanakları ölçüsünde getirebildikleri yabancı dergilerde bilimkurgunun gelişim seyrini izleyebilmişti. Orijinalden büyük ustaların yapıtlarını okuyanlar da Zühtü Bayar, Sezar E. Ergin gibileri de çok dergi ve gazetelerde görüldüklerinden bilimkurgu okuru kendi kabuğunda kalmış, kimi ukala, çok bilmiş yazarcıkları saymazsak bu türün meraklıları yeterince izleyememişti bu türü. Ancak neden sonra kendi kendini yetiştirmek durumunda kalan okur Ursula LeGuin, Frank Herbert, Clarke gibi yazarları daha yakından tanıyınca ciddi bir edebiyat türüyle karşı karşıya kaldığını gördüğünde küçük bir şaşkınlık yaşamıştır. Kitaplığında baş köşeyi ayırdığı bu türe daha saygılı yaklaşır olmuştu.LeGuin'de teknolojinin baş döndürücü sarhoşluğundan öte insanı edebiyat içinde felsefi boyutuyla işlemesini, Frank Herbert'ın ekolojik kaygılarla uçuk kurgulanımını, Lem'in dış dünyaya müdahaleci olmayan tavrını, Clarke'ta evrimin son aşamasını betimlediği ışık ve enerjiye dönüşümünü okudukça hayal dünyasının sınırsızlığıyla tanışmıştı.

 

Bilimkurgu Okurunu

90'lardan sonra ülkemizde bilimkurgu kendi okurunu yaratmış, kitaplar tartışılır olmuştu. Kitapçılar bu türün kitapları için ayrı raflar hazırlamışlar, sadece bilimkurgu kitaplarıyla kendini sınırlayan yayınevleri piyasaya çıkmıştı. İlk kez Ocak 1973'de Türk Dili, Aralık 1985'te Sanat Olayı dergilerinden on yıl sonra yazın dergileri bu türle ilgili özel sayılar çıkarmaya başlamıştı. Türkiye'de bilimkurgu okuru yeni yeni yazarlarla tanışırken bilimle kurgu arasındaki sınır da giderek netliğini yitirmişti. Ballard gibi psikoloji ağırlıklı içi dünyaya, Niven gibi çok uzak dünyalara yönelik eser veren yeni yazarlar, bilimkurgu okurunun kafasında bir şablon olarak yerleşen kimi klasik tanımların da zorlanmasına neden olmuşlardı.

Olanaksızlıkla olasılık arasındaki ince çizgi giderek gözden yitmeye başlamıştı. Einstein'ın kuramı uçuk tezlerle aşındırılmış, son yıllardaki bilimsel gelişmeler gerek uzayda, gerek bilgisayar dünyasında bilimkurgu yazarlarının önüne işlenilecek bir yığın konu bırakmıştı. Artık hayalin sınırı hayal bile edilemez olmuştu.

İlk kez Türkiyeli okurla yüz yüze gelen Larry Niven'ın Halka Dünya adlı romanı klasik bilimkurgu okurunu şaşırtan ve bilimsel kuramların asgari bilimsel olmasına şartlananlara ters gelse bile anlattığı olay örgüsü çok ilginç karşılanmaktadır. Uzaylıların fizik yapısını net olarak çizmeden tereddüt eden yazarlara karşın Niven bazı tipleri çizerek bu ilginçliği zenginleştirmektedir. Örneğin Heinlein'ın Uzayda Kaybolanlar adlı romanında çok hoş bir tip olarak anlatılan iki kafalı mutanlaşmış dünyalı, Halka Dünya'da uzayın bir başka köşesinde ama sorunlarla yaşayan iki kafalı Puppeteer olmuş. Roman biraz da Puppeteerler'in uçuk hayallerinin gerçekleştirilmesi için olanaksız amaçları üzerine kurgulanmıştır.

Oynak, ince, uzun boyunlarının üstünde duran iki kafalı Puppeteerler'in derisi beyaz ve yumuşaktır. Üç ayaklı, ensesinden kalçalarına kadar uzun bir yeleye sahip olan bu yaratıkların enselerinin bulunduğu yerde, yelenin sıkı bir koruyucu küme oluşturduğu kamburun içinde beyni gizlidir. Bir insan kadar zeki olan bu türün eli aynı zamanda beslenmesine yarayan ağız görevi de görmektedir. Çok güçlü olan bu yaratıklar gücüyle ters orantılı olarak cesaretten yoksun, ürkek bir kişiliğe sahiptirler.

Kitapta sözü geçin bir başka canlı türü de Kzintiler. İki buçuk metre boylarıyla iri ve şişman bir kediye benzeyen bu yaratığın gözlerinin çevresinde siyah çizgiler var, bütün bedeni parlak ve gür, turuncu kürkle kaplıdır. Lucas'ın Yıldız Savaşları adlı filminde Han Solo'nun yardımcısını andırmaktadır. Bu yaratıkların metabolizmaları, helyum II ile oluştuğundan ısı ve yerçekiminden dolayı kolayca incinebilecek narin bir yapıdadır. Asla savaşçı olamayacak bir türdür bu.

Ve... Beyaz saçları, kafa derisi krom sarısı, gözlerinin iris tabakası altın renginde olan, ışınlanma yoluyla bir kentten bir başka kente gitmeyi seven, eğlence düşkünü lümpen bir dünyalı Louis Wu, romanın önemli unsurlarından biri olarak boy gösterir. Bizden biri, ama bir o kadar da bizden uzak. Gen mühendisliği insan ömrünü uzatmasına rağmen genç görünümünün altında yorgunluğunu gizlemeye çalışan bir devinim içindedir dünyalı Wu.

Farklı türden canlıların bir araya gelip galaksinin çekirdeğine kadar uzanan zorlu bir yolculuğa çıkmalarının nedeni sadece bu yaratıkların içgüdülerinde gizli kalan serüven tutkusu değil elbet. Herkesin bir çıkarı olduğu muhakkak, ama tüm bu canlıları bir araya getiren olgunun sadece Puppeteerler'in türsel gelişimiyle sınırlı olduğu da kuşkulu.

Uzaydaki insan aklının bile alamayacağı uzaklığı aşma yöntemi söz konusu olduğunda Larry Niven da diğer bilimkurgu yazarları gibi varolan bilimsel doğrulara, kesinlik kazanmış kuramlara pek rağbet etmez. Artık okur da birçoklarına saçma gelebilecek yöntemlerin üstünde pek durmamaktadır. Örneğin ışınlanma yönteminin bilimsel altyapısı pek bulunmamasına rağmen çok rahatlıkla romanlarda, filmlerde sıkça karşımıza çıkmaktadır.

Uzay Yolculukları

Puppeteerler'in yaptığı uzay yolculukları ise hayal gücümüzü çok aşmaktadır. Bir ışık yılını bir dakikaya yakın bir sürede alan konvansiyonel hiper sürüşlü araçlarla yapılmaktadır bu yolculuklar. İkinci quantum hiper sürüşe sahip olanlar ise kısa sürede yüz ışık yılını bir dakika on beş saniyede almaktadırlar. Bu olağanüstü hızlara erişebilen uzay gemilerine sahip olanların bütün uzayda egemenlik kurmaları ve bütün canlı türlerini tutsak alabilecek güce erişmeleri tehlikesi de gözardı edilmiyordu. Gemilerin ışık hızından daha hızlı yol almalarını yazar hiper uzay matematiğinde bazı kütlelerin varlığına dayandırıyor. Einstein evrenindeki kütlelerin çevresi dışındaki gemiler için söz konusuydu bu. Ancak nedense okurun hayal gücünü çok aşan bu yöntemin bilimsel hiçbir dayanağını yazar okura sunma zahmetinde bulunmuyor.

Hayal Dünyamızın Yansımaları

Eğer böyle bir açıklamanın sizin için hiç önemi yoksa, anlatılan ilginç kurmaca sizin beklentilerinize uygun düşmüyorsa, elbette üzerinde durmaya değmez. Ama ille de benim gibi bilimkurgu romanlarında en azından bilimsel altyapısını arıyor olsanız bile, değişik yazarların farklı dünya ve yaratıkların hayal dünyamızdaki yansımalarından keyif alabilirsiniz.

Galaktik sarmalının eksenindeki galaksi çekirdeği beş bin ışık yılı genişliğinde parlak bir küreye benzemektedir. Yıldızın çevresindeki halka katı maddelerden yapılmış ve yapay olarak inşa edilmiştir. Halka saniyede 770 mil hızla dönmektedir. Dünyadan 200 ışık yılı uzakta olan bu dünyayı yapanlar ışık hızını aşamadıkları bir dönemde olağanüstü mühendislik bilgileriyle gerçekleştirmişlerdi. Arthur C.Clarke'ın Rama romanlarında hep gizemli olarak kalan uzaylıların uzayın derinliklerinde bulunan ana üslerine benzetilebilecek gibi görünse de farklı bir işlevi ve nedeni vardı. Beş kez Hugo, bir kez de Nebula ödülü alan Larry Niven ilk kez Türkiyeli okurun karşısında. Farklı bir soluk, değişik bir efekt olmaktadır Halka Dünya.

Mustafa Yelkenli
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta