Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Teosofist'in romanla imtihanı

Hikmet Temel Akarsu

'Schrödinger'in Kedisi'nin ikinci cildi 'Rüya'da Alev Alatlı'yı yine tüm dünya için kaygı duyan, sorumluluk sahibi bir aydın olarak görüyoruz'

Alev Alatlı'nın, birinci cildi 'Kabus' yayımlandığında büyük ilgi gören devasa kitabı , 'Schrödinger'in Kedisi'nin ikinci cildi 'Rüya' kendisine kaygı edindiği problematiklerin tüm dünyayı 'boğazına' kadar sardığı kaotik bir dönemde kitapçı raflarındaki yerini aldı.

Hatırlanacağı gibi 1999 yılında yayımladığı 'Schrödinger'in Kedisi'nin birinci cildi 'Kabus'ta vizyoner romancılığın parlak bir örneğini ortaya koyan Alatlı, hedefi on ikiden vurarak, küreselleşen yeni dünya düzeninin tüm insanlığı hangi çıkmaz sokaklara doğru sürüklediğini analiz edebilmiş, Kuantum fiziğinin esasını oluşturan 'Schrödinger'in Kedisi' deneyinden yararlanarak çarpıcı bir anti - ütopya kurabilmişti.

 

Okur onu çoktan keşfetti

Bugün herkesin dilinde olan küreselleşmeden mütevellit mağduriyetimizi, örnek bir entelektüel, edebiyatçı tarzıyla yıllar öncesinden lanetli bir kehanetle haber veren Alatlı'nın bu vizyoner başarısı henüz ülkemiz kültür ortamı tarafından teslim edilememiştir ne yazık ki. Ancak aynı sağduyusuzluk okur için geçerli olmamıştır. Nitekim belirli sanal ya da fiziki ortamlarda bizzat Alev Alatlı tarafından motive ve forme edilen okur, yazarını ve sırtlandığı misyonu bağrına basmış, ödüllendirmiştir, (bkz- olevcda.tli.com.tr) Kuşkusuz okurun ödüllendirmesini, Türkiye'deki gibi dezenformatif bir edebiyat ortamının geçerli olduğu kültürel formasyonda fazla ciddiye almamak gerekir. Ortalığı kaplayan 'pr' çalışmaları, imaj tacirlikleri, medyatik dezenformasyonlar okuru 'star sistemi'nin zavallı bir müşterisi haline dönüştürürken ciddi, tavizsiz entelektüeller doğru buldukları yoldan ödün vermeksizin yürümektedirler. Alev Alatlı'nın talihi, hem doğru bildiği yolda yürümekten taviz vermeyip edebiyatın gerçek ereklerine hizmet etmesi hem de büyük bir okur kitlesi tarafından hayranlıkla izlenmesidir. Bu güzellik, Türkiye'de kolay kolay yaşanabilen bir şey değildir.

'Schrödinger'in Kedisi'nin ikinci cildi 'Rüya'da Alev Alatlı'yı yine toplumu için, ülkesi için, 'kavmi' için, inançları için ve tüm dünya için kaygı duyan, sorumluluk sahibi bir aydın olarak görmekteyiz. Dünyanın içine girdiği 'Kaos Çağı'nı pek iyi analiz edebildiği kolaylıkla anlaşılan Alatlı, bu kitabında insanlık için çıkış yolu olabilecek öneriler sunma gibi ulvi bir amacın emrine veriyor edebiyatını. Yüce Pir'in zirvesinde bulunduğu yeni dünya düzeni tarikatı hükümranlığım pekiştirirken dışlanmışların gitgide fenalaşan yaşam şartlarına ya da toptan yok olmalarına çareler bulmaya çalışıyor. Bunun için bir ütopya kuruyor Alatlı. Yayıncısının tabiriyle, Gezegenimizde hayatın, Kutsal Koalisyon'un dışında kalarak da sürdürülebileceğine inanan bir avuç insan, yani 'onarımcılar'ın önderliğinde 'mucizeler diyarı'nı kurmayı deniyor.

Mucizeler Diyarı vatandaşları 'düşünülmesi imkânsız olanı' düşünmeyi öğrenirler. Çünkü Mucizeler Diyarı'nın Asal Yassa'sı, Yeni Fizik'i temel almıştır ve o topraklarda 'bir şey ne imkânsızdır ne de kesin.' Yani Kara Kalpaklı Adam'ın 'eski' Türkiye'nin yangınının küllerinden yoğurduğu bir ütopya.

Kısacası Alev Alatlı, 2020'li yıllar Postnişinde Yüce Pir tarikatının hakim olduğu dünya düzeninde ülkemizin Lanetliler'in arasında yer almaması ya da 'yok olmaması' için Kuantum fiziğinden yararlanan yeni bir düşünce dizgesi kurmamızı öneriyor. Bunu yaptığımız taktirde kurtuluşun ve yükselişin, yani 'mucize'nin mümkün olduğunu, aksi taktirde dünyayı anlayamamanın bedelinin, dünyanın maskarası olmak olduğunu iddia ediyor. Bu yüzden de kitabını büyük oranda dünyada neler olup bittiğini anlamak ve analiz etmek üzerine kurulu bir alegorik anlatı sistemine oturtuyor.

'Rüya' son derece derin bir çalışma. Kısa sürede okunup tüketilip hakkında yargıya varılabilecek bir eser değil. Belki de satır satır incelenmesi, uzun yıllar tartışılması gereken sayısız hükümlerle dolu. Her paragrafına dayanarak devasa bir makale yazılabilir. Fakat, bu dev eser hakkındaki nihai fikirlerimiz olmadığını baştan belirterek bazı rezervlerimizi koymak arzusundayız. Şöyle ki, bu kitapta Alatlı bilim - kurgu tekniği ile çalışıp ve bir ütopya kurmaya uğraşırken kalbinde taşıdığı yurt sevgisini fazlasıyla ortaya döküyor. Öyle ki bir noktadan sonra kitap 'vatan kurtarmaya' yönelik bir tez romanı haline geliyor.Kuşkusuz bu vatanın kurtarılmaya ihtiyacı vardır ve kuşkusuz Alev Alatlı bu konuda söyleyecek çok şeyi olan değerli bir entelektüeldir. Lakin roman sanatının yansıtmak zorunda olduğu derin bilgelik ve tanrısal eda buna fazla izin vermez. O yüzden de kimi zaman yurt, kimi zaman millet aşkıyla yanıp tutuşup olaylara dahil olan Alatlı'nın eğer yazdığı eseri bir roman olarak görüyorsa, ona fazlasıyla zalimce davrandığını ifade etmek gerekir.


Düşünce dehlizlerine doğru

Bir başka açıdan bakıldığında; yazarın eserinin başına 'roman' ibaresini koymadığına da dikkat etmemiz gerekir. Bunun Alatlı standardındaki bir aydın için tesadüf ya da unutma olduğu düşünülemez. O halde yazarın kendisi de roman dışında bir tür üzerinde çalıştığını düşünmektedir. Bu fikir akla yakın gelmektedir. Çünkü Alatlı'nın yazdıklarının roman sanatının dışına taşan, teolojik ve felsefi alanlarda binbir suali davet eden, korkutucu düşünce dehlizlerine insanı sürükleyen, polemikçi yapıtlar olduğunu bilmekteyiz.

O yüzden kendisi de tıpkı Thomas More, Solon, Yedinci Dalai Lama, Basralı Rabia Hanım, Nostradamus, Lao Tzu, Kordovalı İbni Masarra, Efesli Heraklit, Epikür, Cicero, Assoslu Cleantes, Ba'al Shem Tov, Farabi, Mevlâna Celâleddin-i Rumi gibi bir teosofist görünümü çizmektedir gözümüzde. Bilindiği gibi, teosofisler, Allah'ı ve mevcudatı peygamberler aracılığıyla değil, kendi gönlünden yola çıkarak açıklayan kişilerdir.

Bir teosofist, roman sanatına dahil olmaya kalktığında ortaya çıkan nesne Alev Alatlı yapıtlarına benzediği için de 'Rüya' hakkında kaleme aldığımız kritik yazısına isim verirken 'Teosofist'in romanla imtihanı' ibaresini kullanma hakkım kendimizde görmekteyiz.

Alev Alatlı ve 'Schrödinger'in Kedisi' külliyatı hakkında söylenecek söz çok. Ancak bir gazete yazısı içinde derin teolojik, felsefi ve siyasi analizlere girmek olanaksız. Hulasa yaparken biz, sadece kendimizce çok önemli gördüğümüz birkaç hususu dile getirmekle yetineceğiz. Birinci husus şudur ki; Alev Alatlı, dünya kültürüne, tarihine, edebiyatına, teolojisine ve siyasetine vakıf olma açısından eşi bulunmaz bir yazardır. Ülkemiz sağının sıklıkla yetiştiremediği çok önemli, ciddi, saygıdeğer ve muhatap alınmaya değer bir sağcı aydındır.

İkinci önemli husus şudur: 'Rüya'yı roman olarak nitelendirmemiz onu değerinden uzaklaştırır. Bu kitabı edebiyatta ve kültürde ayrı bir kategori araştırması olarak görmek daha aklı başında bir tutumdur.

Diğer bir husus; kitapta yer alan, yüksek edebi ve felsefi temaların tartışıldığı sayısız diyalogda Eflatun'un kitaplarını andıran üsluplarla karşı karşıya kalmamız çok etkileyiciyken, bunun zaman zaman, yurtseverlik, Anadolu bilgeliğine duyulan sevgi, millicilik gibi öznel algıların etkisiyle yerelleşmiş bir külhan ağza dönmesi tatsız bir grotesk tını yaratmaktadır. Bu durum Alatlı'nın dile getirdiği fikirlerin önemini zedelemektedir.

Alatlı'nın Amerika, Rusya ve uyuşturucu meselesinin geleceğini alegorik olarak ele aldığı pasajlar ise korku verici düzeyde öğreticidir.

Sonuç olarak, 'Schrödinger'in Kedisi' bir ders kitabı gibi irdelenmesi gereken önemli ve öğretici bir yapıttır. Münhasıran ülkemizi yöneten ve dünyayı okumakta zorluk çeken siyasiler, bürokratlar, stratejistler ve thinktank'çılar tarafından dikkatle tetkik edilmesinde büyük yararlar vardır.

Radikal Kitap - 16 Kasım 2001
Hikmet Temel Akarsu
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta