|
Sanılmasın ki anti-ütopya
yirminci yüzyıla özgü, teknolojiyle malûl, savaş yorgunu karamsar
beyinlerin ürünüdür, yalnızca. Ya da 'Arcadia düşleri'yle, cennetin
bahçeleriyle süslü edebi ve artistik bir geleneğin reddiyesidir;
Platon'dan More'a, Bacon'a; Campanella'dan Hegel'e, Marks'a kadar gelen içkin
bir totaliterizme karşı koyuştur. Anti-ütopya bir kopuştan ziyade
kendisinin farkında olan ütopyanın namuslu olmaya karar vermesidir.
Bir kez daha yazmakta fayda var: Ütopya var olmayan iyi yer,
olmayan güzel ülke anlamına gelir. Yani öyle bir yer düşleyeceksiniz
ki, var olamayacak kadar güzel olacak. Belki de büyüsü kaybolmasın
diye, yazmaya kıyılamayacak kadar el değmemiş olacak; yalnızca düşlerde
var olacak. Acaba Poussain Arcadia Çobanları'nı resmetmeden önce
Platon'u okumuş muydu: ET IN ARCADIA EGO. Tüm felsefe tarihinin
kendisine düşülmüş bir dipnot olan filozof, ideal 'Devlet'iyle
Poussain'e esin kaynağı olmuş muydu, bunu bilemiyoruz: Filozoflar
ister bir tek insanı, ister bütün devleti ele aldıkları zaman,
kanunları çizmeden önce, insanın da, devletin de temiz olmasını
isterler, temiz değilse temizlerler.
Açık toplumun bir numaralı düşmanı, adı gibi büyük filozof ideal
devletini kuramadı, ama Roma-Bizans-Osmanlı bu idealin peşinden koştu.
Ruhu şad olsun.
Aradan uzun yıllar geçti. İnançları için kellesini vermekten çekinmeyen
bir adam 'bir daha' dedi: Thomas More 1516 yılında Ütopya'yı yazdı.
Onu övmek güneşi fenerle göstermek gibi bir şey olan Ütopya
halkını anlattı: Mal-mülk eşitti bu adada; ama kölelik de vardı. Yöneticiler
-ki onlar vardı seçimle iş başına gelirdi; ama 'kurultay ve büyük
halk toplantıları dışında bir araya gelip memleket işlerini konuşmak
ölümle cezalandırılan bir suçtu. Ütopyalılar, insan
ruhunun en tatlı yönü olan acıma duygusunun yavaş yavaş körleşip
yok olacağını düşündükleri için hayvan kesmezlerdi, bu pis işlerini
kölelerine yaptırırlardı. 1535 yılının 6 Temmuz sabahı Thomas
More'un kafasını İngiltere Kralı VIII. Henry kesmedi; bu işi yapacak
cellatlar vardı.
Tomassa Campanella yirmi yedi yıllık hapis hayatı ve korkunç işkencelere
rağmen Ben doğacak yeni sabahların çan sesiyim dedi.
Civitas Solis'in doğan güneşi yalnız malda mülkte değil, kadınların
'paylaşımında' da eşitliği istiyordu. Ama bu eşitlik tek tek
insanların zevki için değil, toplumun yararı bakımından etraflıca düzenlenmişti.
Güneş Kent'in baş yöneticisi -ki onlar vardı Hoh'un yardımcılarından
Sevgi, üreme işini düzenlemektel görevliydi. Başlıca işi kadınla
erkeğin kusursuz bir soy yetiştirecek yolda birleşmelerini sağlamaktı.
Civitas Solis ilk kez, Campanella'nın ölümünden dört yıl sonra 1643
yılında basıldı. Üç yüz yıl sonra birileri 'sevgi'yle kusursuz bir
soy yetiştirmek için kolları sıvadı.
Ütopya... Var olmayan güzel ülke... Tanrı bizi ütopyalardan korusun.
Kendisinin farkında olan, namuslu olmaya karar vermiş ütopya
gelenek olarak H.G. Wells'in ve
E.M. Forster'ın öyküleriyle başlar,
Yevgeni Zamyatin ile ilk önemli örneğini verir. Bu öncü yazarlar, Batı
düşüncesini şekillendiren büyük düşünürlerin yarattığı ütopyaların
çok da 'ütopik' olmadığının farkına varmış ve bunlardan korunmak
için bir nev'i 'dikkat levhası' işlevi görmüşlerdir. Bu öncü
yazarların açıtığı yoldan giden Aldous Huxley ve George Orwell,
eksenine bireyin tek boyutlulaştırılmasını alan romanlarıyla, 60'ların
sonuna kadar süren -zaman zaman bilimkurguyla iç içe geçen anti-ütopya
geleneğinde bir standart (?) oluştururlar.
İşte Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sı bu geleneğin en tepesinde
yer alan romanlardan biridir. Huxley, Cesur Yeni Dünya'da bizi Ford'dan
sonra 632 yılına götürür. Artık İsa, pek muteber bir şahsiyet sayılmadığı
için Miladi Takvim yerine Fordist Takvim kullanılmaktadır. Bu dünyanın
cesur insanları kapısında, CEMAAT, ÖZDEŞLİK, İSTİKRAR yazan Lordra
Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde 'üretilirler'. Kadınların
döllenmesi yasak ve 'ayıp' olduğu için, üstelik bir tek yumurtadan 96
ikiz yumurta üretilebilen bir teknoloji olduğundan, 'annelik' ve 'babalık'
pornografik birer kavram olarak görülür. Toplumsal istikrarın temel güvencesi
olan şartlandırma hypnopedya (uykuda eğitim) ile sağlanır. Hypnopedya
sayesinde herkes mutludur. Herkes çalışır ve herkes eğlenir.
Herkes herkes içindir. Yalnız kalmayı istemek, duygusal
mahremiyet, düşünsel aktivite toplumdışı, kabul görmeyen davranış
biçimleridir.
Ford'dan sonra 632'de dünya on 'dünya denetçisi' tarafından yönetilmektedir.
Geçmişi çağrıştıran her şey -kitaplar, sanat eserleri, müzeler,
anıtlar imha edilmiştir. Bununla birlikte on denetçiden biri olan
Mustafa Mond (Mond'un 30'lu yılların ünlü sanayicisi Alfred Mond olduğu
düşünülürse Mustafa'nın da 30'lu yılların ünlü devlet adamlarından
biri olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek) çelik kasasında sakladığı
Shakespeare'i okumaktan da kendini alamaz. Tüm bu karabasanın -ya da
huzurlu ve mutlu yaşamın- ortasında bir miktar uyumsuz davranışlar
sergileyen biri çıkar:
Bernard Marks.
Cesur Yeni Dünya'nın ardılları için bir standart oluşturması, yalnızca
karamsar bir gelecek tahayyülünün güçlü betimlenmesiyle değil, aynı
zamanda birey yok edilse de süren macerasının sağlam bir üslupla
anlatılmasıyla da ilintili. Huxley, ütopya geleneğinin kuru anlatımının
dışına çıkıp yapıtını iyi edebiyat kategorisine çıkarıyor.
Bernard Marks'ın uyumsuzluğunun nasıl sonlanacağının gerçek çözümü
ise yanıtını anti-ütopya geleneğinin 60'larda açtığı yeni
kanallarda bulacaktır.
|