Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Yeni sabahların çan sesi

Cengiz Alkan

Sanılmasın ki anti-ütopya yirminci yüzyıla özgü, teknolojiyle malûl, savaş yorgunu karamsar beyinlerin ürünüdür, yalnızca. Ya da 'Arcadia düşleri'yle, cennetin bahçeleriyle süslü edebi ve artistik bir geleneğin reddiyesidir; Platon'dan More'a, Bacon'a; Campanella'dan Hegel'e, Marks'a kadar gelen içkin bir totaliterizme karşı koyuştur. Anti-ütopya bir kopuştan ziyade kendisinin farkında olan ütopyanın namuslu olmaya karar vermesidir.

Bir kez daha yazmakta fayda var: Ütopya var olmayan iyi yer, olmayan güzel ülke anlamına gelir. Yani öyle bir yer düşleyeceksiniz ki, var olamayacak kadar güzel olacak. Belki de büyüsü kaybolmasın diye, yazmaya kıyılamayacak kadar el değmemiş olacak; yalnızca düşlerde var olacak. Acaba Poussain Arcadia Çobanları'nı resmetmeden önce Platon'u okumuş muydu: ET IN ARCADIA EGO. Tüm felsefe tarihinin kendisine düşülmüş bir dipnot olan filozof, ideal 'Devlet'iyle Poussain'e esin kaynağı olmuş muydu, bunu bilemiyoruz: Filozoflar ister bir tek insanı, ister bütün devleti ele aldıkları zaman, kanunları çizmeden önce, insanın da, devletin de temiz olmasını isterler, temiz değilse temizlerler.

Açık toplumun bir numaralı düşmanı, adı gibi büyük filozof ideal devletini kuramadı, ama Roma-Bizans-Osmanlı bu idealin peşinden koştu. Ruhu şad olsun.

Aradan uzun yıllar geçti. İnançları için kellesini vermekten çekinmeyen bir adam 'bir daha' dedi: Thomas More 1516 yılında Ütopya'yı yazdı. Onu övmek güneşi fenerle göstermek gibi bir şey olan Ütopya halkını anlattı: Mal-mülk eşitti bu adada; ama kölelik de vardı. Yöneticiler -ki onlar vardı seçimle iş başına gelirdi; ama 'kurultay ve büyük halk toplantıları dışında bir araya gelip memleket işlerini konuşmak ölümle cezalandırılan bir suçtu. Ütopyalılar, insan ruhunun en tatlı yönü olan acıma duygusunun yavaş yavaş körleşip yok olacağını düşündükleri için hayvan kesmezlerdi, bu pis işlerini kölelerine yaptırırlardı. 1535 yılının 6 Temmuz sabahı Thomas More'un kafasını İngiltere Kralı VIII. Henry kesmedi; bu işi yapacak cellatlar vardı.

Tomassa Campanella yirmi yedi yıllık hapis hayatı ve korkunç işkencelere rağmen Ben doğacak yeni sabahların çan sesiyim dedi. Civitas Solis'in doğan güneşi yalnız malda mülkte değil, kadınların 'paylaşımında' da eşitliği istiyordu. Ama bu eşitlik tek tek insanların zevki için değil, toplumun yararı bakımından etraflıca düzenlenmişti. Güneş Kent'in baş yöneticisi -ki onlar vardı Hoh'un yardımcılarından Sevgi, üreme işini düzenlemektel görevliydi. Başlıca işi kadınla erkeğin kusursuz bir soy yetiştirecek yolda birleşmelerini sağlamaktı. Civitas Solis ilk kez, Campanella'nın ölümünden dört yıl sonra 1643 yılında basıldı. Üç yüz yıl sonra birileri 'sevgi'yle kusursuz bir soy yetiştirmek için kolları sıvadı.

Ütopya... Var olmayan güzel ülke... Tanrı bizi ütopyalardan korusun. Kendisinin farkında olan, namuslu olmaya karar vermiş ütopya gelenek olarak H.G. Wells'in ve E.M. Forster'ın öyküleriyle başlar, Yevgeni Zamyatin ile ilk önemli örneğini verir. Bu öncü yazarlar, Batı düşüncesini şekillendiren büyük düşünürlerin yarattığı ütopyaların çok da 'ütopik' olmadığının farkına varmış ve bunlardan korunmak için bir nev'i 'dikkat levhası' işlevi görmüşlerdir. Bu öncü yazarların açıtığı yoldan giden Aldous Huxley ve George Orwell, eksenine bireyin tek boyutlulaştırılmasını alan romanlarıyla, 60'ların sonuna kadar süren -zaman zaman bilimkurguyla iç içe geçen anti-ütopya geleneğinde bir standart (?) oluştururlar.

İşte Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sı bu geleneğin en tepesinde yer alan romanlardan biridir. Huxley, Cesur Yeni Dünya'da bizi Ford'dan sonra 632 yılına götürür. Artık İsa, pek muteber bir şahsiyet sayılmadığı için Miladi Takvim yerine Fordist Takvim kullanılmaktadır. Bu dünyanın cesur insanları kapısında, CEMAAT, ÖZDEŞLİK, İSTİKRAR yazan Lordra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde 'üretilirler'. Kadınların döllenmesi yasak ve 'ayıp' olduğu için, üstelik bir tek yumurtadan 96 ikiz yumurta üretilebilen bir teknoloji olduğundan, 'annelik' ve 'babalık' pornografik birer kavram olarak görülür. Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hypnopedya (uykuda eğitim) ile sağlanır. Hypnopedya sayesinde herkes mutludur. Herkes çalışır ve herkes eğlenir. Herkes herkes içindir. Yalnız kalmayı istemek, duygusal mahremiyet, düşünsel aktivite toplumdışı, kabul görmeyen davranış biçimleridir.

Ford'dan sonra 632'de dünya on 'dünya denetçisi' tarafından yönetilmektedir. Geçmişi çağrıştıran her şey -kitaplar, sanat eserleri, müzeler, anıtlar imha edilmiştir. Bununla birlikte on denetçiden biri olan Mustafa Mond (Mond'un 30'lu yılların ünlü sanayicisi Alfred Mond olduğu düşünülürse Mustafa'nın da 30'lu yılların ünlü devlet adamlarından biri olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek) çelik kasasında sakladığı Shakespeare'i okumaktan da kendini alamaz. Tüm bu karabasanın -ya da huzurlu ve mutlu yaşamın- ortasında bir miktar uyumsuz davranışlar sergileyen biri çıkar:
Bernard Marks.

Cesur Yeni Dünya'nın ardılları için bir standart oluşturması, yalnızca karamsar bir gelecek tahayyülünün güçlü betimlenmesiyle değil, aynı zamanda birey yok edilse de süren macerasının sağlam bir üslupla anlatılmasıyla da ilintili. Huxley, ütopya geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkıp yapıtını iyi edebiyat kategorisine çıkarıyor. Bernard Marks'ın uyumsuzluğunun nasıl sonlanacağının gerçek çözümü ise yanıtını anti-ütopya geleneğinin 60'larda açtığı yeni kanallarda bulacaktır.

Radikal İki - Eylül 1999
Cengiz Alkan
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta