Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Dostlar

Ali Dündar

Logos'a paralel Evren ol'arak tespit ettiğimiz Uzay ile ilgili ol’arak Yüce Divan BİR takım araştırmalara girişmiş; Logos'taki yaşamımıza benzer BİR ol'uşun, Uzay'daki her hangi BİR yerküre üzerinde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği konusunu gündeme getirmişti. Logoslu Evren mühendislerince böyle BİR şey mümkün ol’abilirdi. Bu nedenle Logos genelinde BİR yarışma düzenlendi. Ben’im de içinde bulunduğum ekiple birlikte, yoğun çalışmalarımız sonucu BİR proje ol'uşturduk. En az 10, en fazla 12 yerkürenin ol’duğu BİR Solar Sistem'e bağlı ol’an BİR yerkürede Logos yaşamına benzer BİR ol'uşu tohumlamak mümkün ol'abilirdi. Tek BİR Afitap’ın etrafında fırıl fırıl dönen, merkezi Afitap’a üçüncü, dördüncü ya da beşinci sırada yakınlık gösteren BİR yerküre bulmamız yeterli ol'acaktı. Yerküreyi bulduktan sonra, manyetik BİR ayarlama yaparak, yerküreyi yeni ol'uşa uy’gun hal’e getirebilirdik. Yüce Divan'a sunduğumuz proje, yarışmaya katılan yüzlerce projeden, kayda değer ilk on proje arasına girmeyi başardı. Yüce Divan, ilk on projeyi değerlendirdi, üç aşamalı  tek BİR proje hal'ine getirdi. Birinci aşama yerkürenin bulunup manyetik ayarlanma sürecine sokulmasıydı. Bunun için bizim ekip keşif grubu ol’arak seçildi. İkinci aşama, yerkürenin tohumlanmasıydı. Bunun için de tohumlama grubu belirlendi. Üçüncü aşama ise, tohumların yeşermesiyle birlikte İn’sanın yerkürede bedenlenmesiydi. Bunun için de bedenlenme grubu ol'uşturuldu. Yüce Divan üç grubu da yakından izleyip BİR değerlendirme yapacaktı. En yüksek puanı alan grup yarışmanın birincisi ol’arak ilan edilecekti. Sıra projeyi hayata geçirmeye gelmişti. Keşif grubu ol’arak manyetik ayarlamayı yapacak ol'an ekibimiz, Yüce Divan'ın belirlediği an'da, Uzay'a geçiş yapacaktı. Yerküreyi bulup manyetik ayarlamayı yapacaktık. Sonra Logos'a geri dönecektik. Daha sonra da ikinci ekip, ardından da üçüncü ekip yola koyulacaktı. Yüce Divan'ın yönlendirmesiyle, Bilinç Gemisi’yle birlikte Uzay'a gönderildik.

Dostum, yaklaşmakta ol'duğumuz Yerküre hakkındaki ilk bilgileri sundu. Yerküre, BİR Solar Sistem’e bağlı ol'an 11 yerküreden biriydi. Solar Sistem; yerkürelerin, tek BİR Afitap’ın etrafında tur atmaları düzeninde çalışan lokal BİR mekanizmaydı. İşte bu özellik hepimizi çok heyecanlandırdı. Uzun an'lardır oradan oraya dolanıp duruyorduk. Uzay'da şu an'a dek gördüğümüz bütün galaksiküplerinde, hep çift Afitap düzeninde çalışan Solar Sistem mekanizmalarına rastlamıştık. Karşımızda duran Yerküre ise, tek Afitap etrafında dönen, Afitap’a en yakın  4. yerküreydi. Yüce Divan'ın büyük projesi gereği, ki aynı zamanda bizim de öngördüğümüz gibi, aradığımız yerkürenin bu ol'ma ihtimali yüksekti. Tabi sadece bu özellikler yeterli değildi. Yerkürenin potansiyelleri nedir, diye sordu uy’kusuz BİR Dost. Yanımda oturan Dostum, yanıtladı:

Yerküre, sevgiyle tek hücreli algleri bünyesinde barındırabilecek nitelikte. Yerküre yaşamının özü, organik bileşim gelişimini destekliyor. Aminoasitler ile organik bileşimleri barındıran sular birleşip, organik çamuru ol’uşturabilirler. Yerküre'nin de bu ol'uşuma izin vereceğinden sevgiyle eminim."

Yerküre'ye yaklaştıkça, heyecanımız bin kat artıyordu. Umarım katastrofik BİR durum değildir, dedi BİR başka Dostum. En yaşlı Dostum ise başını sağa sola salladı. Konuşmasından çok, dalgalanan ıpışıl sakalı daha dikkat çekiciydi. Yerküre'nin devinme ol'ayından söz etmek istediğini belirtti. Bunu söylemesi çok normaldi. Çünkü Dostum BİR presesyonistti. Manyetik ayar yapma işi, sadece Dostların ince hesaplarla yapabileceği BİR şeydi. Yarışma bile ol’sa, işimizde çok ciddiydik. Manyetik tutulum düzlemlerini çok iyi bilen yaşlı Dostumuz, "aradığımız yerküre, sevgiyle önümüzdeki yerküre mi?" diye sordu. BİR başka Dostum, ilk verilerin yeterli ol'duğu konusunda im'anının tam ol'duğunu belirtti. Gözüm seğirdi. Tek BİR Afitap’ın etrafında dönüyor işte, görmüyor musun, dedi. Bu yetmez mi, diye de ekledi. Yaşlı Dostumuz, Yerküre'nin dönme ekseninin ovalleştirilmesi gibi çok yüce BİR ayar yapacağından dolayı, ona karşı daha saygılı ol'mamız gerektiğini an'ımsattım herkese. Belki de bize gerek kalmadan burada yaşam çoktan filizlenmiştir, dedim ardından, şaka ol'sun diye.

Sevgiyle manyetik ayarlama işine başlayalım mı, ne dersiniz?" dedi Dostum. Önce Yüce Divan'a yerimizi bildirip izin almalıydık. İrtibat kurduk. Yüce Divan ayarlamayı BİR an önce yapmamız gerektiği konusunda heyecana kapıldı. Bu Ben’i düşündürdü. BİR problem ol'up ol'madığını sordum. Manyetik ayarlamaya BİR an önce başlamamız konusunda ısrarcıydılar. Yerkürenin ekinoks evresini beklememiz gerektiğini belirttim. Yüce Divan buna an’ımızın ol'madığını haykırdı. BİR sorun var, diye atıldı genç Dostumuz. Yüce Divan da dinlemedeydi.

Bulunduğumuz Solar Sistem’e hızla yaklaşan BİR mekanizma tespit ettim. An'laşılan çok kısa BİR süre sonra Solar Sistem’in BİR tarafından girip sevgiyle BİR tarafından çıkacak. Bu ol'uşum da doğal ol'arak Solar Sistem’in düzeninde yeni BİR yapılanmaya neden ol'acaktır."

Yaşlı Dostum, bu durumda manyetik ayarlamanın, Yerküre'nin şu an'ki statüsü üzerinden yapılmaması gerektiğini belirtti. Yüce Divan onayladı. Yeni BİR manyetik ayarlama düzeneği ol'uşturulmasına karar verildi. Yutkundum.

Yaklaşmakta ol’an mekanizmanın özellikleri nelerdir, diye sordum. Genç Dostumuz; mekanizmanın, ooooOoooo düzeninde sıralanmış, ortada yer alan BİR dev kürenin etrafında hızla dönen 8 adet uy’dudan ol'uştuğunu gösterdi. Mekanizma Solar Sistem’e girdiğinde, neler ol'abileceği konusunda spekülasyonlara başladık. Yüce Divan da kendince önerilerde bulunuyordu. Mekanizma sisteme girdiği an'da BİR yırtılma yaşanacaktı. Merkezi çekim, dış hatlarından gelen alternatif BİR çekilmeye maruz kalacaktı. Böylece 9., 10. ile 11. yerküreler, hadid noktalarından daha da uzaklaşıp, sistemin en karanlık ücralarına fırlayacaklardı. Mekanizma, 8. ile 7. yerkürelere yaklaştığında, ikisini birbirinin aksi yönünde yana yatıracaktı. Solar Sistem’in idari yerküresi konumundaki 6. yerkürenin yanından geçerken, yerkürenin uy’dularından biri, mekanizmanın itkisiyle, yerküresinin çekiminden kopup Afitap’ın etrafında kendi salınışını ol’uşturmak üzere özgürleşecekti. 8. ile 9. yerküre arasına yerleşip, sistemin 12. yeni yerküresi ol'acaktı. Bu sırada gaz devi 5. yerküre, yakınından geçen mekanizmaya yeni BİR hız kazandıracaktı. Sonunda 4. yerküre ol’an bizim Yerküre'mize yaklaşacaktı.

Çarpacak mı, diye sordu Yüce Divan. Çarpacaktı. Gemiye sessizlik çöktü. Yaşlı Dostumuz, Yerküre'nin kutuplarında yapılacak kayma derecelerini doğru hesaplamak için, tohumlamanın yapılacağı alanların tespit edilmesi gerektiğini vurguladı. Yüce Divan, BİR an önce Yerküre'ye iniş yapmamızı istedi. Yeni BİR yerkürenin aranmasını gerekli görmedi. Yerküre'nin çarpmayla birlikte gerçekleşecek yeni konumunu belirlememiz gerekiyordu. Susadık. Birer bardak su içtik. Rahatlamaya çalıştık. Logos'u çok özlüyorduk.

Bilinç gemimizi Yerküre'nin atmosferine oturttuk. Atmosferde; karbondioksit, biraz azot, argon kalıntılarına rastladık. Dostum, soluma ile yanma için yeteri kadar oksijen kaynağı var, dedi. Böylece karbondioksiti karbonmonoksite dönüştürerek oksijen açığa çıkarabilirdik. Tohumlanacak yeni yaşam formları için uy’gun ortamlar yaratabilirdik. Yüce Divan, geri dönüş için fazla an’ımızın ol'madığını belirtti. Tohumlama ekibinin gelmesi iptal edildi. Tohumlama görevi de bize verildi. Aslında bu durum hoşumuza gitmedi. Hepimiz manyetik ayarlamayı yapıp Logos'a geri dönmeyi umuyorduk. Çarpışmadan sonra tohumlama takımı gelse ol'maz mı, dedim. Yüce Divan kabul etmedi. Çarpışmadan önce, Yerküre, tohumlanmaya uy’gun hal’e gelmeliydi.

Yerküre'nin kimyasallarının yanında, çeşitli kil örneklerini de incelemeye aldık. Killerin enerjiyi depolayabilme, aktarabilme yetenekleri vardı. Ayrıca metabolik işlevleri yerine getirebilecek BİR takım proteinler de bulduk. Kendi Gen’etik yapılarımızı proteinlere kopyalayabilirdik. Yüce Divan, der'hal tohum kapsüllerini hazırlamamızı istedi. Acilen okyanus yataklarına iniş yaptık. Konuşlandığımız yerde kil depolamaya başladık. Tohum kapsüllerini, Yerküre'nin killerini biçimleyerek yaptık. Yanımızda getirdiğimiz BİR Logos hücresini çoğalttık, kapsüllerin içine yerleştirdik. Ben de dahil gemideki bütün Dostlar, kilden yaptığımız tohum kapsüllerinin içine kendi nükleit asitlerimizden BİR miktar zikrettik. Böylece tohum kapsüllerinin yaşam hücreleri, talimatları algılayıp devinime geçebileceklerdi. Hücrelere; birleşme, ayrışma, gelişme, çoğalma, kopyalama gibi bilgileri yükledik. Ayrıca tohum kapsüllerinin çeperlerini, gemimizde fazlasıyla bulunan amonyak, hatta metan gazlarıyla sıvadık.

Yerküreye çarpacak ol'ması in’an-ılmaz geliyordu. Bu mekanizmayı işleme sokanlar da kimdi? Yüce Divan, bilgimiz dışında ol’duğunu, belki de Uzay'daki farklı yaşam biçimlerinin BİR planı ol'abileceğini söyledi. Bunun için kafa yormamamız önerisinde bulundu. Çarpmaya o kadar az an'ımız kalmıştı ki! Dostuma, mekanizmanın yaklaşım rotasına göre çarpışmanın nasıl ol'acağını, sonrasında neler yaşanabileceğini sordum. Genç Dostum yanıtladı:

Büyük BİR ol'asılıkla; mekanizmanın ortasındaki dev küre ile yanındaki küçük uy’du, sevgiyle  Yerküre'yi ortalarına alarak geçecekler. İkisinin birbirine ol’an hızlı çekimleri, Yerküre'nin neredeyse 3/1'lik kısmını parçalara ayıracaktır."

Bu korkunç BİR durumdu. Yaşlı Dostumuz, parçalanmayı göz önüne alarak, Yerküre'nin yörüngesini kaydırabiliriz, dedi. Başka BİR Dost söz aldı:

Yerküre'nin parçalanan kısımları, Yerküre'nin şimdiki yörüngesinde dönmeye devam edeceklerdir. Kalan 3/2'lik kütleyi, sevgiyle farklı BİR konuma taşıyabiliriz. Örneğin, çarpışmayla birlikte savrulan Yerküre'yi, parçalarından koparıp, 3. ile 2. yerkürenin arasına yerleştirebiliriz. Böylece daha konforlu BİR kuşağa sevgiyle oturmuş ol'acak. Afitap’a yakınlığı açısından 3. yerküre konumuna gelmesi, yeni yaşam formları yaratmamız için Ben’ce çok daha uy'gun koşullar kazandıracaktır bize." Yüce Divan, bu öneriyi kabul etti. Yerküre'nin Afitap’a yakın 3. yerküre ol'masını uy'gun buldu.

Sevgili Dostlarım! Yalnız BİR şey daha var," dedi genç Dostumuz. "Dev kürenin yanındaki uy’du, bizim de kaydırmamızla birlikte, Yerküre'nin cazibesine sevgiyle kapılıp yörüngeye girebilir. Böylece mekanizma, Solar Sistem’i BİR eksikle terk edecektir."

Yerküre'nin BİR de uy'dusu ol’acak desene, dedim. Ne hoş, diye ekledi BİR Dostumuz. Yerküre, harika BİR ifade cenneti ol’acaktı. Yüce Divan da, Yerküre'nin etrafında dönen BİR uy’du ol’masını çok romantik buldu. Yaşlı Dostumuz, uy'dunun yaratacağı manyetik alanlar, yeni yaşam formlarına farklı devinim ol'anakları sağlayabilir, dedi. "Örneğin sevgiyle iç iskeletleri ol'an organik bütünlüklerin yaşamsal aktivitelerinde duygusal, aynı an’da içsel hesaplaşmalarında düşünsel etkinlikler sağlayabilir. Hemen BİR Düşünce Balonu ol'uşturup tohum kapsüllerine ekleyebiliriz."

Düşünce Balonları’nda neler yer alacak, diye merakla sordu Yüce Divan. Sisteme dışardan girip sonra Yerküre'nin feleğine ortak ol'acak BİR uy’du, hepimizi çok heyecanlandırdı. Umarım BİR uy’du blokajı ile karşı karşıya değilizdir, dedi ironiyi ıskalamayan şüpheci BİR dostumuz. Sanmıyorum, dedim. "Uy'dunun Yerküre etrafında dönmesiyle, okyanuslarda gelgitler yaşanacak. Bu da Yerküre'nin kendi ekseni etrafında dönüşünü sevgiyle etkileyecektir. Bu etkiyi de biz ayarlamalıyız," dedi akilane Dostum. Bunun için ne yapmamız gerekiyor, dedim.

Manyetik üstat yaşlı dostumuz, çarpışma sonucu Yerküre'nin parçalara ayrılacak tabakalarını biz belirleyebiliriz, dedi. Yerküre'nin 3/1'lik kısmına yer yer likit elmaslar yerleştirdik. Parçalanacak lopları belirledik. Yüce Divan'ın uzaktan kontrolüne bıraktık. Çarpışma an'ında Yüce Divan likit elmasları serbest bırakacaktı. Likit elmaslar, limelerin Yerküre'den kolayca kopmalarını sağlayacaktı. Parçalar Yerküre'nin eski güzergahına dağılırken, Yerküre de sistemdeki yeni konumuna, Afitap’a 3. derece yakın ol'arak yeni uy'dusuyla birlikte yol alacaktı.

Sonra neler ol’abilir, dedim. Dostum yanıtladı:

Uzun an'larca Afitap’ın etrafında uy'dusuyla birlikte, sevgiyle oradan oraya salınacak. Mekanizma BİR eksikle sistemi terk ettikten sonra, Yerküremiz 3. sıradaki yerini alacak. BİR süre sonra biçime girmeye başlayacak. Atmosfer kıvama sevgiyle gelecek. Kara kütleleri, okyanuslar tohum kapsüllerimizi yeşertecek. Yerküre, yeşil BİR örtü ol'an flora ile kaplanacak. Örtünün üstünde faunalar debelenmeye başlayacak sevgiyle."

Mekanizma, Solar Sistem’e girdi. Son üç yerküre sistemin en karanlık köşelerine savruldu. Yüce Divan, tohum kapsüllerini BİR an önce DNA sicimlerimizle örmemiz gerektiğini an'ımsattı. Bunun için an’ımız var mı, diye sordum. Vardı. An’cak iki iplik örebildik. Bilinçli evrim için bu bile yeterliydi. 10 adet sicimi de daha süptil ol’arak yerleştirdik. Logos'a gittiğimizde, sicimler sayesinde tohumlarla yerküre yaşamı arasında denetim yapabilecektik.

Çarpışma gerçekleşmeden önce Yerküre'den uzaklaşmayı düşünüyorduk ama Yüce Divan bırakmadı. Son ol’arak tohumlara Bilinç kazandırmamız gerektiğini söylediler. Yerküre üzerinde doğum rampaları yaratıp yaşam üniteleri inşa ettik. Bilinç ak’ışının sağlanması için hücrelere şarkı söylemeliydik. Şarkıcı Dostumuz oracıkta BİR beste yaptı. Melodik yapısı, hücrelerin evrimsel aktivitelerini BİR düzen içinde kurmalarını, gerçekleştirmelerini sağlayacaktı. Hep BİR ağızdan şarkıyı söylemeye başladık. Sicimlere Nefes verdik.

Tohum kapsüllerinden ol’uşturduğumuz yaşam ünitelerini sevgiyle toprağa yerleştirdik. Şarkı söyledik. Bilinç ak’ışını kurduk. Yerküre tohumlanmaya uy'gun hal’e gelmiştir. Çarpışmadan önce, burayı terk etmek istiyoruz. Bu arada da bedenlenme ekibi kanımızca yola çıkabilir. Sevgiyle artık evimize dönebilir miyiz?" dedim.

Sessizlik ol’du. Mekanizma, 6. yerküreden BİR uy'duyu arkasına fırlattıktan sonra, gaz devine doğru yöneldi. BİR süre sonra Yerküremiz’i ortalarına alacaklardı. Yüce Divan seslendi:

Yerküre'ye hem fiziksel hem de bilinçsel BİR partnerlik yaptığınız için, Logos ahalisi adına, bütün dostlara sevgiyle şükranlarımızı sunuyoruz. An’cak geri dönecek kadar an’ınız kalmadığını sevgiyle bildiririm. İşinizi çok iyi yaptınız. Ama asıl görev şimdi başlıyor. Gönüllü ol'arak Yerküre'de kalmanızı öneriyoruz. Çarpışmaya bizzat yakından tanıklık etmeniz, Yerküre'nin hatta Logos'un geleceği için çok önemli."

Yutkundum. Hep beraber su içtik. Yani, dedim. Sustum. Yarışma gittikçe tatsızlaşıyordu. Yaşlı Dostum, yaşlı gözlerle Yüce Divan'a seslendi: "Çarpışma esnasında bize ne ol’acak?" Ben de tam bu soruyu soracaktım. Sözü yine Yüce Divan aldı:

Sevgiyle öleceksiniz. Yerküre, yeni güzergahına tam ol'arak oturduğunda, tohumlar yeşerecek, siz sevgili Dostlarımız da orada bedenleneceksiniz." Korktuk. Sustuk. Yutkunduk. Logos'u BİR daha göremeyecek miyim, diye düşündüm. Peki bedenlendiğimiz an her şeyi an'ımsayacak mıyız?" dedim.

Hayır. Ama bizler siz sevgili Dostlarımıza, doğup yaşama katılmaya başladığınız an'dan itibaren kim ol'duğunuzu daima an'ımsatacağız. Sevgiyle siz hiç merak etmeyin."

O hal’de bizler an'ımsayamadıkça burada kalmaya devam edeceğiz, sevgiyle öyle mi Yüce Divan Dostları," dedim. Aynen öyle, dediler. Umarım an'ımsatmayı unutmazsınız, dedi üşüyen Dostum. Umarım siz sevgili Dostlarımız da hemen an'ımsarsınız, dedi Yüce Divan, pişkin pişkin.

Şarkı söylemeye, dans etmeye devam ettik. Az sonra çarpışma gerçekleşecekti. Tekrar bedenlenmek üzere, hepimiz ölecektik. Ne de ol’sa bu BİR yarışmaydı.

Ali Dündar
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta