|
Logos'a paralel Evren ol'arak
tespit ettiğimiz Uzay ile ilgili ol’arak Yüce Divan BİR takım
araştırmalara girişmiş; Logos'taki yaşamımıza benzer BİR ol'uşun, Uzay'daki her
hangi BİR yerküre üzerinde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği konusunu
gündeme getirmişti. Logoslu Evren mühendislerince böyle BİR şey mümkün
ol’abilirdi. Bu nedenle Logos genelinde BİR yarışma düzenlendi. Ben’im de içinde
bulunduğum ekiple birlikte, yoğun çalışmalarımız sonucu BİR proje ol'uşturduk.
En az 10, en fazla 12 yerkürenin ol’duğu BİR Solar Sistem'e bağlı ol’an BİR
yerkürede Logos yaşamına benzer BİR ol'uşu tohumlamak mümkün ol'abilirdi. Tek
BİR Afitap’ın etrafında fırıl fırıl dönen, merkezi Afitap’a üçüncü, dördüncü ya
da beşinci sırada yakınlık gösteren BİR yerküre bulmamız yeterli ol'acaktı.
Yerküreyi bulduktan sonra, manyetik BİR ayarlama yaparak, yerküreyi yeni ol'uşa
uy’gun hal’e getirebilirdik. Yüce Divan'a sunduğumuz proje, yarışmaya katılan
yüzlerce projeden, kayda değer ilk on proje arasına girmeyi başardı. Yüce Divan,
ilk on projeyi değerlendirdi, üç aşamalı tek BİR proje hal'ine getirdi. Birinci
aşama yerkürenin bulunup manyetik ayarlanma sürecine sokulmasıydı. Bunun için
bizim ekip keşif grubu ol’arak seçildi. İkinci aşama, yerkürenin
tohumlanmasıydı. Bunun için de tohumlama grubu belirlendi. Üçüncü aşama ise,
tohumların yeşermesiyle birlikte İn’sanın yerkürede bedenlenmesiydi. Bunun için
de bedenlenme grubu ol'uşturuldu. Yüce Divan üç grubu da yakından izleyip BİR
değerlendirme yapacaktı. En yüksek puanı alan grup yarışmanın birincisi ol’arak
ilan edilecekti. Sıra projeyi hayata geçirmeye gelmişti. Keşif grubu ol’arak
manyetik ayarlamayı yapacak ol'an ekibimiz, Yüce Divan'ın belirlediği an'da,
Uzay'a geçiş yapacaktı. Yerküreyi bulup manyetik ayarlamayı yapacaktık. Sonra
Logos'a geri dönecektik. Daha sonra da ikinci ekip, ardından da üçüncü ekip yola
koyulacaktı. Yüce Divan'ın yönlendirmesiyle, Bilinç Gemisi’yle birlikte Uzay'a
gönderildik.
Dostum, yaklaşmakta
ol'duğumuz Yerküre hakkındaki ilk bilgileri sundu. Yerküre, BİR Solar Sistem’e
bağlı ol'an 11 yerküreden biriydi. Solar Sistem; yerkürelerin, tek BİR Afitap’ın
etrafında tur atmaları düzeninde çalışan lokal BİR mekanizmaydı. İşte bu özellik
hepimizi çok heyecanlandırdı. Uzun an'lardır oradan oraya dolanıp duruyorduk.
Uzay'da şu an'a dek gördüğümüz bütün galaksiküplerinde, hep çift Afitap
düzeninde çalışan Solar Sistem mekanizmalarına rastlamıştık. Karşımızda duran
Yerküre ise, tek Afitap etrafında dönen, Afitap’a en yakın 4. yerküreydi. Yüce
Divan'ın büyük projesi gereği, ki aynı zamanda bizim de öngördüğümüz gibi,
aradığımız yerkürenin bu ol'ma ihtimali yüksekti. Tabi sadece bu özellikler
yeterli değildi. Yerkürenin potansiyelleri nedir, diye sordu uy’kusuz BİR Dost.
Yanımda oturan Dostum, yanıtladı:
Yerküre,
sevgiyle tek hücreli algleri bünyesinde barındırabilecek nitelikte.
Yerküre yaşamının özü, organik bileşim gelişimini destekliyor. Aminoasitler ile
organik bileşimleri barındıran sular birleşip, organik çamuru ol’uşturabilirler.
Yerküre'nin de bu ol'uşuma izin vereceğinden sevgiyle eminim."
Yerküre'ye yaklaştıkça,
heyecanımız bin kat artıyordu. Umarım katastrofik BİR durum değildir, dedi BİR
başka Dostum. En yaşlı Dostum ise başını sağa sola salladı. Konuşmasından çok,
dalgalanan ıpışıl sakalı daha dikkat çekiciydi. Yerküre'nin devinme ol'ayından
söz etmek istediğini belirtti. Bunu söylemesi çok normaldi. Çünkü Dostum BİR
presesyonistti. Manyetik ayar yapma işi, sadece Dostların ince hesaplarla
yapabileceği BİR şeydi. Yarışma bile ol’sa, işimizde çok ciddiydik. Manyetik
tutulum düzlemlerini çok iyi bilen yaşlı Dostumuz, "aradığımız yerküre, sevgiyle
önümüzdeki yerküre mi?" diye sordu. BİR başka Dostum, ilk verilerin yeterli
ol'duğu konusunda im'anının tam ol'duğunu belirtti. Gözüm seğirdi. Tek BİR
Afitap’ın etrafında dönüyor işte, görmüyor musun, dedi. Bu yetmez mi, diye de
ekledi. Yaşlı Dostumuz, Yerküre'nin dönme ekseninin ovalleştirilmesi gibi çok
yüce BİR ayar yapacağından dolayı, ona karşı daha saygılı ol'mamız gerektiğini
an'ımsattım herkese. Belki de bize gerek kalmadan burada yaşam çoktan
filizlenmiştir, dedim ardından, şaka ol'sun diye.
Sevgiyle manyetik ayarlama işine
başlayalım mı, ne dersiniz?" dedi Dostum. Önce Yüce Divan'a yerimizi bildirip
izin almalıydık. İrtibat kurduk. Yüce Divan ayarlamayı BİR an önce yapmamız
gerektiği konusunda heyecana kapıldı. Bu Ben’i düşündürdü. BİR problem ol'up
ol'madığını sordum. Manyetik ayarlamaya BİR an önce başlamamız konusunda
ısrarcıydılar. Yerkürenin ekinoks evresini beklememiz gerektiğini belirttim.
Yüce Divan buna an’ımızın ol'madığını haykırdı. BİR sorun var, diye atıldı genç
Dostumuz. Yüce Divan da dinlemedeydi.
Bulunduğumuz
Solar Sistem’e hızla yaklaşan BİR mekanizma tespit ettim. An'laşılan çok kısa
BİR süre sonra Solar Sistem’in BİR tarafından girip sevgiyle BİR tarafından
çıkacak. Bu ol'uşum da doğal ol'arak Solar Sistem’in düzeninde yeni BİR
yapılanmaya neden ol'acaktır."
Yaşlı
Dostum, bu durumda manyetik ayarlamanın, Yerküre'nin şu an'ki statüsü üzerinden
yapılmaması gerektiğini belirtti. Yüce Divan onayladı. Yeni BİR manyetik
ayarlama düzeneği ol'uşturulmasına karar verildi. Yutkundum.
Yaklaşmakta ol’an
mekanizmanın özellikleri nelerdir, diye sordum. Genç Dostumuz; mekanizmanın,
ooooOoooo düzeninde sıralanmış, ortada yer alan BİR dev kürenin etrafında hızla
dönen 8 adet uy’dudan ol'uştuğunu gösterdi. Mekanizma Solar Sistem’e girdiğinde,
neler ol'abileceği konusunda spekülasyonlara başladık. Yüce Divan da kendince
önerilerde bulunuyordu. Mekanizma sisteme girdiği an'da BİR yırtılma
yaşanacaktı. Merkezi çekim, dış hatlarından gelen alternatif BİR çekilmeye maruz
kalacaktı. Böylece 9., 10. ile 11. yerküreler, hadid noktalarından daha da
uzaklaşıp, sistemin en karanlık ücralarına fırlayacaklardı. Mekanizma, 8. ile 7.
yerkürelere yaklaştığında, ikisini birbirinin aksi yönünde yana yatıracaktı.
Solar Sistem’in idari yerküresi konumundaki 6. yerkürenin yanından geçerken,
yerkürenin uy’dularından biri, mekanizmanın itkisiyle, yerküresinin çekiminden
kopup Afitap’ın etrafında kendi salınışını ol’uşturmak üzere özgürleşecekti. 8.
ile 9. yerküre arasına yerleşip, sistemin 12. yeni yerküresi ol'acaktı. Bu
sırada gaz devi 5. yerküre, yakınından geçen mekanizmaya yeni BİR hız
kazandıracaktı. Sonunda 4. yerküre ol’an bizim Yerküre'mize yaklaşacaktı.
Çarpacak
mı, diye sordu Yüce Divan. Çarpacaktı. Gemiye sessizlik çöktü. Yaşlı
Dostumuz, Yerküre'nin kutuplarında yapılacak kayma derecelerini doğru hesaplamak
için, tohumlamanın yapılacağı alanların tespit edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yüce Divan, BİR an önce Yerküre'ye iniş yapmamızı istedi. Yeni BİR yerkürenin
aranmasını gerekli görmedi. Yerküre'nin çarpmayla birlikte gerçekleşecek yeni
konumunu belirlememiz gerekiyordu. Susadık. Birer bardak su içtik. Rahatlamaya
çalıştık. Logos'u çok özlüyorduk.
Bilinç gemimizi Yerküre'nin
atmosferine oturttuk. Atmosferde; karbondioksit, biraz azot, argon kalıntılarına
rastladık. Dostum, soluma ile yanma için yeteri kadar oksijen kaynağı var, dedi.
Böylece karbondioksiti karbonmonoksite dönüştürerek oksijen açığa
çıkarabilirdik. Tohumlanacak yeni yaşam formları için uy’gun ortamlar
yaratabilirdik. Yüce Divan, geri dönüş için fazla an’ımızın ol'madığını
belirtti. Tohumlama ekibinin gelmesi iptal edildi. Tohumlama görevi de bize
verildi. Aslında bu durum hoşumuza gitmedi. Hepimiz manyetik ayarlamayı yapıp
Logos'a geri dönmeyi umuyorduk. Çarpışmadan sonra tohumlama takımı gelse ol'maz
mı, dedim. Yüce Divan kabul etmedi. Çarpışmadan önce, Yerküre, tohumlanmaya
uy’gun hal’e gelmeliydi.
Yerküre'nin
kimyasallarının yanında, çeşitli kil örneklerini de incelemeye aldık.
Killerin enerjiyi depolayabilme, aktarabilme yetenekleri vardı. Ayrıca metabolik
işlevleri yerine getirebilecek BİR takım proteinler de bulduk. Kendi Gen’etik
yapılarımızı proteinlere kopyalayabilirdik. Yüce Divan, der'hal tohum
kapsüllerini hazırlamamızı istedi. Acilen okyanus yataklarına iniş yaptık.
Konuşlandığımız yerde kil depolamaya başladık. Tohum kapsüllerini, Yerküre'nin
killerini biçimleyerek yaptık. Yanımızda getirdiğimiz BİR Logos hücresini
çoğalttık, kapsüllerin içine yerleştirdik. Ben de dahil gemideki bütün Dostlar,
kilden yaptığımız tohum kapsüllerinin içine kendi nükleit asitlerimizden BİR
miktar zikrettik. Böylece tohum kapsüllerinin yaşam hücreleri, talimatları
algılayıp devinime geçebileceklerdi. Hücrelere; birleşme, ayrışma, gelişme,
çoğalma, kopyalama gibi bilgileri yükledik. Ayrıca tohum kapsüllerinin
çeperlerini, gemimizde fazlasıyla bulunan amonyak, hatta metan gazlarıyla
sıvadık.
Yerküreye çarpacak ol'ması
in’an-ılmaz geliyordu. Bu mekanizmayı işleme sokanlar da kimdi? Yüce Divan,
bilgimiz dışında ol’duğunu, belki de Uzay'daki farklı yaşam biçimlerinin BİR
planı ol'abileceğini söyledi. Bunun için kafa yormamamız önerisinde bulundu.
Çarpmaya o kadar az an'ımız kalmıştı ki! Dostuma, mekanizmanın yaklaşım rotasına
göre çarpışmanın nasıl ol'acağını, sonrasında neler yaşanabileceğini sordum.
Genç Dostum yanıtladı:
Büyük
BİR ol'asılıkla; mekanizmanın ortasındaki dev küre ile yanındaki küçük
uy’du, sevgiyle Yerküre'yi ortalarına alarak geçecekler. İkisinin birbirine
ol’an hızlı çekimleri, Yerküre'nin neredeyse 3/1'lik kısmını parçalara
ayıracaktır."
Bu
korkunç BİR durumdu. Yaşlı Dostumuz, parçalanmayı göz önüne alarak,
Yerküre'nin yörüngesini kaydırabiliriz, dedi. Başka BİR Dost söz aldı:
Yerküre'nin
parçalanan kısımları, Yerküre'nin şimdiki yörüngesinde dönmeye devam
edeceklerdir. Kalan 3/2'lik kütleyi, sevgiyle farklı BİR konuma taşıyabiliriz.
Örneğin, çarpışmayla birlikte savrulan Yerküre'yi, parçalarından koparıp, 3. ile
2. yerkürenin arasına yerleştirebiliriz. Böylece daha konforlu BİR kuşağa
sevgiyle oturmuş ol'acak. Afitap’a yakınlığı açısından 3. yerküre konumuna
gelmesi, yeni yaşam formları yaratmamız için Ben’ce çok daha uy'gun koşullar
kazandıracaktır bize." Yüce Divan, bu öneriyi kabul etti. Yerküre'nin Afitap’a
yakın 3. yerküre ol'masını uy'gun buldu.
Sevgili
Dostlarım! Yalnız BİR şey daha var," dedi genç Dostumuz. "Dev kürenin
yanındaki uy’du, bizim de kaydırmamızla birlikte, Yerküre'nin cazibesine
sevgiyle kapılıp yörüngeye girebilir. Böylece mekanizma, Solar Sistem’i BİR
eksikle terk edecektir."
Yerküre'nin
BİR de uy'dusu ol’acak desene, dedim. Ne hoş, diye ekledi BİR Dostumuz.
Yerküre, harika BİR ifade cenneti ol’acaktı. Yüce Divan da, Yerküre'nin
etrafında dönen BİR uy’du ol’masını çok romantik buldu. Yaşlı Dostumuz, uy'dunun
yaratacağı manyetik alanlar, yeni yaşam formlarına farklı devinim ol'anakları
sağlayabilir, dedi. "Örneğin sevgiyle iç iskeletleri ol'an organik bütünlüklerin
yaşamsal aktivitelerinde duygusal, aynı an’da içsel hesaplaşmalarında düşünsel
etkinlikler sağlayabilir. Hemen BİR Düşünce Balonu ol'uşturup tohum kapsüllerine
ekleyebiliriz."
Düşünce
Balonları’nda neler yer alacak, diye merakla sordu Yüce Divan. Sisteme dışardan
girip sonra Yerküre'nin feleğine ortak ol'acak BİR uy’du, hepimizi çok
heyecanlandırdı. Umarım BİR uy’du blokajı ile karşı karşıya değilizdir, dedi
ironiyi ıskalamayan şüpheci BİR dostumuz. Sanmıyorum, dedim. "Uy'dunun Yerküre
etrafında dönmesiyle, okyanuslarda gelgitler yaşanacak. Bu da Yerküre'nin kendi
ekseni etrafında dönüşünü sevgiyle etkileyecektir. Bu etkiyi de biz
ayarlamalıyız," dedi akilane Dostum. Bunun için ne yapmamız gerekiyor, dedim.
Manyetik
üstat yaşlı dostumuz, çarpışma sonucu Yerküre'nin parçalara ayrılacak
tabakalarını biz belirleyebiliriz, dedi. Yerküre'nin 3/1'lik kısmına yer yer
likit elmaslar yerleştirdik. Parçalanacak lopları belirledik. Yüce Divan'ın
uzaktan kontrolüne bıraktık. Çarpışma an'ında Yüce Divan likit elmasları serbest
bırakacaktı. Likit elmaslar, limelerin Yerküre'den kolayca kopmalarını
sağlayacaktı. Parçalar Yerküre'nin eski güzergahına dağılırken, Yerküre de
sistemdeki yeni konumuna, Afitap’a 3. derece yakın ol'arak yeni uy'dusuyla
birlikte yol alacaktı.
Sonra
neler ol’abilir, dedim. Dostum yanıtladı:
Uzun
an'larca Afitap’ın etrafında uy'dusuyla birlikte, sevgiyle oradan oraya
salınacak. Mekanizma BİR eksikle sistemi terk ettikten sonra, Yerküremiz 3.
sıradaki yerini alacak. BİR süre sonra biçime girmeye başlayacak. Atmosfer
kıvama sevgiyle gelecek. Kara kütleleri, okyanuslar tohum kapsüllerimizi
yeşertecek. Yerküre, yeşil BİR örtü ol'an flora ile kaplanacak. Örtünün üstünde
faunalar debelenmeye başlayacak sevgiyle."
Mekanizma,
Solar Sistem’e girdi. Son üç yerküre sistemin en karanlık köşelerine
savruldu. Yüce Divan, tohum kapsüllerini BİR an önce DNA sicimlerimizle örmemiz
gerektiğini an'ımsattı. Bunun için an’ımız var mı, diye sordum. Vardı. An’cak
iki iplik örebildik. Bilinçli evrim için bu bile yeterliydi. 10 adet sicimi de
daha süptil ol’arak yerleştirdik. Logos'a gittiğimizde, sicimler sayesinde
tohumlarla yerküre yaşamı arasında denetim yapabilecektik.
Çarpışma
gerçekleşmeden önce Yerküre'den uzaklaşmayı düşünüyorduk ama Yüce Divan
bırakmadı. Son ol’arak tohumlara Bilinç kazandırmamız gerektiğini söylediler.
Yerküre üzerinde doğum rampaları yaratıp yaşam üniteleri inşa ettik. Bilinç
ak’ışının sağlanması için hücrelere şarkı söylemeliydik. Şarkıcı Dostumuz
oracıkta BİR beste yaptı. Melodik yapısı, hücrelerin evrimsel aktivitelerini BİR
düzen içinde kurmalarını, gerçekleştirmelerini sağlayacaktı. Hep BİR ağızdan
şarkıyı söylemeye başladık. Sicimlere Nefes verdik.
Tohum
kapsüllerinden ol’uşturduğumuz yaşam ünitelerini sevgiyle toprağa
yerleştirdik. Şarkı söyledik. Bilinç ak’ışını kurduk. Yerküre tohumlanmaya
uy'gun hal’e gelmiştir. Çarpışmadan önce, burayı terk etmek istiyoruz. Bu arada
da bedenlenme ekibi kanımızca yola çıkabilir. Sevgiyle artık evimize dönebilir
miyiz?" dedim.
Sessizlik
ol’du. Mekanizma, 6. yerküreden BİR uy'duyu arkasına fırlattıktan sonra,
gaz devine doğru yöneldi. BİR süre sonra Yerküremiz’i ortalarına alacaklardı.
Yüce Divan seslendi:
Yerküre'ye
hem fiziksel hem de bilinçsel BİR partnerlik yaptığınız için, Logos
ahalisi adına, bütün dostlara sevgiyle şükranlarımızı sunuyoruz. An’cak geri
dönecek kadar an’ınız kalmadığını sevgiyle bildiririm. İşinizi çok iyi yaptınız.
Ama asıl görev şimdi başlıyor. Gönüllü ol'arak Yerküre'de kalmanızı öneriyoruz.
Çarpışmaya bizzat yakından tanıklık etmeniz, Yerküre'nin hatta Logos'un geleceği
için çok önemli."
Yutkundum. Hep beraber su içtik.
Yani, dedim. Sustum. Yarışma gittikçe tatsızlaşıyordu. Yaşlı Dostum,
yaşlı gözlerle Yüce Divan'a seslendi: "Çarpışma esnasında bize ne ol’acak?" Ben
de tam bu soruyu soracaktım. Sözü yine Yüce Divan aldı:
Sevgiyle
öleceksiniz. Yerküre, yeni güzergahına tam ol'arak oturduğunda, tohumlar
yeşerecek, siz sevgili Dostlarımız da orada bedenleneceksiniz." Korktuk. Sustuk.
Yutkunduk. Logos'u BİR daha göremeyecek miyim, diye düşündüm. Peki
bedenlendiğimiz an her şeyi an'ımsayacak mıyız?" dedim.
Hayır. Ama bizler siz
sevgili Dostlarımıza, doğup yaşama katılmaya başladığınız an'dan itibaren kim
ol'duğunuzu daima an'ımsatacağız. Sevgiyle siz hiç merak etmeyin."
O
hal’de bizler an'ımsayamadıkça burada kalmaya devam edeceğiz, sevgiyle
öyle mi Yüce Divan Dostları," dedim. Aynen öyle, dediler. Umarım an'ımsatmayı
unutmazsınız, dedi üşüyen Dostum. Umarım siz sevgili Dostlarımız da hemen
an'ımsarsınız, dedi Yüce Divan, pişkin pişkin.
Şarkı söylemeye, dans etmeye devam
ettik. Az sonra çarpışma gerçekleşecekti. Tekrar bedenlenmek üzere, hepimiz
ölecektik. Ne de ol’sa bu BİR yarışmaydı. |