Yaratıcıların
İzinde |
E. Asım Öztürk |
|
Bilinen Yaşam Biçimleri
Parkı görevlilerinden Scanik gözüne inanamadı... İki uzun elinin orta
parmaklarını yarım daire biçiminde büktü, sarımsı yeşil renkli oval yüzünde,
bir kulağından diğerine uzayan geniş gözünü ovaladı eski bir alışkanlıkla.
Gördükleri, yine inanılmazdı! |
|
|
Nefesi Tükenenlerin
Nefsi |
Emre
Karadeniz |
|
"Geçen ay, nikâh memurlarının
grevi yüzünden, abim evlilik tarihini ertelemek
zorunda kaldı". Bu lafın ardından, yerin onlarca
metre aşağısında, basit bir mesajı yerine iletmekle
görevli olan birlikteki herkes, gülmeye başladı. |
|
|
Bu Senin Dünyan |
Öztürk Miraç Saral |
|
Evet, sayın seyirciler,
Avrastis Devleti kaynaklarının haber merkezlerine
çektiği bilgilendirme mesajında, on senede bir
yapılan, Dünya’nın diğer bölgelerinden alınan göçmen
insanların oluşturduğu seçimin sonuçlandırıldığı
bildirildi. Buna göre, yirmi bir değişik ırktan,
yetmiş beşi kadın, yetmişi erkek olmak üzere 145
insan, Avrastis Devleti’nin açtığı sınava girmeye
hak kazanmıştır. |
|
|
Tohum Savaşları - 2 |
Levent
Ölçer |
|
"Dünya yaşanacak bir yer değil aslında
Kemal. Birbirimizin gırtlağını parçalamak için türlü
düzenler kuruyoruz. Bu uzaylı da gelmiş bu gezegeni istiyor!
Salak ne istediğinin farkında değil!" diye sinirli sinirli
söylendi Paşa. Paşa arada böyle nedenli nedensiz parlardı ve
onu tanıyanlar bu zamanlarda onu sessizce soğumaya
bırakmanın en iyisi olduğunu bilirdi. |
|
|
Aşk Faktörü
|
Mehmet Yılmaz |
|
Hemen arkasından ekledi titrek
ses; “Tebrikler! Olgun yaşamınız bugün fazladan 20
yaşam puanıyla ödüllendirilecek.” Bu iyiydi işte 20
puan demek yepyeni bir program denetim kartı demek
olabilirdi. Ona yükleyebileceği senaryoları düşündü.
Yeni fantezilerin sıcak dalgaları yayıldı beyninde,
yeni hastalıklar yepyeni sapıklıklar beyin
kıvrımlarında gezindi kısa bir süre. Ama kaba
sapıklıklardan çok daha korkunç günahlar bekliyordu
onu. İşe yetişmeliydi. |
|
|
Tohum Savaşları
|
Levent
Ölçer |
|
Eskiler bina yapmasını
biliyormuş Kemal" diye konuştu, ikinci komutanına.
"2012 depreminde şehrin neredeyse tamamı yıkıldı ama
Ayasofya, Camiler ve Hisarlar ayaktaydı.. Bu gün
hala ayaktalar. Buna ilahi bir anlam vermeli miyiz
sence?" diye ifadesizce konuştu, emeklilikten
zorunlu olarak geri gelmiş olan Paşa. Kullandığı
saldırı helikopterini geri çevirdi ve rotasını
vurucu üs olarak kullandıkları Yenişehir inşaat
sahası olarak belirleyip otomatik pilota bağladı. |
|
|
Bahar |
Anıl Yalçın |
|
5 bahar önce; uyandırıldığımda
aklıma ilk su içmek gelmişti. Çok susadığımı
hatırlıyorum. İkinci aklıma gelen ise hastalığımdı.
Beni uyandırdıklarına göre iyi bir düşünceyle, çare
bulunmuştu hastalığıma. Bu arada sanırım daha
öncesine gitmeliyiz, ben kendimi tanıtmadım; adım,
Deniz. 32 yaşında varlıklı bir ailenin tek
çocuğuyum. Kanserim. |
|
|
Kapı |
Emre Tekgür |
|
Belki bilgisayar sistemlerinde
bir şey bulabilirim" dedi Gökmen.Ne de olsa
şirketteki birçok şey bu sisteme
bağlı.Kapılar,kasalar,kitaplar,defterler...Bu sistem
sayesinde kapılara "kapan" deyince kapanıyor,bir şey
yazmak istediğimizde ise sadece konuşuyorduk.Sistem
bizim yerimize gerekeni yapıyor nasılsa. |
|
|
Mars |
Bülent Eriş |
|
Bir süre daha ilerledikten
sonra tünel bitti. İlk girdiği yere benzeyen başka
bir boşluğa çıkmıştı. Üzerinden yansıyan ışıklar
karşısındaki duvara vurduğu anda kalbinin duracağını
hissetti. Sadece kendisinin duyduğu bir çığlık
kalbinin derinliklerinden yayılarak elbisesinin
içinde çalkalandı. |
|
|
Zavallı Aptallar |
İlkay Kalkan |
|
Sonra aklına, şimşek gibi bir
fikir çaktı. Neden olmasındı ki? Pekala, NASA'da
Türk çalışanlar olabilirdi. Hatta babası ona her
zaman, “NASA'nın yarısı Malatyalı,” demez miydi?
Babasının bu cümleyi dalga geçmek için söylediğini
zannetmiyordu. Belki de sadece muhabbet etmek
isteyen biri vardı karşısında. Ama neden ismini
söylemek istemediğine bir anlam veremiyordu. Bütün
kötü fikirleri aklından atıp, Yabancı'nın sorduğu
soruları cevaplamaya karar verdi. |
|
|
Robot ve Savaş |
Onur Gürleyen |
|
“2169 yılını da bitirdik ve
dünya değişiyor, bunu durduracak gücümüz yok. Her
zaman böyle oldu her seferinde bir ırk yok oldu ve
diğeri doğdu. İnsan oğlu yapabileceğinin en iyisini
yaptı, her konuda mükemmeli yakaladı ama sonumuz
sinsice yaklaşıyor. Hiç beklemediğimiz bir anda yok
olacağı” |
|
|
Melez |
Zübeyir Tokgöz |
|
Bıktım artık ayrımcılıktan!
Beni tanıyan insanların takındığı önyargılı tavır,
doğru bir davranış biçimi değil. Hem beni oluşturan
yine siz değil misiniz? Beni aşağılamak için mi
oluşturdunuz? Buradan bütün insanlara sesleniyorum :
Ben bir insanım ve insanca yaşamak istiyorum. Beni
toplumdan ayrı tutmayı bırakın artık. Ben canavar
değilim... |
|
|
Hata |
Dr.Erkan Ergen |
|
Çok geçmeden dev ekranın önündeki dar
boşlukta, ince laser demetlerinin ayırdığı küçük bir alan ve hemen ardından da
Treton’un bir Sarton taklidi olan kırmızı hologramı belirdi. |
|
|
ROL-TV |
Samet Canlı |
|
Engin’in kendisine ait bir ulaşım
aracı yoktu. Ve bu logo tasarımı şirketindeki işine
girdiğinden beri de; böyle bir aracı edinmesini
sağlayacak yeterli bir meblağı hala toparlayamamıştı.
İyi kazanıyordu ama ona göre bu yeterli değildi.
Özellikle de bir araba için. Her zaman hayalinde fiber
karbon bir kaportaya sahip, uçabilen bir Porsche’yi
canlandırırdı. Bir gün ona erişebileceği bir zamanın
geleceğinden, arkadaşlarına ve sokaktaki kozmo-egzotik
piliçlere hava atabileceğinden emindi. |
|
|
William Brightman'ın
Günlüğü |
Samet Canlı |
|
Sevgili günlük; daha önceki
sayfalarda okumuş olabileceğin gibi yeniden
dirilmemden sonra doktorların benimle birlikte mezara
giden günlüğümü elime tutuşturduklarından bahsetmiştim
ve bununla birlikte; bana ses kaydı yapabilen, hem
harita hem kimlik vazifesini görebilen, mikro
ölçülerde hazırlanmış adına PAD denilen bir aleti
günlük olarak kullanmam için verdiklerinden söz
etmiştim. |
|
|
Hiç |
Hakkı Ünlü |
|
O sırada benim “Sinem” adında bir
kız kardeşim olmadığı aklıma geldi. Az önce gelen kişi
kimdi ve ben neden ona, “hanımefendi kusura bakmayın,
benim Sinem isminde bir kız kardeşim yok”, demediğimi
hiç bilmiyordum. Sonra duvara tekrar baktığımda
lekenin biraz daha büyümüş gibi olduğunu gördüm. Ayla
Hanım da ortalıktan kaybolmuştu. |
|
|
Onarım |
Aziz Hayri |
|
Ana filodan ayrılalı bir
hayli zaman geçmişti. Bir onarım işinin bu kadar uzamasına kızıyordu. Görev
kendisine verildiğinde kızgınlıkla "kendim hallederim" diyerek yardımcı da
istememişti. Arıza büyüyüp iletişim organlarını da etkileyince kargo gemisinde
yapayalnız kalmıştı. Sonra konvoy yoluna devam edince uzayın bilinmeyen bir
parçasında kaybolmuştu. Diğerleri kendisini bulasıya kadar durumu idare etmek
zorundaydı. Kendisini buralara gönderen bölüm subayına bir kere daha lanet
okudu. |
|
|
Keşif |
Zübeyir Tokgöz |
|
Kamars hızla Cızmıntın yanına sokuldu ve gözlerini, pembemsi
yıldızlarla dolu gökyüzüne doğru cevirdi. Artık kayan bir yıldız görmeleri an
meselesiydi. Gökten gelen ışığı çıplak gözle ilk gören Kamars oldu. Işık önce
küçüktü fakat her geçen zaman diliminde biraz daha büyüyordu. Onu gözden
kaçırmamak için var güçleriyle dağları, tepeleri hızla aşmaya başladılar. Her
zıplayışlarında ya bir vadiyi geçiyorlardı yada bir tepeyi aşıyorlardı. Işığın
yüzeye yaklaştıkça büyümesinde görülen artma, ona biraz daha yaklaştıklarının
habercisiydi. |
|
|
Dostlar |
Ali Dündar |
|
O bir sibernetik uzmanıydı.
Yıllarını ‘Yapay Zeka’ ‘Artificial Intelligence
A.I.’ araştırmalarına vermişti. Geçimini sağlayan
işinin yanında, kendine kalan özel zamanlarda
gizlice özel bir proje geliştirmişti.
|
|
|
|
|
|
|
|
Ölüm Bölgesi |
Mehmet Emin Arı |
|
Kuzey Anadolu fay hattı
komplosuyla tanınan Mehmet Emin Arı, bu seferde
kendini Güneydoğudaki esrarengiz bir olayın içinde
buluyor... |
|
|