| Tarih: |
5 Haziran 1987 |
| Kime: |
SSCB Mars Karargahı Komutanı (Özel) |
| Kimden: |
SSCB Pluto Görev Komutanı |
| Kod: |
TS Perishka C. |
| Konu: |
Deli Amerikalı Uzay Adamı |
Wofka, sana bu mesajı belirli ellere geçmesin diye özel
olarak gönderiyorum. Mars ve Dünya arasında süregelen gizli espionaj olayı
belki bu defa Amerikalıların ne yapmak istediğini ortaya koyacaktır. Ancak
bu konuda bizlerin bir propaganda açmazına düşmemize dikkat edilmelidir.
Yaklaşık 12 saat önce uzay aracımızın radarı bizim yörüngemizde
yavaş hareket eden bir cismin aracımıza yaklaşmakta olduğunu belirtti. Bir
Amerikan uzay gemisinin de Plüto yakınlarında olduğunu bildiğimden ve onların
da bizim yaklaşmakta olduğumuzu bilmeleri gerektiğini düşünerek, aracımı
yüksek savunma durumuna getirdim. Bir süre sonra dikkatle yaptığımız
incelemeler bize yaklaşmakta olan cismin bir uzay torpidosu veya mayını olmadığını,
cismin gerçekte etrafına bir sürü garip cisim asılı bulunan bir uzay
elbisesi olduğunu belirtti. Elbisenin içinde veya etrafındaki cisimlerde bir
patlayıcı madde olabileceğini düşünerek savunma durumunu devam ettirdim.
Uzaydaki cisme biraz daha yaklaştığımızda zayıf bir
radyo sinyali ile karşılaştık. Sinyal bizim bulunduğumuz tarafa değil de
tam aksi yöne, garip cismin geldiği yöne gönderiliyordu ve İngilizce idi.
Konuşmada bir kod kullanılıyorsa bunu çözmeyi başaramadığımızı söylemem
gerek. Araçtaki tercümanımız- söz aramızda bu adamın da güvenlik
belgesini yeniden gözden geçirmek gerekecek sanırım- sesin bir erkek sesi
olduğunu ve Anne Ördek adlı bir ninniyi tekrarladığını bildirdi. Ninni mi
neyse, gayet monotondu ve durmadan tekrarlanıyordu.
Uzay aracımızın teleskopu ile yaptığımız inceleme bize
aşağıdaki bilgileri verdi:
-
Bir adet uzay elbisesi ve görünüşe göre içinde bir
adam;
-
iki adet tank, yaklaşık 300 litre kapasitede ve uzay
elbisesine sağlam çubuklarla bağlanmış;
-
Dört adet garip görünüşlü ve uzay elbisesinin
ayaklarından sarkan tanımlanamayan, toplam hacmi yarım metre küp kadar
tahmin edilen cisim;
-
Bir adet 3 metre uzunluğunda ve 7 metre çapında metal
silindir; anlaşıldığı kadarıyla uzay elbiseli adam tıpkı ata binmiş
gibi bunun üstünde oturarak uzayda yolculuk yapmakta;
-
Bir adet büyükçe bir yay; uzay elbiseli adam bindiği
silindirden aldığı okları her sekiz saniyede bir geldiği yöne atmakta.
Bizim yaklaştığımızı anlayan uzay elbiseli adam
okları atmayı durdurdu ve ingilizce olarak:
Arkadaşlar beni hâlâ işitebiliyorsanız Ivan'ı buldum,
dedi. Benim adımı bilmesi çok garibime gitmişti. Bu mesajı, birkaç kere
tekrarladıktan sonra durdu ve sanki kendisini araca almamızı bekledi.
Araca almakta artık bir sakınca görmediğim bu adam ve taşıdığı
malzeme ile ilgili bulduklarımız şunlar: Daha önce de belirttiğim ve
uzaktan yaptığımız araştırmaların gösterdiği gibi, adamın üstünde
veya yakında hiçbir patlayıcı madde yok. Ayaklara bağlı garip görünüşlü
şeylerin uzay elbisesine elektrik sağlayan piller olduğu meydana çıktı.
300 litrelik tankların incelenmesinden bunlardan birinin yiyecek taşıdığı,
ikincisinin de dışkıyı biriktirmek için kullanıldığı anlaşıldı. İçi
sıvı yiyecek dolu tanktan yiyecek bir plastik boru ile adamın elbisesinin içinden
başlığa kadar geliyor ve ufak bir ağız hareketiyle plastik borudan sıvı
yiyecek emilebiliyor. Dışkının çıkması için kullanılan sistem de buna
benzemekte ancak biraz daha komplike yapılmış. Akıllıca uygulanan bu
sistemin adamın anlattığına göre belli de sıkıntıları varmış.. Uzay
elbisesi gayet iyi çalışır ve elbisenin içindeki hava pek temiz olmamakla
birlikte rahatlıkla kullanılacak durumdaydı. Uzun silindir şeklindeki tank
üçte bir oranında oklarla doluydu. Diğerlerinin yolculuk sırasında kullanıldığı
anlaşılıyordu. Oklar çelikten, büyük bir ihtimalle kendi uzay gemilerinin
bir parçasından yapılmıştı.
Anladığımız kadarıyla uzayda okların atılması
silindirin yörüngesini bizim yörüngeye getirerek aracın yavaşlamasını sağlamak,
bu suretle de bizim adamı almamıza kolaylık yaratmak. Anlayamadığım bir şey,
bu kadar ilkel bir araç ve yönlendirme sistemi ile adamın bu kadar kesin bir
yörüngeye girebilmesi. Bu gerçekten akıl almaz bir olay. Adamın anlattığına
göre söylediği ninni,okları fırlatırken gerekli olan zaman ayarlamasını
yapmak için söyleniyormuş. Yaptığımız bütün sorgulamalarda adam bunu
aynen tekrarladı. Buralara gelmesinin nedeni ise, söylediğine göre kendi
uzay araçlarının ufak bir bölmesine sıkışıp kalma zorunda olan arkadaşlarını
kurtarmamız için bizden yardım istemekmiş. Anlattığına göre uzay araçlarının
giderek kumandasız bir şekilde Pluto'ya yaklaşıyor olması esas tehlikeyi teşkil
ediyormuş. Tabii ben bu yalanlara inanmadım. Ancak, söylenenlerin de ne kadar
yalan veya gerçek olduğunu anlamak için konu edilen uzay gemisine bir miktar
yaklaşmakta da bir sakınca görmüyorum. Amerikalıların bize
oynayabilecekleri herhangi bir oyuna karşı da temkinli olacağım şüphesizdir.
Adamın verdiği ifade o kadar saçma ki, bunu Kısaltıp size
göndermek yerine, tümünü ekli olarak size gönderiyorum. Benim bu dokümanları
size gönderdiğim dikkat içinde olayı inceleyeceğinizden eminim. Eski yoldaşlar
birbirlerini korurlar.
İmza
İvan Dzbrown
Komutan
Kaçık Amerikalı uzay adamının tutanakla kaydedilen
ifadesi:
Merhaba. Hayır... Rusça konuşamam. Eğer sizlere yardımı
olursa birkaç kelime Bask dili bilirim, o da annemin tarafından duyduğum
kadarıyla.. Evet... Siz ingilizce konuşuyorsunuz. Ne kadar iyi. Nerede doğduğunuzu
söylediniz ? Haa... Massachusetts mi ? Çok güzel bir yerdir.. Ben de doktoramı
orada yapmıştım.
Şimdi... Hikaye şöyle. Bizlerin Plüto'ya ilk giden ülke
olmak için karar verdiğimizi biliyorsunuz her halde. Bu iş bize dört yüz
milyar papele patladı. Ha,ha. Eski başkanlardan Johnson'un bu konuda nasıl bağırdığını
bir duymalıydınız. Neyse, uzatmayalım Dünya'dan hareket edip, Mars'ı geçtik
ve Plüto'ya doğru büyük bir problemle karşılaşmadan yola devam ettik. Bir
süre sonra jet motorlarında acayip bir takım şeyler olmaya başladı. Kompüter
ile yaptığımız incelemeler bir sonuç vermeyince, birinin aracın dışına
çıkıp ne olup bittiğine bakmasına karar verdik. Her zaman olduğu gibi bu
gibi işlerde ben seçilirim ve o kez de öyle oldu. Bu herhalde uzay elbiseleri
içinde en çok benim kolaylıkla iş yapabilmemden olsa gerek. Burada olmamın
nedeni de bu ya...
Dışarı çıkıp jet motorlarına ilk baktığımda motorların
etrafında, tam egzoz çıkış borusunun içine doğru salkım saçak birtakım
şeylerin toplanmış olduğunu gördüm. Biraz daha yaklaşınca bunların
sanki siyah üzüm salkımı gibi bir takım şeyler olduğu dikkatimi çekti.
Ben tam eğilmiş bu garip şeylere bakarken vız diye bir şey kalçama hızla
çarptı. Aman Allahım bir meteora mı çarpıldım diye düşündüm. Ancak,
çarpan her ne ise, elbisemin içine geçmediğinden bunun bir meteor olmasına
imkan yoktu. Kalçamdan beni vuranın ne olduğunu anlamak için kafamı.kaldırdığımda
o siyah üzüme benzeyen şeylerden yüzlercesi, binlercesinin üstüme doğru
geldiğini gördüm. Bu durumu derhal komutana bildirdim;
O da bana eğer benim için bir tehlike yoksa orada kalmamı
ve ölüp biteni izlememi istedi.
Garip şeyler her taraftan, arının çiçeğe hücum ettiği
gibi aracımızın jet motorlarının egzoz çıkışma saldırıyorlardı. Bir
süre sonra bu saldın yavaşladı ve birden kesilir gibi oldu. Arada bir garip
şeylerden birkaçı bulunduğu yerden kalkıp uzayın boşluğunda kaybolurken,
diğer yenileri birer ikişer motora yapışmakta devam ediyordu. Jetlerin etrafında
bu garip şeylerden bir sürüsü ise motorları çalıştırmayacak yoğunlukta
etrafı sarmıştı. Bu durumda motorların işlemesi söz konusu olamayacağından,
bu garip şeylerin temizlenmesi gerekecekti.
Uzay elbisemin dış ceplerinde bulunan aletlerden birini çıkarttım
ve garip şeylere vurmaya başladım. Motorun üstüne o kadar sıkı yapışmışlardı
ki hiçbir kuvvet sanki onları yerinden oynatamazdı. Bu arada ayrılıp uzayın
boşluğuna kaybolanlar ise zaten kendiliğinden ayrılmak üzere olanlardı.
Her neyse... Bu garip şeylerden birini incelemek üzere elime
aldığımda, eldivenin dışından bile hissettiğim bir titreşimle, aldığımla
bırakmam bir oldu. Görebildiğim kadar bu garip şeyler bildiğimiz bilyenin
üçte ikisi büyüklüğünde ve bir incin beşte sekizi çapında idi. Ha,
unuttum belki sizler inçle değil de milimetre ile ölçersiniz bu gibi şeyleri.
Belki de çocuklarınız bilye ile oynamazlar. Ne bileyim ben. Şimdi bakalım.
İki yüz kırk dört kere altı yüz yirmi beş ne eder ? Evet elde var iki...
Tamam milimetre olarak tam tamına on beş nokta sekiz yüz yetmiş beş
milimetre. Ben bu garip şeyi elime alır almaz yassıca olan yüzünde bir mavi
ışık belirdi ve ışıkla birlikte garip şey elimden büyük bir hızla ayrıldı
ve gitti, ilk önce çok korktum. Belki bu bir tür iyon itişiydi ve elimi
yakabilir diye. Fakat baktım ki öyle bir şey olmadı. Bu garip şeylerin
tehlikeli olmadığını anlayınca bunları yakından izlemek gereğini duydum.
Bunlar istedikleri yöne o garip mavimtırak ışığı vererek gidebiliyorlar
ve istedikleri zaman o ışığı söndürüp istedikleri yerde kalabiliyorlar.
Yaptığımız araştırmalara göre bu garip şeyler...Her neyse simde bunları
anlatmaya gerek yok. Bu hesapların hepsi bizim araçta var Yani bizim araç hâlâ
duruyorsa demek istedim. Neyse, siz bizim aracı kurtardıktan sonra bunları
size verebiliriz. İşte bilimsel dayanışma buna derler. Ha. ha. ha...
Dedim ya, bu garip şeyleri yakından izlemek anlamak istedik.
Yanımdan geçen birini hemen yakaladım. Bunu yaparken de o mavi ışığın
elimin içine doğru gelmemesine dikkat ettim. Elimde belirli bir itiş gücü
hissettim. Ancak, bu güç o kadar büyük değildi bu nedenle de garip şey
elimden kaçamadı. Sanırım bu nedenle oldukları yerde kalabiliyorlar, hızlı
yörüngelerden etkilenmiyorlar ve Güneş'in çekim gücünden etkilenmiyorlar.
Plüto'dan da uzak oldukları için onun tarafından da çekilmiyorlar.
Tüm bu olanları bizim komutana anlattığımda aklımı kaçırdığımı
zannetti ve derhal araca dönmemi emretti, Allahtan ki dediklerimin doğrulumunu
ispat edecek o garip şey hâla elimdeydi. Bizim komutan bu işi bir türlü
anlayamadığından yeniden motorları çalıştırmaya karar verdi ve benim de
dışarı çıkıp ne olup biteceğini görmemi söyledi.
Olanları size anlatamam. Jetler çalışmaya başlayınca o
garip şeylerden binlercesi, milyonlarcası jetlerin üstüne yeniden üşüşmeye
başladılar, işin garibi bu yaratıklar jetler sıcakken onların üstüne yapışıyor,
motorlar susturulup soğumaya başlayınca yavaş yavaş oradan ayrılıyorlardı.
Baktık ki olacak gibi değil, Mars ile radyo teması kurmaya çalıştık.
Bildiğiniz gibi şu anlarda Dünya, Güneş'in arkasında olduğundan bu konuda
bir problemle karşılaşmayacağımızı sanıyorduk. Ancak böyle olmadı.
Mars ile bir türlü temas kuramıyorduk. Bu olay komutan ile muhabere subayı
arasında epey bir tartışmaya yol açtı. En sonunda birisinin dışarı çıkıp
antene bakması gerekti. Sizin de anlayacağınız gibi bu iş de bana düştü.
Dışarıda gördüğüm olay, inanılacak türden değildi. Her seferinde radyo
ile bir mesaj göndermeye kalktığımızda, o garip şeyler antenin üstüne,
sineklerin pisliğe üşüştüğü gibi dolup, haberleşmeyi önlüyorlardı.
Sizlerin çiftçilikten anladığınızı bir yerde okumuştum. Onun için
anlatmak istediğimi her halde gözünüzde canlandırabilirsiniz. Anlaşılan
bu garip yaratıklar radyo dalgalarından infrared'e kadar olan her türlü
radiant enerjiyi alabiliyorlardı. Bu nedenle de bizim konuşmalarımız
istenilen yere ulaşamıyordu.
İşte benim anlatacaklarım bu kadar. Sizin de radarınızda
görmüş olacağınız gibi uzay aracımızı belirli bir yörüngede
hareketsizliğe bıraktık; çünkü başıboş bir şekilde Pluto' ya gidip çarpmayı
Allah bilir göze alamadık. Haberleşme imkanımız da kalmayınca birinin
gelip sizlere haber vermesi ve yardım istemesi gerekiyordu.
Bize yardım etmenizin ötesinde buraya kadar gelmemin bir diğer
nedeni sizleri olacak tehlikeden haberdar etmek ve bizim düştüğümüz duruma
düşmemenizde yardımcı olmak içindi.' Görebildiğim kadarıyla bu garip
yaratıklardan buralarda yok. Eğer bize yardım etmeye karar verirseniz, bizim
mürettebat buraya kadar gelebilirler. Gördüğüm kadarıyla uzay aracınız büyük
ve hepimize de yer var. Sizleri gördüğüme sevindiğimi söyleyeyim. Her ne
kadar sizler bizden biraz değişikseniz de, hepimiz bu Ortak işin içindeyiz.
Onun için birbirimize yardım etmekte fayda var. Bizimkiler dışarıdan gelen
haberleri alabildiklerinden sizin araçtan bizimkine vereceğiniz bir radyo
haberi üzerine bizimkiler buraya gelmeye başlayabilir.
(İfade burada bitiyor)
| Tarih: |
6 Haziran,
1987 |
| Kime: |
Güvenlik Subayı, SSCB Karargahı, Mars (özeldir) |
| Kimden: |
Komutanlık, SSCB Karargahı, Mars. |
| Kod: |
STS Babushka Y. |
| Konu: |
SSCB Pluto Görev Komutanı |
Nikolai: Lütfen konuda geçen adamın deli olup olmadığını
veya belli bir ihanet içine girip girmediğini araştır. Aynı zamanda benden
başka birine de kodlanmış mesaj gönderip, göndermediğini bulmanı
istiyorum. Güvenlik kodu TS Perishka C.nin doğruluğunu da gözden geçiriver.
Ailenin iyi olması umuduyla.
İmza
Vladimir Czmith Komutan
| Tarih: |
10 Ağustos
1987 |
| Kime: |
ABD'deki
SSCB Büyükelçisine |
| Kimden: |
Kremlin |
| Kod: |
Yok |
| Konu: |
Kapitalist
Propaganda hakkında |
Sovyet uzay adamlarının Volga-Volga şarkısını söyleyerek
uzayda ok attıkları yolunda Amerikan yayın organlarında çıkan saçma ve küçük
düşürücü haberleri derhal ve en şiddetli bir dille protesto edin.
imza
J.
|