Son Güncelleme
6 Mayıs 2008
Bilimkurgu2000 Ana Sayfayeni çıkan kitaplarkitaplardan bölümlerİlginç bilimsel konularBilimkurgu ve diğer konular
5 Yukarı

Yapay zekaya âşık olmak

Z. HEYZEN ATEŞ

Kahraman olmadığını iddia eden bir kahraman, dünya düzeninin eksenini oluşturan siber âlem, Idoru adlı bir yapay zekâ/pop ikon ve yabancı topraklarda başı beladan kurtulmayan bir kız. Organize suçlar, ani dönüşler, akıcı olay örgüsü. William Gibson'ın Idoru'su aynı diğer romanları gibi 'cyberpunk' sevenler için biçilmiş kaftan. Sanal Işık'ı okuyanlar, Idoru'nun dünyasını tanıdık bulacaklar; bu sefer de yine Sanal Işık'ta olduğu gibi günümüze çok yakın olmamakla beraber Matrix Avcısı ya da Sıfır Noktası'ndan daha yakın bir gelecek söz konusu. Siber âleme bağlanmak hâlâ çok gelişmiş seviyede olmasa da en azından üç boyutlu ve şirketler varlıklarını büyük ölçüde bu düzleme taşımışlar. Televizyon, daha doğrusu internet üzerinden yayın yapan izleyiciye yönelik programlar kitlelerin odağında yer alıyorlar. Haliyle bu tür programlar hazırlayan kişiler ve şirketler de tarihin ve olayların akışını değiştirebilecek kadar büyük güce sahipler. Yapay zekâlar henüz o kadar zeki değil. Ama örneğin inşaat sektörü ve nanoteknoloji çok ilerlemiş.

Zamanı ve mekânı anlattıktan sonra artık olaylara geçebiliriz. Her şey aslında bu yeni dünya düzeninin magazin basını diyebileceğimiz Slitscan'in Lo/rez adlı bir grubun çok uzun süredir meşhur olmasından duyduğu rahatsızlıkla başlıyor. Üstelik grubun iki üyesi Lo da Rez de hiçbir skandala karışmadıkları için şirketin onların üzerinde hiçbir gücü yok. Böylece Laney'i işe alıyorlar. Laney'in tek bir özelliği var, siber âlemdeki bilgi bombardımanı ve neredeyse sonsuz seçenekler içinde aradığı bilgilere bir şekilde, sezgilerinin yardımıyla ulaşabilmesi. Yani araştırmacıların bulmak için aylarca uğraştıkları bir bilgiyi birkaç saatte tespit edebiliyor. Slitscan ve Laney bir süre birlikte çalışıyor, kimini mahvedip kimini baş tacı ediyor, insanların ilgi alanlarını ve arzularını düzenliyorlar. Derken dananın kuyruğu kopuyor ve masum bir kız kendisi yüzünden intihar edince Laney, Slitscan'le bağlarını kopartıyor.

Elbette, bugün olduğu gibi gelecekte de işsiz olmak kolay değil. Hele de yaptığınız işi nasıl yaptığınızı açıklayamıyorsanız. ('Sezgilerim iyidir' bir işverenin duymaktan hoşlandığı bir iş tanımı olmasa gerek.) Zorlu bir dönemin ardından bu sefer de meşhur şarkıcı Rez'in adamları Laney'i işe alıyorlar. Nedeni ise ancak Gibson'da görebileceğiniz bir şey: Rez'in bir tür AI yani yapay zekâ olan idol-şarkıcı Idoru ile evlenmesinin arkasında bir tür komplo olup olmadığını keşfetmek. Deprem sonrası Tokyo'sunda nanotek, Rus mafyası ve tröstlerin hegemonyası içerisinde varolma savaşı da diyebiliriz. Gençlik kulüplerinin politikaları, diğer kitaplarda rastladığımız gibi siber âlemde kimsenin girmediği özel alanlar (Sur Şehri), sosyal anlamda beceriksiz bilgisayar korsanları, hayran olduğu şarkıcının evlilik planlarının doğru olup olmadığını araştırırken kendini mafya adına gerçekleştirilen kaçakçılıkta kurye olarak bulan bir genç kız.. Karmaşa adına ne isterseniz var Idoru'da.

Ama daha da garip olan ya da garip gelmemesiyle garip gelmeye başlayan insan-yapay zekâ evliliği. Gibson bu romanda teknolojiden uzaklaşıp sosyoloji ve bireyin hissetme biçiminin teknoloji nedeniyle yaşadığı değişimlere yüklenmiş ama ne yazık ki pek çok yer havada kalmış. Örneğin yapay zekânın ne kadar güzel görünebileceğini ve etkileyici olabileceğini kavrasanız bile birinin onunla 'evlenme' isteği ve bu isteği açıklamakta kullanılan paralel yollar teorisi çok da anlamlı gelmiyor. (Teoriyi merak ediyorsanız kitabı okumanız gerek.)Bu bağlamda Sanal Işık'taki tat, Idoru'da yok.

Sonuçta Idoru Gibson romanları arasında en iyisi sayılmasa da yine de sıradan tekno-romanların çok üzerinde. Her ne kadar eski kahinvari havasına sahip olmasa da Gibson hâlâ işini biliyor. Sorun belki de uzak geleceği çok iyi kurgularken yakın gelecekteki konularda kendini o kadar da özgür hissetmemesi. Tek başına yepyeni bir bilimkurgu altkültürü yaratan bir yazardan daha iyisini beklemek ne yazık ki tüm okuyucuların hakkı.

Idoru'nun sonu da bütün yarım ipler bir düğüme bağlansa da çok tatmin edici değil. Hızlı kapatılmış konular, ani çözümler var. Olayların bir kısmının niye oldukları çok da açıklık kazanmıyor. Belki fazla basit olduğundan kişi daha girift kurgular bekliyor Gibson'dan.

Yine de tekno-dünyaları daha iyi kimden okuyacaksınız?Gerçek, çünkü anlatılanlar, ne kadar karanlık olsalar da insanoğlunun doğasına yabancı değil. 1949'da, Amerikalı bir subayın oğlu olarak Münih'te doğan ve çocukluğunu Tokyo, Manila ve Washington'da geçirmiş olan Johnson'ın, dünya haritasının iki ucunda bulunan toprakların kokusunu sindirerek büyümüş olması, Fiskadoro'yu özel kılıyor. Kitap, satırlarını sunmaya başlamadan önce 'kırk millet'ten insanı bir araya toplamış da okur karşısına öyle çıkmış gibi. Dünya'nın başına bir felakettir gelmiş, Asya hiç olmuş, Avrupa ve Afrika'nın adı geçmiyor, ama felaketten kurtulmayı başaranlar, gelecekte yine farklı kimlikler ve farklı geleneklerle, Amerika'nın bir yerlerinde yaşamaya devam ediyorlar.

Radikal Kitap - Temmuz 2007
Z. HEYZEN ATEŞ
  Ana Sayfa  |  Yeni Kitaplar  |  Arama  |  Öyküler  |  Yazarlar  |  Sanal Kitaplar  |  Makaleler  
  Bilimsel Yazılar | Ödüller | Forum | Yayınevleri | e-Posta  
   

7